Karaciğer düşmanı

Kötü biber iyi biberi kovdu





'Acı' deyince çoğumuzun aklına belki İbrahim Tatlıses gelir ama ben hemen Fatih Altaylı'yı hatırlarım. Kanal D Haber Müdürü Bülent Çöltekin ile Maraş kırımızı biberini konuşurken Altaylı, yanımıza gelip, önce kulak misafiri olmuş, sonra 'Acı biberi çok severim. Geçen gün Van'dan gelirken 2 kilo toz, 3 kilo da pul kırmızı biber getirdim' diyerek sohbete katılmıştı.
Bize kalsa farkına bile varmayacaktık. Ama, Maraş acı kırmızı toz biberinin aflotoksinli olduğunu, Alman gıda polisi ortaya çıkardı. Olay şöyle gelişti:
1994'de Almanya'daki bir Türk marketi denetleyen Alman gıda polisi, aldığı kırmızı toz biberleri tahlil ettirdi. Tahlil sonucunda Bünsa firmasının paketlediği kırmızı toz biberlerde aşırı 'aflotoksin' bulunduğu anlaşıldı. Aflotoksinli Maraş acı biberini satan Türk marketine ne ceza kesildiğini bilmiyorum. Ama Bünsa firmasına tam 240 bin mark ceza verildiğini bizzat firmanın patronu Ümit Bey'den öğrendim.
Bu olay üzerine AB, Türkiye'nin kırmızı toz biberinin satılmasını yasakladı. Baharat firması Bünsa ise bu olaydan sonra belini doğrultamadı. Ümit Bey, firmayı kapatarak Bünsa'yı sattı
Dünya piyasalarında en çok orta acılıkta kırmızı birberlerin alım satımı yapılıyor. Ama bizim Maraş'ın acı biberi dünya piyasalarında gözükmüyor. Çünkü, 1994 yılında Almanya'da yediğimiz 'aflotoksin' damgası nedeniyle, bizim biber Kapıkule sınır kapısından dışarı çıkamıyor. Maraş'ın acı ve pul kırmızı biberi ile Urfa'ın isot biberi, aflotoksinle kirli oldukları için Kapıkule, Pazarkule ya da öteki sınır kapılarını aşıp dünya pazarlarında satılamıyor. Ama Türkiye'de serbestçe satılabiliyor. Karaciğer kanserine yol açabilen aflotoksinli biberlerin ve çeşitli gıdaların satışına kimse 'dur' demiyor.
Aslında Almanya'da olduğu gibi Türkiye'de de yasalar, aflotoksinli biber satan işyerlerine hapis ve ağır para cezaları verilmesini öngörüyor. Ama yasalar uygulanmadığı için Türk halkı, aflotoksinle kirlenmiş kanserojen gıdaları tüketmeye devam ediyor. Türkiye'de gıda polisi yok. Başta gıda olmak üzere her şeyi denetleyerek halkın sağlığını ve cebini korumakla yükümlü olan belediye zabıtası ve ilgili bakanlıklar görevlerini yapmıyorlar. Aflotoksin belası nedeniyle hem halkımız sağlığını kaybediyor hem de ihracatımız tökezliyor. Aflotoksinli olduğu için ABD ve Avrupa'nın her yıl Türkiye'ye geri gönderdiği binlerce ton gıda yüzünden, ülke ekenomisi, maddi manevi büyük zarar görüyor.

Acı biberde domates çekirdeği
Yediğimiz kırmızı toz biberde maalesef sadece aflotoksin yok. Üretim bölgelerinde, taş değirmenlerde öğütülen kırmızı biberlerin sapı ve çekirdeği ayıklanmıyor. Türk Gıda Kodeksi, 'toz ve pul biberde sap ve kılçık oranı yüzde 1.5'i geçemez' diyor. Ama bu kurala uyulmuyor. Maraş biberinde çekirdek oranı yüzde 30 iken Türk Gıda Kodeksi 'toz ve pul biberde, çekirdek oranı yüzde 45'den fazla olamaz' diye yanlış bir hüküm içeriyor. Kodeksteki bu hatadan faydalananlar, içinde yüzde 30 biber çekirdeği olan toz bibere 'domates çekirdeği' katarak, bu oranı yüzde 45'e çıkarıyorlar.
Acı toz ve pul biberdeki hileler bu kadarla bitmiyor. Türk Gıda Kodeksi, 'Toz biberde hiç tuz olmayacak, pul biberin tuz oranı ise yüzde 7'yi geçmeyecek' diyor. Ama yapılan tahlillerde, piyasadaki toz ya da pul biberlerin tuz ve yağ oranı yüzde 20'nin altında çıkmıyor. Böylece tüketici, kilosu 100 bin lira olan tuzu, market rafından, biberin içinde kilosunu 30 milyon liradan satın alıyor. Tuzlu biber tüketen tüketici parasal kazık yemenin yanı sıra sağlığını da kaybediyor. Örneğin, tansiyonu olduğu için rejim yapan bir hasta, 10 gram biber yediği zaman 2 gram tuz aldığını farketmiyor bile.

Durun daha bitmedi..
Bir de yağ sorunu var. Toz ve pul biber üreticileri parlak görünsün diye hem pul hem de toz biberin içine yağ katıyorlar. Gıda Kodeksi'ne göre hiç yağ olmaması gereken toz biber yağlanarak satılıyor. Gıda Kodeksi'nin 'yüzde 7 yağlı olabilir' dediği pul biber ise aşırı yağlanıyor. Öyleki yapılan tahlillerde toz ve pul biberlerdeki yağ ve tuz oranının yüzde 20 dolayında olduğu anlaşılıyor. Kilosu 1.5 milyon lira olan sıvı yağ, kırmızı biberin içinde 30 milyon liraya satılıyor.

Maliyeti 7 - 8 milyon
Geçen yaz, Kahramanmaraşlı çiftçi, yaş kırmızı biberini, değirmencilere kilosu 525 bin liradan sattı. 10 kilo yaş biberden bir kilo toz biber elde edilir. Bu hesaba göre toz biberin çıplak maliyeti 5.2 milyon lira. İşçilik ve işletme giderleri ile kâr payını da koyarsanız toz biberin kilosunun 7 - 8 milyon liradan satılması gerekir. Ama pazarda ya da markette açıkta satılan kırmızı biberin fiyatı 2 - 12 milyon lira arasında değişiyor. Çeşitli hilelerle maliyet düşürülerek toptan piyasada kilosu 2 milyon liradan biber satılıyor.
Açıkta satılan kırmızı biberin fiyatı 3 - 12 milyon arasında değişiyor. Rafta, 40 - 50 gramlık paketlerde satılan kırmızı toz biberin kilosu ise 30 - 35 milyon liraya ulaşıyor. 2 - 4 milyon liralık hileli acı biberin küçük paketlerde tüketiciye 30 - 35 milyon liradan satılmasıyla haksız kazanç sağlanıyor. Bazı yemek fabrikaları ve sucuk, pastırma imalatçıları dahil yine gıda sanayii de aflotoksinli ve hileli acı kırmızı biber kullanıyor.

Toprak üzerinde kurutulan tarım ürünlerinde ortaya çıkan aflotoksinler, insan sağlığı açısından zehirli toksit maddelerdir. Aflotoksin, kanserojen etkisinin yanında bağırsak sistemi ve bağırsak bozukluklarına da yol açıyor. Genellikle başta biber olmak üzere mısır, yağlı tohumlar, ceviz, badem, fındık, kuru incir, kuru kayısı, antep fıstığı ve baharat çeşitlerinde görülebiliyor.
Tarımsal ürünlerde, tarladan başlayıp hasat, kurutma, nakliye ve depolama aşamalarında, uygun olmayan şartlar ve nem oranı, bu zehrin ortaya çıkmasına yol açıyor. Başta toz kırmızı biber olmak üzere pek çok tarım ürünü, yol boylarında, tarlada toprak üzerinde kurutulduğu için, birçok gıda maddesi aflatoksinle kirlenmiş olarak satılıyor. Halbuki tarım ürünleri açık havada, toprak üzerinde kurutulmasa, aflatoksin belasından kurtulacağız.

Müsan, Ankara'da makine imal eden bir firma. Bu firma Biberciler Derneği'nin başvurusu üzerine TÜBİTAK ve KOSGEB desteği ile bir biber kurutma tesisi projesi hazırlamış. Sütçü İmam Üniversitesi'nin yardımı ile mikrodalga teknolojisi ile çalışarak aflotoksinsiz biber üretecek tesis, 1 milyon dolarlık bir harcama ile kurulmuş. Müsan, bu tesis için geliştirdiği teknoloji nedeniyle TÜBİTAK'dan 'Başarı Ödülü', Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'den de 'ASO Ürün Geliştirme Ödülü' almış. Müsan, ödülleri ve aferinleri almış ama biberlerini satamamış. Çünkü Müsan'ın mikrodalga fırınlarda kurutarak aflotoksinden arındırdığı toz biberin kilosu, yol boylarında kurutulduğu için aflotoksinle kirlenen, geleneksel taş değirmenlerde öğütülen biberle rekabete edememiş. Çünkü Müsan'ın maliyeti yüksek. Baharat paketleyen firmalar ile paketli kırmızı biber satanlar, Müsan'ın temiz biberini satmak istemiyorlar. Müsan'ın 8 milyon liraya sattığı temiz biber yerine kilosu 2 - 4 milyon olan kirli biberi paketleyerek kilosu 30 - 35 milyon liradan satmaya devam ediyorlar.

Denetim belediyeden alınca işler kötüye gitti

Milliyet Business, bundan böyle her hafta sadece hileli gıda üretenleri ve satanları değil, halkın sağlığını dikkate alan hijyenik mal üreten doğru şirketleri de sizlere duyuracak. Örneğin üretimini şeffaflaştırarak halkın denetimine açan Pınar'ın, et hazırlama işini camekanın ardında, müşterinin gözü önünde yapan Carrefour'un, başı bonesiz işçi çalıştırmayan Seyidoğlu Gıda'nın, ABD'ye peynir ihraç eden Tek Süt'un, 20 ülkeye zeytin ihraç eden Ece'nin, gıda güvenliği alanında çok iyi çalışmalar yapan Tansaş'ın da yanında olacağız. Kendine güvenerek yaptıkları güzel ve iyi işlerin tüketiciye duyurulmasını isteyen firmalar, bizi arayabilirler..
1930 yılında yürürlüğe giren 1530 sayılı Belediyeler Kanunu'na göre, belediyelerin görevleri arasında gıda denetimi de vardı. Belediyeler, yine 1930'lu yıllarda yürürlüğe girmiş olan, 'Tıbbi ve İspençiyari Müstahzarat Kanunu', 'Umumi Hıfsızsıhha Kanunu', 'Ticarette Tağşişin Men'i Kanunu' gibi kanunlardan aldıkları yetki ile gerektiğinde para cezası, geçici veya süresiz kapatma cezaları verebilirlerdi.
Belediyeler, zabıta eliyle fabrikaları, hamamları, berberleri, fırınları, kasapları, bakkalları, çarşı ve pazar yerlerini az buçuk denetlerdi.
Uzun yıllar süren bu uygulamaya alışan vatandaş da bir derdi olunca belediyeye gideroi. Ama ne olduysa oldu, 1995 yılında 'Gıdaların Üretimi, Tüketimi ve Denetlenmesine Dair' Kanun Hükmünde Kararname (KHK) yayınlandı. 560 sayılı KHK ile gıda imal eden ve satan işyerlerinin denetlenmesiyle ilgili görev Sağlık Bakanlığı ile Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'na verildi. Yani gıda maddelerinin denetlenmesi yetkisi yerel yönetimlerden alınarak Ankara'ya, merkezi idareye taşındı ve film koptu.

Ankara ipe un seriyor
Gıdaları denetlemekle yükümlü kılınan Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı, 'uzman personelim yok, labaratuvarım yok, otomobilim yok, harcırahım yok, cep telefonum yok' diye ipe un sererek denetim işine boşverdi. Yeni gelin gibi 'yenim dar, yerim dar' gibi bahanelerle görevlerini yapmadılar. Belediyeler de 'Oh ne güzel. Bu yükten kurtulduk' diye sevinerek zabıtayı çarşıpazardan çektiler. 'Bana görev ve yetki veren yasalar hâlâ yürürlükte. Ben işime devam edeyim' demediler. Böylece gıda piyasaları başıboş kaldı.
Bugün aşırı nitratlı olduğu için böbreklerimizi bozan şarküteri mamulleri, aflotoksinli olduğu için karaciğer kanseri yapan baharatlar serbestçe satılıyor.

Hangi gıdaya ne katıyorlar?
Sucuk, salam, sosis: Aşırı nitrat, tavuk ve hindi derisi
Ayçiçek yağı: Palm yağı
Zeytinyağı: Ayçiçek ve pamuk yağı
Peynir: Margarin ve soya
Kırmızı toz biber: Domates çekirdeği ve aflotoksin
Antep fıstığı: Aflotoksin
Kuru incir: Aflotoksin
Kayısı: Aşırı kükürt ve aflotoksin
Fındık: Aflotoksin Kuru çay: Küf
Yumurta: Salmonella
Yaş meyveler: Tarım ilacı ve aşırı hormon
Sebzeler: Tarım ilacı ve aşırı hormon
Kıyma: Hindi derisi, tavuk gerisi, sakatat ve su
Döner ve köfte: Soya unu
Un: Benzoil peroksit
Ekmek: Aşırı katkı maddesi
Şokella: Fındık küspesi



BUSINESS


2005'te vanayı açıp petrolle yıkanacaklar
İş, aşkı döver mi?
Kardak Kayalığı'na çıkan SAS komandosu reklam işine girdi
Dedenin, çatı katındaki makinesinin tozunu alıp Hobby'yi yarattılar
Garanti'nin 58 yıllık hikâyesi
Nejat Eczacıbaşı: Beceriksiz akrabalara iş teslimi hatadır
Sultanahmet'e uzun bir süre daha uğramayacak
aflotoksinli biberi, Avrupa'ya satamıyor, bize yediriyorlar
Dizi içinde reklam dönemi başlıyor
Özelleştirmeden hükümete 'Telekom gecikebilir' notu
'Doctoğ Reno Paği'yi, Fransız asistanın aşkı Türkiye'ye getirdi
Literatüre 'gönüllü vergi baskısı' diye bir 'kavram' kazandıracağız
Klasikler İsviçre'den trendy'ler Hong - Kong'dan
Bush da, Demokrat aday Kerry de 'Kafatası ve Kemikler' üyesi
Bir oyun çıkardı, hayatı değişti
Diyarbakır'dan geçen yol
Bürokrasi İngilizler'e 30 milyar sterline maloldu
Soyadı 'Hantal' ama işte hız şampiyonu
Dijital Oyuncaklar
'Sinek kaydı' tıraş artık yetmiyor

Cem Yılmaz’dan 'Karakomik Filmler' eleştirilerine yanıtKomedyen Cem Yılmaz, 'Karakomik Filmler' serisinin ilk filmleri '2 Arad' ve 'Kaçamak'ın Eskişehir’deki gösteriminde sevenleriyle bir araya gelirken, sosyal medyadan yapılan eleştirilere yanıt verdi.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber