İlk annelik acemilik, ikinci annelik tecrübe derlerdi de inanmazdım. "Olur mu öyle şey her kadın annelik içgüdüsüyle doğar ve her zaman hazırdır annelik tecrübesine" diye düşünürdüm. Taa ki doğuruncaya kadar, hiç de düşünülenler uygulanamıyor ve yaşanmıyor yeni anne olunca. Tecrübesizliğimizi , heyecan ve paniğimizle herkese tanıtıyoruz. Eee tabi eş dostun, her kafadan bir sesle karışması da harika mı harika ele veriyor bizi. Ama yıllar akıp giderken tekrar alınca o güzel haberi, yeniden anne oluyoruuummmla böbürlenerek , "Amaaannn uykusuz geceler mi, alerjik öksürük nöbetlerimi, okula gitmek istememe tepinmelerimi, herşeye hazırım!" demiyor muyuz? Dünyaya getirdiğimiz her çocuk aynı gen ve değişik mizaçla aramıza katılıyor. Bazıları sessiz, bazıları oldukça girişken, bazıları çekingen ve bazılarıda inatçı oluyor. Durum büyle olunca değişik stratejilerle yetiştirme taktikleri geliştirip büyütüyoruz en sevdiğimiz varlıklarımızı. Son yıllarda çevremde oldukça inatçı çocuk görmeye başladım gerek iş hayatıma (sınıftaki öğrencilerim) gerekse arkadaşlarımın çocukları oldukça zorluyorlar inatlarıyla biz büyükleri.

Peki nasıl başa çıkılır inatçı çocukla?

Elbette bunun sihirli ve kolay bir yolu yok. Ancak şunu unutmamalıyız ki ebeveyn olarak sakinliğimizi koruyarak. Çocukluğumuza gidelim. Muhtemelen birçoğumuz inat yapmışızdır çoğu şeye ama yetişkin olunca durum değişti. Çocuğumuzda yetişkin olacak ve o günlerdeki inadını hatırlamayacak. O zaman sabırla ona yaklaşmalıyız. Öfke, şiddet biz yetişkinlere yakışmayacak davranış şekli. Sabırlı olmak uzun vadede zahmetli ama bir o kadar da olumlu ve kalıcı sonuç getiren bir yaklaşım.

Sabırla çocuğumuzun inadını yenmek için öncelikle yaş dönemlerini iyi tanımalıyız. Kritik dönemleri bilirsek işimiz kolay. Aileleri zorlayan 4 kritik dönem vardır. 18-30 ay civarı, 4 yaş, 6 yaş ve 12-13 yaşlar. Tabii ki gelişim özelliklerine göre bu yaşlar değişiklik gösterebilir. Ama şunu bilmek gerekir ki bu yaşlarda çocuklar oldukça öfkeli ve inatçı olabiliyorlar. 

Öncelikle 2 çocuk anneliği deneyimlerime dayanarak şunu yazmalıyım; İnada "Hayır" ile karşılık vermeyin. Çünkü anlamayacak ve "Hayır" kelimesi daha çok inatla birlikte kriz getirecek. Çocuğa ne kadar çok “Hayır” dersek onun inatçılığını körüklemiş bize “Hayır” demesine zemin hazırlamış oluruz. Bir şey yapmasını istediğimizde veya sınır koyduğumuzda sözlerimizi “Hayır” cevabı almayacağımız şekilde ayarlamamız gerekir. Eğer yemekte çocuğun tabağını kendi elimizle doldurup, “Tabağındakini bitirmeden masadan kalkmayacaksın” dersek büyük ihtimalle “Hayır, bu yemek çok, hepsini yemek istemiyorum” cevabını alırız. Böyle yapmak yerine “Herkes tabağına yiyeceği kadar yemek alabilir, ama aldığını da yesin lütfen” diyerek herkesi bağlayan bir kural koyabilirsiniz. “Sütünü iç” diye dayatmak yerine, “Sütünü cam bardakla mı yoksa fincanla mı içmek istersin” diye seçenek sunmak daha doğru olacaktır.

Sonuçta çocuğunuzun inat edeceği şeyler bellidir ve biz ebeveynler de bunları gayet iyi bilir. İnada karşı strateji geliştirmek, ne söylediğimizden çok nasıl söylediğimiz her zaman çok önemlidir.

İpek Dağıstanlı

ipekile.com