18.04.2019 12:32 | Son Güncelleme:
AA

Son dakika... Cumhurbaşkanı Erdoğan: Sizi memurluktan atamazlar, seyirci kalmayız!

Memur-Sen Konfederasyonu tarafından "İşin Geleceği: Tehditler ve Fırsatlar" temalı uluslararası konferansında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Memur-Sen camiasının bu seçimler sebebiyle ortaya çıkan tabloda, bulundukları yerlerde dimdik duracaklarına inanıyorum. Ha ne yapacak sana? Seni makamından mı alacak? Alsın. Seni memurluktan atabilir mi? Atamaz. Çünkü 657 denilen bu yasa bir defa sizi güçlü bir şekilde koruma altına almıştır" dedi.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Memur-Sen  camiasının seçimler sebebiyle ortaya çıkan tabloda, bulundukları yerlerde dimdik  duracaklarına inanıyorum." dedi. 

Erdoğan, Memur-Sen Konfederasyonu Uluslararası "İşin Geleceği  Tehditler ve Fırsatlar" Konferansı ile Genel Merkez Hizmet Binası açılışına  katıldı.

Memur-Sen'in heyecanına, gururuna ortak olmaktan büyük memnuniyet  duyduğunu belirten Erdoğan, Memur-Sen Başkanı Ali Yalçın ve Memur-Sen yönetimine  teşekkür etti, açılışını yaptığı yeni genel merkez binasının hayırlı olmasını  diledi.

Konumuyla müştemilatıyla içerisindeki imkanlarıyla Memur-Sen'e yakışan  bu eserin kazandırılmasında emeği geçenleri tebrik eden Erdoğan, ayrıca 2 gün  sonra yapılacak Memur-Sen'in 6'ncı Genel Kurulunun da sendika ve ülkedeki tüm  kamu görevlileri için hayırlara vesile olması dileğinde bulundu.

Genel kurul toplantılarının değişim, yenilenme ve muhasebe dönemleri  olmalarının yanı sıra aynı zamanda güven tazeleme vasıtaları da olduğuna değinen  Erdoğan, 6. Genel Kurul'da belirlenecek hedeflerin Memur-Sen için, ülkedeki  sendikal çalışmalar için gelecek 4 yılda yol gösterici olacağını aktardı.  Erdoğan, Memur-Sen'in mevcut yönetiminin güven tazelemiş olarak gelecek dönemde  çalışmalarını çok daha güçlü, koordineli ve etkin bir şekilde sürdüreceğine  inandığını söyledi.

Bu vesileyle sendikanın bugünlere gelmesinde emeği geçenlere gönülden  teşekkür eden Erdoğan, hayatını kaybeden sendika mensuplarına Allah'tan rahmet  diledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bilhassa 1995 senesinde Memur-Sen'in kuruluşuna  liderlik eden merhum Mehmet Akif İnan'ı burada rahmetle yad ediyorum. Şair,  mütefekkir, muallim Akif İnan Ağabey sadece şiirleriyle, fikirleriyle değil aynı  zamanda aksiyoner bir lider olarak bizlere hep örnek olmuştur. Sadece kuru bir  öğretmenlik, yazarlık, şairlik yapmamıştır." diye konuştu.

Akif İnan'ın, "İnsanların en hayırlısı insanlara faydalı olanıdır"  anlayışına uygun olarak son nefesine kadar ülkenin ve milletin istikbali için  mücadele ettiğini aktaran Erdoğan, şöyle devam etti:

"Akif İnan, sendikayı sadece memurların hak ve hukukunu savunan bir  çatı olarak değil milli bir diriliş hareketi, evrensel bir özgürlük hareketi  olarak da tasavvur etmiştir. Onun nazarında Memur-Sen ülkemizle beraber dünyanın  dört bir yanında hakları elinden alınan, emekleri, alın terleri, kaynakları  sömürülen onca zenginliğin ortasında fakirliğe mahkum edilen yüz milyonların da  sesi soluğu nefesi olan bir müessesedir. Kuruluşundan itibaren Memur-Sen de Akif  İnan'ın tayin ettiği istikamet doğrultusunda misyonunu layıkıyla yerine  getirmiştir."

"HEP KRİTİK ROL OYNADI"

Türkiye'nin son yılardaki tüm demokrasi hamlelerinde Memur-Sen'in hep  kritik rol oynadığına dikkati çeken Erdoğan, "Özellikle 28 Şubat'ta olduğu gibi  demokrasinin askıya alındığı dönemlerde darbeleri meşrulaştırıcı görev üstlenen  sendikal gelenekten ülkemizin kurtarılmasında Memur-Sen'in çok ciddi katkıları  olmuştur. Sırtını vesayet odaklarına dayayan sendika ağalarının siyasetçilere  ayar verdiği o kötü günler hamdolsun sizlerin desteğiyle artık geride kalmıştır." değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye'de ideolojik sendikacılığın yerini temel hedefi emekçilerin  hak ve imkanlarını güçlendirmek olan yeni bir sendikal anlayışın aldığını ifade  eden Erdoğan, şunları söyledi:

"AB sürecimize destek veren, Kudüs'ün hakkını savunan, ihtiyaç  sahiplerine el uzatan, kritik dönemlerde vesayetçiler yerine mili iradenin  yanında saf tutan Memur-Sen, ülkemiz için önemli bir kazanımdır. Ben tüm  Memur-Sen ailesine çalışanlarımızın haklarını savunmada gösterdikleri gayretin  yanı sıra Türkiye'de milli iradenin, demokrasinin, insan hak ve hürriyetlerinin  yerleşmesine verdikleri destek için de şahsım ve milletim adına şükranlarımı  sunuyorum."

Memur-Sen'in her türlü vesayete karşı yürüttüğü mücadeleyi takdirde  karşıladıklarını özellikle belirtmek istediğini dile getiren Erdoğan, sendikanın  bu özgür ve özgün tavrının gelecek dönemde güçlenerek devam edeceğine inandığını  vurguladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları kaydetti:

"Bu arada 31 Mart itibarıyla tamamlamış olduğumuz seçimlerden sonra  bazı belediyelerdeki gelişmelerden rahatsızlık duyma gibi veya o bulundukları  yerde mücadelelerini kararlı bir şekilde sürdüremeyenler sebebiyle Memur-Sen  camiasının asla rahatsızlık duymaması gerekir. Şunu unutmayın, insanoğlu hem  cahildir hem zalimdir ve bir yere kadar menfaatleriyle beraber hep yürür. Ben  Memur-Sen camiasının bu seçimler sebebiyle ortaya çıkan tabloda bulundukları  yerlerde dimdik duracaklarına inanıyorum. Ne yapacak? Seni makamından mı alacak?  Alsın. Seni memurluktan atabilir mi? Atamaz. Çünkü 657 denilen bu yasa bir defa  sizi güçlü bir şekilde koruma altına almıştır. Kaldı ki bu yollara tevessül  edenler karşısında arkanızda kapı gibi bir Memur-Sen camiası var. Yine şunu  bilmeniz lazım ki bu ülkede şu anda bir hükümet var. Biz hiçbir zaman yapılacak  bu zulümlere tribünden seyirci olmayız. Yapılması gereken neyse onu da yaparız.  Onun için de bütün yargı ve yürütme mekanizmalarını her halükarda başta Memur-Sen  olmak üzere yürütmek durumundayız. Ben yürütmenin başıyım, yasamanın başı ise şu  anda yine genel başkanı olduğum partimin bir mensubu olan arkadaşım, o da  yasamanın başıdır. Bütün bu imkanlarımızla eğer bir zulüm varsa bu zulmün  karşısında durmak bizim için en önemli görevdir. Ama Memur-Sen camiası mensupları  yerlerinde dimdik durmalı ve kendilerine 'Hadi bakalım sendikanı değiştir, şuraya  geç' diyenlere karşı da o dik duruşuyla diklenmeden yerini korumalıdır."

Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) 100. kuruluş yıl dönümünün  kutlandığını hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Haziran ayında Cenevre'de  düzenlenecek 100. yıl zirvesine, eğer programım el verirse ben de katılmayı arzu  ediyorum. Bu zirveye hazırlık mahiyetinde gördüğüm, 'İşin Geleceği, Tehditler ve  Fırsatlar' konferansının başarılı geçmesini temenni ediyorum. Teklif, tenkit ve  tespitleriyle konferansa katkı sunacak tüm katılımcılara şimdiden teşekkürlerimi  sunuyorum." ifadelerini kullandı.

Konferansa katılmak için 107 ülkeden gelen misafirlerin Türkiye'yi ilk  elden tanıma fırsatı bulacağını belirten Erdoğan, "İnşallah Türkiye'yi, Türk  milletini ve demokrasi mücadelesini çok yakından görme imkanı bulacaksınız. Bu  tecrübenin en az konferansta konuşulacak başlıklar kadar değerli ve önemli  olduğunu düşünüyorum." dedi.

Erdoğan, Türkiye'nin son yıllarda, uluslararası boyutu da olan çok  yönlü bir karalama kampanyasına maruz kaldığını belirterek, şöyle devam etti:

"Şu anda ülkemdeki ekonomik durumla alakalı batı dünyasının belli  kesimleri, tüm medya organlarıyla adeta ekonomimizi çökmüş, bitmiş gibi  göstermenin gayreti içerisine giriyor. Ne yapsanız yapın, hangi başlığı atarsanız  atın, Türkiye dimdik ayaktadır ve güçlenerek de yoluna devam edecektir. Bu  medyaya, bu paçavralara alıştık, bunları yutmuyoruz. Her zaman bunlar, bu  başlıkları atacaklardır ama biz yolumuza dimdik durarak devam edeceğiz.  'Financial Times, böyle yazmış'... Sen ne yazarsan yaz, benim ülkemin durumu  ortada. Alışacaklar ve Türkiye'nin gücünü kabul edecekler. Bunlar ilk defa bu  başlığı atmıyor, her zaman bu başlıkları attılar. Bundan sonra da atacaklar,  bunları da iyi bileceğiz. Bunlar, yeri gelir bakarsınız madalya dağıtırlar, yeri  gelir bu tür başlıkları atarlar. Şu anda ülkemizdeki durum ortadadır ve güçlü bir  şekilde güçlenerek yoluna devam etmektedir."

Türkiye aleyhinde yürütülen kampanyanın asıl sebebinin, Suriye,  Filistin, Yemen ve Mısır konularındaki duruşu ile yükselen İslam düşmanlığı  konusundaki duyarlılığı olduğunun farkında olduklarını bildiren Erdoğan, "Küresel  adaletsizlikler konusunda biz sesimizi yükselttikçe saldırıların da dozu artıyor.  Biz terörle mücadele ve mülteciler meselesindeki çifte standarda dikkat çektikçe  aleyhimizdeki haberlerin sayısı daha da katlanıyor. Ey Financial Times, 4 milyon  mülteciye ev sahipliği yapan Türkiye'yi sen tanıdın mı? Senin ülkende şu anda ne  kadar mülteci var? Hadi bir de onu haber yap bakalım." ifadeleri kullandı.

Türkiye'nin, 4 milyon mülteciye ev sahipliği yaparken doğru dürüst bir  destek almadan şu ana kadar 35 milyar dolar harcadığını belirten Cumhurbaşkanı  Erdoğan, şöyle konuştu:

"Avrupa Birliği'nin söz verdiği halde bize gelen sadece 1 milyar 750  milyon avrodur. Verdikleri söz, 6 milyar avrodur. Bunlar böyle, bunlarda  dürüstlük yok ama yalan bol. Onlar öyle yapacak, biz doğrusunu yapacağız.  Ülkemizdeki 4 milyon mülteciyi de 'Acaba bir yerden bir destek gelir mi?' diye  beklemeyeceğiz. Eğer elimizde bir tas çorbamız varsa onu da mülteci  kardeşlerimizle paylaşarak yolumuza devam edeceğiz. Her ne kadar Türkiye'nin ana  muhalefetinin başındaki, 'Ben Suriyelileri tekrar ülkesine göndereceğim' demişse,  Bolu'daki seçilmiş olan bir belediye başkanı oradaki Suriyelilere, 'Ben bunlara  bir tas çorba vermem, buradan gönderirim' demişse de biz onları da onların eline  bırakmadan hükümet olarak valiliklerimiz kanalıyla aynen yedirmeye, içirmeye,  giydirmeye devam edeceğiz."

Türkiye'nin muhacirleri yolun ortasında bırakmayacağını vurgulayan  Erdoğan, şunları kaydetti:

"Milletimiz iradesine, bağımsızlığına, hak ve özgürlüğüne sahip  çıktıkça eski alışkanlıklarını devam ettirmek isteyenlerin rahatsızlığı  derinleşiyor. Her ikisi de azılı birer terör örgütü olan PKK'lı ve FETÖ'cü  unsurların öncülük ettiği iftira furyasına ne yazık ki ülkemiz içindeki kimi  sendikalar da lojistik destek veriyor. Uluslararası kuruluşlara mektuplar  yazarak, asılsız iddiaları gündeme getirerek ülkemize itibar suikasti yapıyorlar.  Böylece Türkiye'nin PKK ve FETÖ gibi eli kanlı terör örgütlerine karşı yürüttüğü  meşru mücadeleyi engellemeye çalışıyorlar. Elbette dünyanın hemen her ülkesinde  ideolojik bağnazlıkla hareket eden marjinal yapılar bulunur. Bunların mevcut tüm  iletişim imkanlarını, propagandalarını alet etmesi de gayet tabiidir. Burada asıl  sorgulanması gereken bu iftiraların uluslararası sendikal kuruluşlar nezdinde  alıcı bulmasıdır. Bizi asıl bu rahatsız eder. Üzerinde asıl durulması gereken,  örgütlü yalanın hakikati perdelemesine göz yumulmasıdır. Bizi birkaç marjinalin  iftirası değil, hiçbir araştırma yapılmadan, iddialar teyit edilmeden,  muhataplarına sorulmadan Türkiye karşıtı her türlü habere her türlü propagandaya  prim verilmesi rahatsız ediyor. Bizi rencide eden, masumiyet karinesinin ülkemiz  söz konusu olduğunda hemen rafa kaldırılmasıdır.

Oysa biz kimseden ayrıcalık, iltimas beklemiyoruz. Bizim böyle bir  derdimiz yok. Muhataplarımızdan sadece ilkeli, tutarlı ve hakkaniyetli  davranmalarını istiyoruz. Biz, ülkemizle ilgili meselelerin önyargılara kurban  edilmek yerine vicdan, akıl ve adalet terazisinde tartılarak karar bağlanmasını  istiyoruz. Özellikle bugün aramızda bulunan, uluslararası kuruluşların  temsilcileri olan misafirlerimizden bilgi kaynaklarını çeşitlendirerek,  hakkaniyetti elden bırakmamalarını özellikle rica ediyorum. Ülkemizdeki  uygulamalarla ilgili gündeme gelecek her türlü konuda soru işaretlerini gidermek  için elimizden geleni yapmaya hazır olduğumuzun bilinmesini istiyorum."

Seçim maratonunu başarıyla tamamladıklarını belirten Erdoğan,  "Demokratik bir hukuk devleti olan Türkiye'de 31 Mart seçimleri demokrasi şöleni  havasıyla gerçekleştirilmiştir. Elbette bir takım tartışmalar, görüş  farklılıkları olmuştur. Ama bu durum demokrasimizin bir kez daha başarıyla  işlediği gerçeğinin teslimine engel değildir." diye konuştu.

Dünyada, Türkiye gibi bir katılım oranına sahne olan bir başka ülkenin  adeta bulunmadığına işaret eden Erdoğan, yüzde 85'e varan oldukça yüksek bir  katılım oranıyla yapılan seçimlerin hayırlara vesile olmasını diledi.

Amerika'da bile seçimlere katılım oranının yüzde 50'nin altında  kaldığına dikkati çeken Erdoğan, seçim günü sandığa giderek iradelerini yansıtan,  demokrasiye sahip çıkan tüm vatandaşlara şükranlarını sundu.

Gerek katılım oranının yüksekliğinin gerekse seçim sonuçlarının  demokrasinin kalitesini artırdığına olan inancını ifade eden Erdoğan,  "Demokrasimize verilen bu güçlü destek, Türkiye'nin istikbali, milli iradenin  perçinlenmesi adına gerçekten tarihi bir kazanımdır." dedi.

"SEÇİM DÖNEMİNDE YAŞANAN TARTIŞMALAR ARTIK SONA ERDİ"

Türkiye'nin son 6 yılda Gezi olaylarıyla başlayan 17-25 Aralık  girişimi ve "çukur eylemleri" ile bir üst aşamaya çıkan pek çok saldırıya,  provokasyona, anti demokratik girişime muhatap olduğunun altını çizen Erdoğan  şöyle devam etti:

"15 Temmuz askeri darbe teşebbüsü, tarihimizin en büyük ihanetlerinden  biridir. 251 insanımızı şehit verdiğimiz, 2 bin 193 vatandaşımızın gazi olduğu bu  alçak girişimi, milletimizin cesareti ve kahramanca direnişi sayesinde akamete  uğrattık. Geçtiğimiz Ağustos ayında ise finans sistemimiz üzerinden ülkemizi  çökertmeyi hedef alan ekonomik bir saldırıya maruz kaldık. Son 5 yılda halk  oylaması, cumhurbaşkanlığı, milletvekilliği ve belediye başkanlığı için tam 7 kez  sandığa gittik. Biz, her ne kadar hiçbir zaman seçim ekonomisine tevessül etmesek  de seçimlerin ülke ekonomisinde ağır bir yük oluşturduğu vakadır. Seçim  atmosferinde yükselen siyasi rekabet, toplumumuzun hem sosyolojisinde hem  ekonomisinde gerilimlere sebep olmaktadır. Hamdolsun milletimiz sandıkların  kapanmasıyla beraber bu dönemi geride bırakmıştır. Seçim döneminde yaşanan  tartışmalar, artık sona ermiş, herkes günlük hayatına yönelmiş, evine, işine,  gücüne yoğunlaşmıştır."

"YSK NOKTAYI KOYDUĞU ZAMAN, BİZİM İÇİN DE MESELE BİTMİŞTİR"

Seçim kanunu çerçevesinde yapılan hak arama mücadelelerinin,  demokrasinin bir imkanı olduğunu vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları  söyledi:

"Kimse hak arama mücadelesine girdi diye, bu hak arama mücadelesini  verenleri kalkıp da hakaretle eleştirme yoluna gidemez. Geçmişimizden bugüne her  türlü siyasi parti, bu tür yollara başvurmuştur, hak arama mücadelesini  vermiştir, son nokta konulana kadar da bunun takipçisi olmuşlardır. Olay partime  gelince niye rahatsız oluyorsunuz? Biz de sonuna kadar bu mücadelemizi vereceğiz.  Yüksek Seçim Kurulu, noktayı koyduğu zaman bizim için de mesele bitmiştir. Ondan  sonra yola devam."

Seçim sürecindeki ve sonrasındaki tartışmaların milli çıkarların ve  hassasiyetlerin önüne geçmesine izin vermediklerini, vermeyeceklerini belirten  Erdoğan, "Siyaset, milletin maslahatını, kendi menfaatinin önüne koymayı  gerektirir. Türkiye'nin bekası vatandaşlarımızın birlik ve beraberliği her türlü  politik hesabın üstündedir." ifadelerini kullandı.

"ASIL GÜNDEMİMİZE ODAKLANMAMIZ ŞARTTIR"

İçinde bulunulan hassas dönemde siyasetçilerin sorumluluk duygusuyla  hareket etmesinin önem arz ettiğine işaret eden Erdoğan, "İnşallah böyle bir  döneme girdiğimize inanıyorum. Ülkemizin önünde 4 buçuk yıllık kesintisiz bir  icraat dönemi bulunuyor. 82 milyon olarak bu dört buçuk yıllık dönemi, en verimli  şekilde değerlendirmemiz gerekiyor. Seçim tartışmalarını geride bırakarak ekonomi  ve güvenlik başta olmak üzere asıl gündemimize odaklanmamız şarttır. Dönem,  kızgın demiri soğutma, musafahalaşma, kucaklaşma, birlik ve beraberliğimizi  yeniden perçinleme dönemidir." değerlendirmesinde bulundu.

Erdoğan, gelecek 4 buçuk yıllık süreçte gayelerinin, milletin refahını  artırmak, güvenlik ve özgürlük dengesini koruyarak, devletin bekasına yönelik  tehditleri bertaraf ederek, Türkiye'yi 2023 hedeflerine ulaştırmak olduğunu  bildirdi.

Terörle mücadeleyi kararlılıkla sürdürürken Türkiye'nin ihtiyacı olan  yapısal reformları da hayata geçirmeye devam edeceklerini dile getiren Erdoğan,  savunma sanayi, ihracat ve turizmde yakalanan ivmeyi diğer alanlarda da  gerçekleştireceklerini anlattı.

"AYNI DAYANIŞMAYI SERGİLEMEYE İHTİYACIMIZ BULUNUYOR"

Şu anda turizmde yüzde 50 bandına ulaşmakta olan bir Türkiye  bulunduğunu belirten Erdoğan, "İnşallah bu yüzde 50'nin de üzerine çıkacak. Bu  çok çok önemli bir sıçrama. Savunma sanayinde göreve geldiğimizde yüzde 20  bandında olan yerli üretimde bir Türkiye vardı. Şimdi ise yüzde 68'e ulaşmış bir  Türkiye var. Hedef çok daha ilerilere ulaşmak." diye konuştu.

Kuruldukları günden beri hep gücünü milletten alan ve gücü de sadece  millete hizmet yolunda kullanan bir kadro olduklarını vurgulayan Erdoğan,  sözlerini şöyle sürdürdü:

"Daima ortak akla, ortak vicdana, milletimizi bir araya getiren ortak  değerlere vurgu yaptık. Hiç kimseyi dışlamadan, ötekileştirmeden siyaset  yelpazesindeki herkesle Türkiye ortak paydasında buluşmanın mücadelesini verdik.  Şiddete bulaşmadığı, terörü kutsamadığı müddetçe her siyasi görüşün başımızın  üzerinde yeri oldu. Bölgemizde yaşanan onca çatışmaya rağmen halen istikrar ve  güven adası olarak yükselen bir Türkiye varsa bunu son 17 yılda atılan adımlara  borçluyuz. Yakaladığımız başarı hepimizin, 82 milyonun her bir ferdinin  başarısıdır. 2023 Türkiye'sini inşa edecek olan da yine milletimizin bizatihi  kendisidir. Nasıl İstiklal Harbimizi el birliği içinde zafere taşımışsak nasıl  PKK'lı hainlerin tepesine yurt içinde ve yurt dışında yumruk gibi inmişsek nasıl  15 Temmuz gecesi FETÖ'cü alçaklara meydanları dar etmişsek bugün de aynı  dayanışmayı sergilemeye ihtiyacımız bulunuyor."

"TÜRKİYE İTTİFAKI OLARAK HAREKET ETMELİYİZ"

Erdoğan, gerek Suriye'nin kuzeyindeki terör bataklıklarının  kurutulması gerekse ekonominin tekrar büyüme  trendine girmesi için toplumun tüm  kesimlerinin üzerine düşen görevler bulunduğuna dikkati çekerek, "Ülkemizin  bekasını ilgilendiren meselelerde siyasi görüş ayrılıklarımızı bir tarafa koyarak  82 milyon hep birlikte Türkiye ittifakı olarak hareket etmeliyiz. Vatandaşlarına  ve kardeşlerine güven veren bir Türkiye için hep beraber elimizi taşın altına  koymalıyız. Gençlerimizin, memurlarımızın, işçilerimizin, çiftçi sanayici,  esnaflarımızın sorunlarını çözmek ancak bu şekilde mümkün olacaktır." dedi.

Herkesin bu yönde çaba göstereceğine inandığını dile getiren Recep  Tayyip Erdoğan, özellikle ülkenin medarı iftiharı Memur-Sen'den bu süreçte çok  büyük gayretler ve fedakarlık beklediğini söyledi. Erdoğan, Memur Sen'in bugüne  kadar olduğu gibi yine Türkiye'nin demokrasi sancağını gururla yükselteceğine  inandığını sözlerine ekledi.

NOTLAR

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ilk olarak Memur-Sen Konfederasyonu'nun yeni  genel merkez hizmet binasının açılışını yaptı ve özel defteri imzaladı. Erdoğan,  daha sonra Memur-Sen'in düzenlediği uluslararası "İşin Geleceği, Tehditler ve  Fırsatlar" konferansında konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından yabancı konuklarla aile  fotoğrafı çekildi.  Memur-Sen tarafından hazırlanan tanıtım filminin gösterildiği  programa, Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler  Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk da katıldı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Memur-Sen Genel Merkezi hizmet binasının açılış törenine katıldı.  Cumhurbaşkanı Erdoğan, açılışın ardından özel defteri imzaladı.

Bu habere ifade bırak
  • 71Mutluyum
  • 5Şaşkınım
  • 3Kararsızım
  • 195Kızgınım
  • 1Üzgünüm
Toplam Oy275