Yaz dönemi bizim için sancılı geçiyor. Pek çok ailede de durum sanırım bizimkinden farklı değil. Devlet okulları yazın kapandığı için çocuklar yaz okullarına gidiyorlar. Yaz okullarına adapte olmak, yeni alışkanlıklar, yeni arkadaşlıklar kurmak zorlaştığı gibi yeni ve kötü alışkanlıklar ediniyor çocuklar. Okula başladıkları dönemlere geri dönüyoruz. Sabah ağlamaları, gerginliğin getirdiği mide bulantıları.

Her sabah, günaydından önce "bak anne ateşim var beni doktora götür, ben hastaneye yatmalıyım" sözleriyle açıyorum güne gözlerimi. Biliyor ki o hasta olduğunda anne izin alacak. Bundan başka kozu yok. Bir de "başkanın yoksa ben de seninle gelmek istiyorum". Yaz boyu kulağımda her sabah yankılanan sözler.

Empati kurmaya çalışıyorum, kalbimin bir yanı onu anlasa da alışmasını zorlaştırmamak için olmazlar peşi peşine sıralanıyor geniş açıklamalarıyla birlikte. Ama bir cümleyi elli kere söyleme kapasitesine sahip çocuklarım var benim. Size evet yada tamam dedirtmeden yakanızı bırakmaları çok zor.

Bu yaz gece ağlamaları, hastalık bahanelerine daha çok dayanamadığımızdan Sarişin okulunu değiştirdik. Çok sevdiği bir öğretmenle geçirdik yazın ikinci bölümün. Fakat peş peşe gelen izinler, uzun yaz tatili iyice böldü düzeni. Kalan yazda mutsuz gitti ama hiç olmazsa mutlu döndü eve.

Sare sözlerine şöyle başlar "söz vererek ve unutmadan toplantınız bitince beni erken alacaksınız" "söz vererek ve unutmadan beni bu gün doktora götüreceksiniz" Doktoru bu kadar çok seven çocuk tanımadım ben. Her gün gitse doymuyor.

Yapamayacağımız sözler vermemeye çalıştık, yorulmuş olsak da. Bazen usanıp "söz bu gün seni erken alacağız" dediğimizde işimiz yoğun da olsa yarım saat de olsa erken çıkıp aldık onu. Bazen iş yerine getirdik bir gün de olsa stres yapmasın rahatlasın diye.. Ama ele tutulur bahanelerimiz oldu. Bu gün işler yoğun değil vs. gibi. O istediği yada ağladığı için yapmadığımızı anlaması için büyük efor harcadık. İş yerinde sıkılsın diye ona bir şeyler izlemeyi kesinlikle yasakladık. Ama o bulduğu kağıt, kalem ve yapıştırıcıyla kafi derecede eğlenmiş göründü her seferinde.

Ne yaptıysak boşa çıktı anlayacağınız. Şimdi sonbaharla birlikte kış okulu açılıyor. Umudumuz bu ağlamaların kesilmesi lakin neler olacağını göreceğiz.

Bu gün yaz okulunun son günü ve ben bir kez daha yenildim. Okulun kapısından içeri sokamadım. Bizimle gelmesine izin vermediğimiz için okulun önünde durdu "ben akşama kadar sizi burada bekleyeceğim" dedi. O kadar kararlıydı ki "peki o zaman akşama görüşürüz ama dikkatli ol bir tehlike görürsen hemen okula gir" dedik. Umduğumuz arabaya binerken "anne ben okula gideceğim" demesiydi. Öyle olmadı, sesiz baktı arkamızdan. Eşime "ee ne yapacağız şimdi" dedim. Arabayla okulun köşesini dönüp pusuya yattık. Koşarak içeri girecekti şimdi. Yine olmadı beklemeye devam. Tam o sırada sevdiği öğretmenlerden bir geldi yanımıza, durumu anlattım. "Ben onu ikna ederim" dedi. Beş dakika kadar konuştu sonra kucağına alıp okula girdiler.

Ağlamadı.. Akşam neler anlatacak bilmiyorum.

Müdürüyle de karşılaştık okul kapısında. Sare'den bahsettik biraz. Israrlı sorularıyla sanırım onu da yormuş epeyce. "Anneme mesaj atar mısın, annemi arar mısın, ben onlar gelene kadar senin odanda bekleyebilir miyim?" Bildiğiniz müdürün odasında kendine ait bir köşe edinmiş. Müdür "Bu gün Sare'nin son günü değil mi?" diye sordu. "Evet" cevabı alınca gözlerinden bir mutluluk ışıltısı geçtiğini gördüm sanki. Derin bir nefes alıp "oh" der gibi oldu sanki. Yada bana öyle geldi evet evet kesin yanlış anladım

Zor bir çocuk Sare. Yaramaz değil ama kararlı ve inatçı.

Keşke yaz sorununa bir çare bulsak. Çocuklar okullarından ve alışkanlıklarından kopmak zorunda kalmasalar. Çalışan anneler bütün günü endişeli geçirmese.

İlkokula giden çocuklar için de aynı durum geçerli. Geçen yıl Ayşe yaz tatilini bizden uzakta geçirdi. Çünkü verecek yaz okulu bulamadık. Daha 8 yaşında bir çocuk için çok uzun yıpratıcı bir süreç. Oysa annelerin çalışmasını teşvik etmek istiyorsak önce akıllarındaki bu soru işaretleri giderilmeleri. Akrabalarla aynı şehirde yaşayan aileler için biraz daha kolay atlatılsa da yaz bizim gibi ailelerinden uzak olanlar için üç ay öncelden kaygı yaratan bulunan çözümlerin içimizi ferahlatamadığı yıpratıcı bir süreç. Umarım yakın zamanda yazı eğlenceli, verimli ve huzurlu kılacak düzenlemeler yapılır.

Maceralarımızın daha fazlası için

https://www.facebook.com/ANNEEBAK/