Uzun bir aradan sonra herkese yeniden merhaba. Beyza'nın uzun süren hastalığı, benim sertifika programlarım ve 2.üniversite dersleri derken yazmaya inanın fırsat bulamadım. Bu sene kendime yeni uğraşlar edindim. Boş durmayı seven biri değilim. İnsanın sürekli kendini yenilemesi gerek diye düşünüyorum. Özellikle de anne olduktan sonra kendimi daha fazla nasıl geliştiririm, kızıma daha fazla nasıl yararlı olabilirim diye tam bir araştırmacı anne oldum çıktım. Bu senenin uğraşları ve bilgi depolamalarına ayrı bir yazıda yer vereceğim. Kronolojik sıralamayla devam ettiğim anılarımıza da geri döneceğim fakat bu yazımın konusu 3 haftaya yakındır bizi süründüren hastalığımız olacak. 

Bugünkü yazımda son dönemin trendlerinden olan özellikle Beylikdüzü ve Bahçeşehir civarınca sıkça karşılaşabileceğiniz anne çocuk aktivite evlerinden biraz bahsedeceğim. Kimine göre anne çocuk cafesi, kimine göre oyunevi, kimine göre ise aktivite evi olarak geçiyor. Konsept olarak çocukları bırakıp gitmek yok, annenin gözetiminde oyun alanında çocuk hem yaşıtlarıyla vakit geçiriyor, hem de sosyalleşmiş oluyor. Anne de bu sırada yeni annelerle tanışıyor, kendine vakit ayırıyor, kitabını okuyor, çayını kahvesini içiyor. Çocuklarınızı 1 yaşından sonra buraya getirebiliyorsunuz fakat çoğu yer 2 yaş altını annesiyle birlikte oyun alanına alıyor. 2 yaşından sonra oyun ablası gözetiminde kendi yaşıtlarıyla oynayıp sosyalleştiği, paylaşmayı öğrendiği ve güzel vakit geçirebildiği çok fazla tavsiyeyi hak edecek yerler. Dilerseniz ödemelerinizi saat ücreti üzerinden, dilerseniz de aylık üye olarak yapabiliyorsunuz. Sadece oyun alanında oyun oynamanın dışında her gün ekstra ücret ödenerek günün etkinliğine de anne çocuk olarak katılabiliyorsunuz. Bu aktivite evleri ayrıca doğum günlerinize de ev sahipliği ediyor. Biz de Beyza'nın 2 yaş doğum gününü bunlardan bir tanesinde kutladık. Çok da memnun kaldık. Doğum günümüze de detaylarıyla ve fotoğraflarıyla birlikte ayrıca yer vereceğim. Buraya kadar her şey çok güzel.

Gelelim sorunun başladığı bölüme. Malum kış ayları geldi, mikroplar ve hastalıklar kol geziyor. Yaz ayında özgürce günün her saati dışarı çıkmaya ve arkadaşlarıyla vakit geçirmeye alışan Beyzoş benimle evde oyun oynamaktan sıkılır oldu. Yaşıtlarıyla birlikte vakit geçirmek istiyor. Oturduğumuz yerde Beyza'nın birebir yaşıtı olan arkadaşları yok hepsi anaokul ve ilkokul çağında olduğu için akransız kaldığından evimize yakın olan bir oyunevini tercih edip aylık üyelik yaptırdık. Beyza bu oyunevinin hijyensizliğinden ötürü mikrop kaptı ve hastalığımız ilerleyerek bronşite döndü. Zaten alerjik bir bünyeye de sahip olan kızım 3 haftadır hasta ve tedavisi ciğerlerinde hasar kalmaması adına 1 aya yakın daha devam edecek. Aynı dönemde oyunevinde tanışıp arkadaş olduğumuz bir çocuk daha Beyza gibi bronşit olunca o oyunevinden mikrop kaptığımız, oyunevinin hijyen konusunda eksik kaldığı kesinleşmiş oldu. Bu duruma hem çok üzüldüm, hem de açıkçası çok sinirlendim. Sessiz kalmak istemedim ve oyunevi sahibesinden diğer çocuklarında aynı dertten muzdarip olmaması adına "hasta olan çocukların oyunevine alınmaması" ricasında bulundum. Aldığım karşılık ise bu sorumluluğun tamamen annelere ait oluşu şeklindeydi. Tabi ki hasta çocuğunu bir anne kalabalık ortama sokmamalı, tabi ki diğer çocuklara da sebep olmamalı. Çocuklar hasta ola ola bağışıklık kazanacak elbet ama göz göre göre de hasta etmenin bir alemi yok.

Diğer oyunevlerine böyle bir durumun engellemesinin olup olmayacağını yargısız infaz yapmamak adına sordum. Hepsi daha önceden bu durum karşısında tedbirlerini almışlar. Hastalık süresince üyelik donduranlar, instagram sayfasında uyarı fotoğrafı paylaşanlar, kendi çocuğu dahi olsa hasta olan çocuğu alana almayacak kadar hassas davranan oyunevi sahipleri bile mevcutmuş öğrenmiş oldum. Bunları da öğrendikten sonra örnek olması adına bizi hasta eden oyunevine bu durumu bildirdim. Anne sorumsuz ve düşüncesiz davrandıysa, ikincil aşama olarak çocukları korumak adına işletme sahibi olarak bu duruma sizler dur demelisiniz. Gördüğümüz üzere her şey para değil. Annelik vasfını para kazanma hırsından önde tutmayı ihmal etmemek gerekiyormuş. İstenirse bunu yapmak da mümkünmüş. "Ben dilim döndüğünce söylerim ama annenin sorumluluğu tamamen" deyip işin içinden sıyrılmaya çalışmak hiç etik değil. Aylık üyeliğimiz dolmamasına rağmen üyeliğimizi yaktım. Çünkü kızımın sağlığı tabiki paradan daha önemli. Eskiden müşteri velinimetti, söylediği her fikri ciddiye alınır, ilgiyle üzerinde durulurdu. Malesef zaman ilerledikçe herkesi para hırsı sarmış durumda. Özellikle savunmasız olan çocuklarla ilgili iş yapan müesseselerin bu konuda daha da hassas davranmaları gerekir. Bir müşteri gider, bir müşteri gelir düşüncesini benimsemek yerine helal para kazanmayı benimsemek gerekir diye düşünüyorum. 

Sevgiyle ve sağıkla kalın.

İnstagram:@beyzosunannesi