Çocuğa karşı takınılan anne-baba tutumlarını etkileyen faktörler nelerdir? (Anne-babanın beklentileri, toplumsal yargılar vs.)

Çocuk yetiştirmek günümüzde zor zanaat… Bazı anne-babalar çocuğuyla ilişkisinde geleneksel tutumlardan vazgeçmezken, bazıları “en iyi” anne-baba olabilmek adına çocuğu adeta bir fanus içinde yetiştirmeyi tercih edebiliyor. Burada anne baba tutumlarını etkileyen faktörlere baktığımızda kendi anne ve babalarının onları yetiştirme tarzları, model alınan bireyler (bunlar komşular, çocuğun sınıf arkadaşının anneleri, sosyal medyada yer alan ünlü anneler vs.), toplum baskısı, okunan kitapların etkili olduğunu görüyoruz. Geleneksel bir ailede büyüyen bir kişi, kendi çocuğu olduğunda çocuk gelişimi ve psikolojisi hakkında bilgi edinmezse bu tutumu sürdürmesi olası oluyor. Bilgi kirliliği de çocuk yetiştirme tarzını olumsuz etkileyebiliyor; örneğin kadın bloglarında yazılan yorumlar ve tavsiyeler zaman zaman uygunsuz olabiliyor. Her ailenin kendi dinamikleri vardır, bu nedenle bir aileye uyan bir öneri bir diğer aileye uygun düşmeyebiliyor. Doğru yaklaşımı arayan anneler internetten medet umduğunda sorunlar ortaya çıkabiliyor.

Baskıcı ve otoriter aile yaklaşımı nasıldır? Çocuk üzerinde etkileri nelerdir?

Bu ailelerin en tipik özellikleri evde adeta bir askeri disiplin olmasıdır. Evde muazzam bir düzen vardır, bütün kurallar ve davranışlar çok katıdır. Esnekliğe tahammül gösterilmez. Çocuğun özerkliği veya seçme hakkı yoktur. Çocuk kendini anne ve babası tarafından yönetiliyor gibi hisseder. Bu tip ailelerde genellikle anne ve babanın istekleri ve ihtiyaçları çocuğunkinden daha önemlidir. Çocuk isteklerinin ebeveynleri tarafından çoğu kez reddedileceğini bildiği için yalan söylemeye veya gizlice işlerini halletmeye başlar. Bu tip ailelerde yetişen çocuklar ne yazık ki ileride bağımsız ve kendine güvenen bireyler olmakta çok zorlanırlar. Dışarıdan bakıldığında özgüvensiz ve sessiz bireyler olarak algılanırlar. Bu tür ailelerde büyüyen çocuklar anne ve babalarına öfke duygusunu çok sık hissederler; birbirleri ile çoğu kez sıcak bir ilişki kuramazlar.

İlgisiz ve kayıtsız aile yaklaşımı nasıldır? Çocuk üzerindeki etkileri nelerdir?

Bu tip aile yaklaşımına ihmalkâr aile yaklaşımı diyebiliriz. Bu ailelerde ne düzen ve sınırlar, ne de özerklik vardır. Anne, baba ve çocuk kendi kendine bir hayat sürer. Çocuğun fiziksel ihtiyaçları kısmen karşılanır, ancak psikolojik ihtiyaçları anne ve baba tarafından karşılanmadığı için çocuk sevgiyi dışarıda arar. Bu ailelerde anne veya babanın çocukla ilgilenemeyecek bir psikolojik rahatsızlığının ve madde bağımlılığının olması olasıdır. Bu tür bir yaklaşımla büyüyen çocuk, anne figürü ile bağlanma sorunu yaşayacağından dolayı ilerleyen hayatında duygusal ilişkilerde çok zorlanacaktır. İlişkilerinde ya bağlanmaktan kaçan, ya da aşırı bağlanan bireyler olma olasılıkları yüksektir.

Aşırı koruyucu aile yaklaşımı nasıldır? Çocuk üzerindeki etkileri nelerdir?

 Bu tip aileler çocuklarını adeta bir fanus içinde büyütürler. Çocuğun bütün ihtiyaçlarını henüz çocuk dile getirmeden karşılama eğilimindedirler. Çocuğun olumsuz bir deneyim yaşamasına izin verilmez ve psikolojik büyümenin gerçekleşebilmesi için gerekli olan zorluklarla anne ve baba çocuğun yerine kendileri savaşırlar. Ne yazık ki günümüzde bu tip bir tutumu benimseyen ebeveynlerle sıkça karşılaşmaktayız. Bir oyun parkına gittiğinizde 6 yaşındaki bir çocuğun bir dakika peşinden ayrılmayan, devamlı terledi mi diye sırtını kontrol eden, elinde çocuğu susar veya acıkırsa diye beslenme çantası ile “Oğlum dikkat et, yukarı tırmanma, düşersin!” uyarılarını çok sık yapan bir anne ile karşılaştıysanız aşırı koruyucu bir ebeveyne denk gelmişsiniz demektir.  Bu ailelerde yetişen çocuklar fiziksel olarak büyüse de, psikolojik olarak büyümekte zorlanırlar. Yaşıtlarına göre daha bebeksi kalırlar. Kendi işlerini kendileri halledemedikleri için hep bir başkasına ihtiyaç duyarlar. Bağımsızlık ve kendine güven kavramları geç gelişir. Yetişkin hayatlarında da özgüven sorunları yaşayabilirler.

Hoşgörülü aile yaklaşımı nasıldır? Çocuk üzerindeki etkileri nelerdir?

 Bunlara esnek aileler diyebiliriz. Bu evlerde düzen ve kural yoktur, ama çocuğa sınırsız bir özerklik verilmiştir. Çocuk evde hemen hemen hiç kısıtlanmaz ve her istediği hemen yapılır. “Şımarık” olarak etiketlenen çocuklar genellikle esnek ailelerin yetiştirdikleri çocuklardır. Çocuğun seçme hakkı sınırsızdır. Bu tip bir aile dışarıdan bakıldığında çocuk için çok eğlenceli gibi gözükse de, çocukta güvensizlik duyguları tavan yapar. Çünkü bir çocuğun kendini sağlam ve güvende hissedebilmesi için sınırlara ve makul düzeyde kurallara ihtiyacı vardır. Aile sınırları çizmezse, nereye kadar tehlikeli nereye kadar değil bilemez ve çocuk endişe içinde büyür. Ayrıca; bu tip bir esneklikle yetiştirilen çocuklar özdenetim geliştirmekte çok zorlanır. Yaş büyüdükçe kurallı aktivitelerin yapıldığı ortamlara girdiğinde (kreş gibi) çok zorlanırlar ve oyunlardan dışlanırlar. Oyun kurallarına uymazlar ve oyunbozan bir çocuk olarak algılanabilirler.

Tutarsız aile yaklaşımı nasıldır? Çocuk üzerindeki etkileri nelerdir?

  Tutarsız ailelerde anne-babanın tutumu genellikle bir gün öbür güne benzemez. Bir gün ebeveynler çok katı ve disiplinli iken, diğer gün çocuk çok ağlıyor diye aşırı esnek bir aileye dönüşebilirler. En sakınılması gereken aile tutumlarından birisi budur; çünkü çocuk anne ve babasını kendi istekleri doğrultusunda yönetebileceği hissine kapılır. Örneğin “Ağlıyorsam ve bağırıyorsam, annem-babam katı tutumlarından vazgeçip hemen yumuşuyorlar ve isteklerimi yerine getiriyorlar” şeklinde bir düşünceyi benimseyen bir çocuk, etrafındaki herkesi yönetebileceği hissine kapılabilir ve ilişkilerinde de aynı yönetme taktiğini devreye sokabilir. Ancak ailesi dışında işe yaramadığını fark ettiği anda büyük hayal kırıklığı yaşama olasılığı yüksektir. Bu durum da mutsuz ve endişeli bir çocuğa dönüşmesine vesile olur.

Demokratik aile yaklaşımı nasıldır? Çocuk üzerindeki etkileri nelerdir?

 Demokratik ailelerde evde hem düzen, hem de çocuğa verilen bir özerklik vardır. Anne ve baba evde sınırları çok net çizerler, makul düzeyde kurallar koyarlar ve bu sınırlar içerisinde çocuğa seçme hakkı verirler. Bir örnekle açıklamak gerekirse; “Hava soğuk olduğu için hepimiz kalın giyineceğiz, ancak hangi kalın kıyafetini giymek istediğini sen seçebilirsin” diyen bir anne demokratik bir yaklaşım sergilemiş olur. Bu tür ailelerde yetişen çocuklar sınırlar belli olduğu için kendilerini güvende hissederler. Çocuk kendini kontrol edilmiş hissetmez ve ebeveynlerine öfke duymaz. Özgüveni gelişir, sınırlarını bilen ve okul gibi disiplini fazla olan yerlerde kurallara uymakta zorlanmaz. Çocuk anne ve babasından korkmadığı için onlara yalan söylemez, aralarında dürüstlük ilkesine dayanan bir ilişki gelişir.

Kurallar çocuğu olgunlaştırır mı?

 Kurallar bir çocuk için olmazsa olmazdır. Yukarıda da açıkladığım gibi; bir çocuğun kendini güvende hissedebilmesi için sınırının nerede başlayıp nerede biteceğini bilmesi çok önemlidir. Kurallar ve sınırlar çocuğun büyümesine olanak tanır, özdenetiminin gelişmesine yardım eder. Kuralsız bir evde büyüyen bir çocuk, hayatın öngörülemez bir yer olduğu inancına kapılarak ileride kaygı bozuklukları yaşayabilir.  Ancak burada unutmamalıyız ki; kuralları da makul düzeyde koymak çok önemli. Eğer çocuğun özerklik hakkını elinden alarak askeri disiplinle kuralları koyarsak öfkeli ve özgüvensiz çocuklar yetiştirmiş oluruz. Yaş arttıkça kuralları çocuğun olgunluğuna göre esnetmek önemlidir.

Mükemmel çocuk yetiştirmek mümkün müdür?

 Elbette mümkün değildir. Nasıl ki mükemmel bir birey yoksa mükemmel bir çocuk da yoktur. Anne ve babalar “en iyisi olmalı” mantığıyla çocuk yetiştirmeye kalkarsa, ortaya proje çocuklar çıkıyor. “Piyano da çalsın, bale de yapsın, voleybol da oynasın, İngilizceyi ben öğrenemedim ama o en iyi şekilde öğrensin” şeklinde düşünürsek çocuklar kendi istekleri doğrultusunda bir yaşam sürmekten çok uzaklaşıyorlar ve mutsuz çocuklar mutsuz yetişkinlere dönüşüyor. Burada önemli olan anne-baba-çocuk üçlüsünün birbirlerinin isteklerine ve sınırlarına saygı göstermesi ve ebeveynlerin çocuklarının da ayrı birer birey olduğunu unutmamasıdır.

Çocuk yetiştirirken nasıl bir yaklaşım sergilenmelidir? Sizce doğru yaklaşım nedir?

 Yukarıda bahsedilen aile tipleri arasında en ideali demokratik aile yaklaşımıdır. “Her şeyin orta kararı makbuldür” düşüncesi çocuk yetiştirmede de bence çok önemli. Ne aşırı otoriter olmak, ne de aşırı hoşgörülü davranmak çocuk için iyi değildir. Çocuk, anne ve babasının koyduğu makul sınırlar çerçevesinde kalarak daha huzurlu ve mutlu bir birey olarak hayata atılacaktır. Ev içerisinde duygu ve düşüncelerin aktarımına önem verilmesi, ne olursa olsun dürüst davranışların desteklenmesi, anne ve babanın koşulsuz sevgiyi çocuklarına vermesi bence çocuk yetiştirmede en önemli yaklaşımlardandır.

 

Yazar: Klinik Psikolog İpek Gökozan, Madalyon Psikiyatri Merkezi

www.ipekgokozan.com

instagram: @psikologipekgokozan