Bugün Sait Hocamın programını izlerken (Başarıya Doğru&CNNTÜRK) anne babaların ne kadar çok bilgiye ve aynı zamanda bilince sahip olması gerektiğini hatırladım. Daha önce de benzer bir yazım olmuştu ancak, konu hala önemli ve güncel. Belki de her yıl güncelliğini koruyacak.

Çocuklarımızı hangi okula yollayalım, okul seçiminde ne önemli?

  Başarıya doğru programında yer alan konukların da değindiği gibi, okulun programı, fiziksel koşulları, dil öğretme  başarısı, sosyal faaliyetler, rehberlik hizmetleri , sınav başarıları okul  seçiminde etkili olacak faktörler arasında sayılabilir. Anne babalar bu konuda daha çok duyumlarla hareket edip biraz da moda akımların etkisi ile karar verme eğiliminde. Bu konuda bazı kanaat önderleri oluşuyor, her konuda olduğu gibi. Karar aşamasında “ o okul şöyleymiş, bu okul böyleymiş “ türünden duyumsal yaklaşımlar, belki kısmi araştırmalar ile karar veriliyor.

Bir çocuk için en iyi okul neresidir?

Bu soruyu bölerek yanıtlamak istiyorum.

Bu çocuk kim? Aileler çocuklarını ne kadar tanıyor? Çocuklarının özelliklerini, yeteneklerini, becerilerini, kişiliklerini ne kadar farkında ve bilincinde?  Anne babaların bir kısmı çocuklarını biraz kendi görmek istedikleri gibi görüyor ve pek fazla da kafa yormuyorlar. Çocuğum hangi özelliklere sahip, onu ne mutlu eder, nelere yatkın, yatkınlıklarını besleyecek bir ortam nasıl olmalı? Gibi sorgulamalar yerine duyulan, önerilen, popüler olan okula yöneliyorlar. Puanı yüksek, ucuz ya da pahalı, popüler, lüks, teknolojik olan okulu iyi sayılabiliyorlar.

En iyi okul neresi? İyi ve en iyi kavramları son derece subjektif kavramlar olup kişiye, duruma göre değişkenlik göster. “İyi” neye göre, kime göre? Mesela bana göre en iyi okul eve  yakın okuldur. Bu noktada  kriterler tamamen kişiseldir.

Bu durumda baştaki soruya tekrar dönecek olursak; Bir çocuk için en iyi okul neresidir?

O çocuğa “en uygun” okuldur diyeceğim.  Bu durumda iki değişkenin bir araya gelmesi gerekiyor. Yani çocuğu tanımak, anlamak, keşfetmek, okulu araştırmak, soruşturmak, analiz etmek.

Bunlar birleştiğinde bir çocuk için doğru okul seçilmiş olacaktır. Buradaki belirleyici, ebeveynin zihniyetidir. Anne babaların nasıl bir zihniyette olduklarını fark etmelerini öneririm. Zihniyet farkındalığı için de  bu seçmi yaparken neler yaptım, nasıl bilgi topladım, daha farklı neler yapabilirim, konu tam olarak içime sindi mi, çocuğumun yolunu çizerken onun gerçeklerini ne kadar dikkate aldım? Gibi sorular yardımcı olabilir.

Anne baba çocuğu hakkında aldığı kararlardan sorumludur, özellikle çocuk karar alma yaşına gelmediği dönemlerde. Örneğin; müziğe çok ilgisi ve yeteneği olduğu halde (yeteneği yoksa genelde ilgi oluşmaz) konservatuara yollamamak anne babanın kararı ve sorumluluğudur. Anne baba kendi zihniyetine göre “sanat para etmez” e inanıyorsa ve “mühendis olmalı” onun bakış açısını oluşturuyorsa  ve iyi eğitimi buraya konumlandırıyorsak dikkat.

 “Çocuğum iyi bir eğitim alsın” dan kastımız, fizik, matematik, geometri  öğrensin sonra da mühendis olsunsa bu yaklaşımla ziyan olan milyonlarca bireyden birine daha tanık olacağız demektir.

Bugünkü programda da değinilen konu aslında tam olarak velilerin üzerinde oluşan sorumluluk idi. Bu noktada velilerin verilen ödevi sorgulamak yerine, çocuklarını gözlemleyip, onları keşfetmeye kafa yormaları çok daha doğru olacaktır.

İyinin tek  bir eşleniği var kanımca, çocuğa uygunluk. Çocuğa uygun bir eğitim türü ve okul, iyi okul olmaya en iyi adaydır.

Bunun için de anne babalara epey iş düşüyor, haydi kolay gelsin.