'Biz çektik, Mısır çekmesin'

"Nasıl bu ara Meclis başlıyor çalışmaya, gece yarısına kadar devam ediyorsa siz de başlayın çalışmaya günde en az 10-15 saat çalışın. Bu yaz mevsimi içerisinde gelin şu anayasa işini halledin. Ben arkadaşlarıma bu noktada gerekeni söyleyeceğim" - "48 tane mutabık kalınan madde var. Bunu çıkarın 68'e, 78'e. Çıkaramıyorsanız 48. 48'i gelin hemen Meclis'ten geçirelim. Olağanüstü olarak Meclis'i toplayalım, madem 48'inde mutabıkız. Hemen bu 48 maddeyi süratle 1 hafta içinde Meclis'ten çıkarırız"

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, yeni anayasayı oluşturma çalışmaları çerçevesinde TBMM'deki siyasi partilerin 48 madde üzerinde mutabık kaldığını anımsatarak, "Nasıl bu ara Meclis başlıyor çalışmaya, gece yarısına kadar devam ediyorsa siz de başlayın çalışmaya günde en az 10-15 saat çalışın. Bu yaz mevsimi içerisinde gelin şu anayasa işini halledin. Ben arkadaşlarıma bu noktada gerekeni söyleyeceğim" dedi.
Memur-Sen'in düzenlediği iftarda konuşan Erdoğan, yeni anayasa çalışmalarını değerlendirdi.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun, "İktidar partisi başkanlık sisteminden vazgeçsin oturup konuşuruz" dediğini hatırlatan Erdoğan, "İnanın doğru olduğuna inansam hemen ilk adımı atan ben olurum. Çünkü akşam başka sabah başka" diye konuştu.
Başkanlık sisteminin, yürütme meselesi olduğunu, yeni anayasa çalışmaları kapsamında 48 madde üzerinde mutabakat sağlandığını ancak diğerleri üzerinde bir mutabakat olmadığını ifade eden Erdoğan, farklı partilerin farklı maddeler üzerinde muhalefet şerhleri bulunduğuna dikkati çekti.

"Kimse kimseyi aldatmasın, olay bir başkanlık sistemi meselesi değildir" diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Yarın önümüze şu gelebilir, diyebiliriz ki 'Gelin, şu anda mutabakat sağlanan maddeler var değil mi? Hadi yoğun bir çalışmanın içerisine girin. Tatil matil yapmayın'. Ben bunu arkadaşlarıma söylemeye kefilim. Söyleyeceğim, en az haftada 5 gün yoğun bir çalışmaya, öyle günde bir saat filan değil, yoğun bir çalışma. Nasıl bu ara Meclis başlıyor çalışmaya, gece yarısına kadar devam ediyorsa siz de başlayın çalışmaya günde en az 10-15 saat çalışın. Bu yaz mevsimi içerisinde gelin şu anayasa işini halledin. Ben arkadaşlarıma bu noktada gerekeni söyleyeceğim. Diğer liderler de söylesin, genel başkanlar da söylesin, genel müdürler de söylesin. Görelim bakalım ne olacak? Haydi atalım bu adımı. 48 tane mutabık kalınan madde var. Bunu çıkarın 68'e, 78'e. Çıkaramıyorsanız 48. 48'i gelin hemen Meclis'ten geçirelim. Olağanüstü olarak Meclis'i toplayalım, madem 48'inde mutabıkız. Hemen süratle, bu 48 maddeyi süratle 1 hafta içinde Meclis'ten çıkarırız. Ne kadar samimi olduğumuzu veya olduğunuzu onu da ispat edelim."
Erdoğan, bunun için 4 siyasi partinin tümünün bulunmasının gerekmediğini dile getirerek, "4'ü mutabık kaldığı için bunu söylüyorum, haydi gelin yapalım. Ama yok 4'ü gelmedi, Meclis'te bu işi görüşerek yapmaya muktedir olan partiler olarak gelin yapalım" diye konuştu.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Darbelerle büyümüş bir nesil olarak, darbelerin ağır faturasını ödemiş bir millet olarak bize yakışan, dünyanın neresinde ve kime karşı olursa olsun darbelere karşı durmaktır. Biz sadece bize yakışanı, bu millete yakışanı yapıyor, son derece ilkeli bir şekilde darbelere karşı duruyoruz. Mısır halkı, topyekün bizim kardeşimizdir. Bir tek Mısır vatandaşının kılına zarar gelmesinden biz elem duyarız" dedi.
Memur-Sen'in Altınpark'ta verdiği iftara katılan Erdoğan, yaptığı konuşmada, ramazanın tüm İslam coğrafyası ve tüm insanlık için hayırlar getirmesi dileğinde bulundu.
Memur-Sen'e çalışanların haklarını savunmada gösterdiği çalışmaları, demokrasiye, ekonomiye, ulusal ve uluslararası dayanışmaya, paylaşmaya verdiği önem ve çalışmalarından dolayı teşekkür eden Erdoğan, "Memur-Sen, bir memur sendikaları konfederasyonu olmanın ötesinde Türkiye'nin etkili, güçlü sivil toplum örgütü olarak gerçekten çok başarılı işlere imza atıyor. Burada Memur-Sen'e, özellikle çözüm sürecine verdiği katkılardan, demokrasiye sahip çıkmada gösterdiği samimi duruştan, Türkiye'nin meseleleri kadar dünya üzerindeki mazlumlara, mağdurlara sahip çıkışından dolayı da ayrıca teşekkür ediyorum" diye konuştu.
"2013 yılı ramazan ayını gerçekten çok buruk, çok hazin hadiselerin gölgesinde karşıladık" diyen Erdoğan, Somali, Myanmar, Doğu Türkistan, Lübnan ve Irak'taki Müslümanların hayır duaları beklediğini söyledi. Erdoğan, şunları söyledi:
"Suriye'de kardeşlerimiz bu ramazanı da maalesef kanla ve gözyaşıyla idrak ediyorlar. Gazze, Refah Sınır Kapısı'nın tekrar kapatılması nedeniyle bu ramazanı bir kez daha yokluk, mahrumiyet ve belirsizlik içinde karşıladı. Bütün bunların üstüne kardeş ülke Mısır'da yapılan askeri darbe ve ardından başlayan olaylar, sabah namazında, namaz kılanlara, sivillere, kadın ve çocuklara yapılan ateşli saldırılar ve katliamlar hüznümüzü daha da katladı. Ramazanışerifi bizim için daha da buruk hale geldi. Yeryüzündeki tüm mazlumlara, gariplere, yolda kalmışlara, bu güzel ramazan, bu güzel iftar buluşmasında sabırlar niyaz ediyoruz. Her birinin kalbine ferahlık, dayanma gücü, sabır temenni ediyorum."

"Akif İnan'ı rahmet ve minnetler yad ediyorum"
"Memur-Sen'in kurucusu şair, mütekfekkir değerli büyüğümüz, ağabeyimiz Mehmet Akif İnan'ı bu vesileyle, rahmetle minnetle yad ediyorum ve mekanı inşallah cennet olsun" diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Merhum Akif İnan, Mescid-i Aksa için yazdığı muhteşem şiirinde, hepimizin ortak duygularını, şu dizelerle ifade etmişti: Mescid-i Aksa'yı gördüm düşümde, bir çocuk gibiydi ve ağlıyordu. Varıp eşiğine alnını koydum, sanki bir yeraltı nehr çağlıyordu. Evet, çocukların ağladığı, bir çocuk kadar masum insanların, kadınların, erkeklerin ağladığı bir ramazan ayını idrak ediyoruz. Şuna hepimiz gönülden inanacağız: Kimin ne hesabı olursa olusun, kimin ne planı, ne projesi olursa olsun, ne senaryosu olursa olsun, kimin ne tuzağı olursa olsun. Bütün hesapların üzerinde bir hesap vardır. Bütün tuzakların üzerinde bir tuzak vardır ve bu tuzak en büyük tuzaktır. Asla umutsuz olmayacak, asla yeise kapılmayacak, başımızı asla öne eğmeyeceğiz. İnanıyorsanız muhakkak üstünsünüz. İlkeniz, ilkemiz bu olacak. Hakk'a inanacak, her şart altında hakkın ve haklının yanında, mazlumun yanında duracak, haklı bir davanın inancıyla dimdik doğruları savunmaya devam edeceğiz. Biz tabular oluşturan medeniyetin mensupları değiliz. Biz, insanoğluna uluhiyet yükleyen bir inancın mensupları değiliz. Biz, yeryüzünde şunu çok iyi bilir, çok iyi inanırız: Zalimler de vardır, mazlumlar da vardır ama bilesiniz ki bu yeni başlamadı. Bu ilk insan Hz. Adem, Hz. Havva, onunla birlikte Kabil ile Habil, onlarla başladı. Biri katil, biri maktul. Orada başlayan bir süreç var. Bu kıyamete kadar böylece devam edecek."

Mısır'da ordunun yönetime el koyması
Erdoğan, Mısır'da askeri darbe yapıldığını ancak onların bunu darbe olarak etmediğini belirterek, şunları söyledi:
"Yahu nasıl kabul etmezsin? Tanklarla toplarla sivilin üzerine yürüyeceksin, 'bu askeri darbe değil' diyeceksin. Sandıktan çıkıp gelmiş, yüzde 52 oyla çıkıp gelmiş bir iktidarı sen sandıkta indirmiyorsun ki tankla topla apoletinle indiriyorsun. Kaldı ki seni Milli Savunma Bakanlığı'na, Genelkurmay Başkanlığı'na getireni indiriyorsun, Anayasa Mahkemesi Başkanılığı'na getiren Mursi ama şu anda ülkenin başına Genelkurmay Başbakanı'nın, yani apoletlinin atadığı da yine Anayasa Mahkemesi Başkanı, Mısır halkı mı getirdi onları oraya? Hayır. Kim getirdi? Darbeyi yapanlar, darbeciler. Biz bu darbelerden bu ülkede çok çektik. Mısırlı kardeşlerimizin aynı şekilde çekmesini istemiyoruz derdimiz bu ve biz şunu biliyoruz ki yeryüzünde Allah'tan başka galip yoktur."
Endülüs saraylarını gezerken kubbenin kenarlarındaki sözün kendisini çok heyecanlandırdığını ve orada "Ancak Allah galiptir, ondan başka galip yoktur" yazdığını anlatan Erdoğan, başta Türkiye olmak üzere birkaç istisna dışında uluslararası toplumun Mısır'daki darbeye, karşı çıkmak bir yana buna "darbe" bile diyemediğini söyledi.
"Kimisinde çıkar hesaplarını görüyorsunuz. Kimisinde para pul hesaplarını görüyorsunuz ama kimse kalkıp demokrasi mücadelesini, ileri demokrasi mücadelesini sahiplenmiyor. Mısırda benim oyum neden milyonlarca insana acımasızca silah doğrultanları, katilam yapanları dünya şu ana kadar görmedi, görmüyor. Dünya çıkarları adına susuyor, dünya konjonktür adına suyor, dünya strateji adına susuyor" değerlendirmesinde bulunan Erdoğan, Türkiye'de anamuhalefet partisinin de bu konuda kendi içinde birbirine girdiğini bildirdi.
Erdoğan, kimisinin, "Bak Mısır'da neler oldu görüyorsunuz değil mi? Demokrasi sadece bu değil, aynı şey burada da böyle olabilir ha" dediğini ifade ederek, "Başındaki de diyorki 'Bak, kendinize çekidüzen verin. Biz de darbeye karşıyız ama..." Demokraside amalar, ancaklar, lakinler olmaz, demokraside halkın iradesi olur, halkın iradesine saygı olur" dedi.
İnsanlık onurunun, her türlü çıkarın, konjonktürün ve stratejinin üzerinde olduğunu vurgulayan Erdoğan, günün sonunda günün sonunda herkesin aynaya bakacağını ve birileri aynada eline yüzüne bulaşmış masum kanı görürken, birilerinin ise dik durmanın verdiği iftiharı göreceğini söyledi.
Erdoğan, "Onun için dik duracağız ama dikleşmeyeceğiz. Biz Türkiye olarak tarih boyunca yaptığımız gibi, ecdadımızın yatığı gibi, aynaya baktığımızda sadece iftihar görmek, sadece dik durmanın verdiği gururu görmek istiyoruz" diye konuştu. Erdoğan, şunları kaydetti:
"İçeride ve dışarıda Mısır'daki darbenin karşısında dimdik durmamız, ilkeli durmamız eleştiriliyor. Kardeşlerim, darbelerle büyümüş bir nesil olarak, darbelerin ağır faturasını ödemiş bir millet olarak bize yakışan, dünyanın neresinde ve kime karşı olursa olsun darbelere karşı durmaktır. Biz sadece bize yakışanı, bu millete yakışanı yapıyor, son derece ilkeli bir şekilde darbelere karşı duruyoruz. Mısır halkı, topyekun bizim kardeşimizdir. Bir tek Mısır vatandaşının kılına zarar gelmesinden biz elem duyarız. Şimdi soruyorum; 53 namazdaki Mısırlı kardeşimizi katledenler bunun hesabını acaba Allah'a nasıl verecekler. Yüz bine yakın insanı Suriye'de katleden katil ve yandaşları bunun hesabını ebedi alemde nasıl vercekler. Tabii onların yanında olanlar, onların destekçileri de en az onlar kadar suçlu. Mısır halkının tamamen harici müdahaleler neticesinde kamplara, cephelere ayrılmasından en başta biz rahatsızlık duyarız."

"Dünyanın hiçbir ülkesinde darbeciler hayırla yad edilmemiştir"
Mısır'ın kaostan acilen çıkmasını umduklarını belirten Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:
"Mısır'da kaosu derinleştirecek adımların değil, kaosu bitirecek, kamplaşmayı sona erdirecek adımların atılmasını bekliyoruz. Dünyanın hiçbir ülkesinde darbeciler hayırla yad edilmemiştir, yad edilmeyecektir. Bizim ülkemizde de darbecileri hayırla yad edenleri gördünüz mü? İlk zamanlar şakşakçılar çıkar, alkışlarlar. 'Yaşa, varol' derler. Ama aradan yıllar geçtikten sonra hepsi lanet okumaya başlarlar. Tıpkı son dönemlerde olduğu gibi. Bilesiniz ki bunları da bekleyen akibet budur. Bugün için emrindeki salihlı güçlere güvenip iktidar erkini eline geçirdiğini zannedenler er ya da geç, halklarının ve tarihin önünde yargılanacak ve mahkum olacaktır. Bakın, Türkiye'de geçmişte darbe yapmış, darbeye karışmış, darbe karşısında suskun kalmış tüm isimler milletin vicdanında mahkum edilmiş, isimleri bile bugün hatırlanmayan kişiler olmuşlardır. Bugün hayatta olan darbeciler ise insan içine çıkacak kadar, başı dik duracak kadar bile kudret sahibi değillerdir. Mısır'da darbe yapanlar, Mısır'daki darbeyi destekleyenler ya da sessiz kalanlar inanın nefes alıp verdikleri sürece bunun mahcubiyetini yaşayacaklardır."

"Artık suskun halk yok"
Erdoğan, dünyadaki darbeci zihniyetin hiç değişmeden yerinde durduğunu, yerinde saydığını gördüklerini dile getirerek, ancak darbelerin hedefi olan halkların da seçimlerde demokrasiye güçlü şekilde sahip çıktıklarını gördüklerini kaydetti.
Erdoğan, Türkiye'nin içinde bulunduğu coğrafyada klasik metotlarlar operasyon yapmaya çalışanların karşılarında artık halkları bulduğunu ve bundan sonra da bulacaklarını ifade ederek, "Artık suskun bir halk yok. Artık, kendisine dayatılan şartlara boyun eğen halk yok. Artık medya yoluyla, propaganda yoluyla, kampanyalar yoluyla kandırılan, etki altına alınan, sindirilen halklar da yok. Tıpkı Mısır'da olduğu gibi, darbe yapmayı, sandığı ve sandık sonuçlarını ortadan kaldırmayı hedefleyen herkes artık halkın tepkisini hesap etmek zorundadır" dedi.
Halkların artık sadece darbelere değil, oldu-bittilere, dayatmalara, azınlığın çoğunluğa hükmetme çabalarına, azınlığın kendi yaşam tarzını çoğunluğa dayatma girişimlerine de güçlü şekilde karşı çıktıklarını vurgulayan Erdoğan, "Bizden şunu istiyorlar, 'her ne kadar çoğunluk olsanız da biz ne diyorsak onu yapacaksınız. Kusura bakma'. Eğer çoğunluk olarak iktidara gelip muktedir olamazsanız bu halk, sizden onun hesabını sorar. 'Ben seni yüzde 50 ile getirdim, ama sen muktedir olamadın' der. Öyleyse bunun hakkını vereceksin. Bunun hakkını verirken bir kişinin bile mağdur olmasına göz yummayacaksın" diye konuştu.
"Biz bunun idraki içiresinde olan bir iktidarız" değerlendirmesinde bulunan Erdoğan, şöyle konuştu:
"Meydanlara çıkarak, arkasına medyayı, arkasına egemen güçleri alarak, arkasına silahlı güçleri alarak ülkelerin kaderini tayin etme dönemleri artık geride kalmıştır ve başarısızlığa mahkumdur. Yani sermaye çevrelerinin hükümet kurduğu, bakan tayinlerini gerçekleştirdiği dönem geride kalmıştır. Şu anda da bunu yapan yok mu? Var. Bazı sermaya grupları şu anda bir araya gelmek suretiyle 'acaba yeni iktidarları nasıl oluştururuz'. Bunun gayreti içerisindeler. Kusura bakmayın. Bu ülkede evelallah artık halkın dediği olacak. Sizin değil. Ne dedik, 'Yeter artık karar milletin' dedik. Olay bu. Son kararı verecek. En net, en kesin kararı verecek yegane meydan artık sandıktır. Sandıktan çıkan sonucu hazmedemeyenlerin yapacağı şey sandık sonuçlarını yok saymak değil bir sonraki sandıktan çıkabilmek için daha fazla gayret göstermektir. Her iktidar hukuka, anayasaya, yasalara, temel insan haklarına saygı duymak mecburiyetindedir."
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Biz ahlaklı olacağız. Biz ilkeli, cesur olacağız ve dik duracağız. Herkes sussa bile biz darbeye darbe deme cesaretini en güçlü şekilde gösterecek, eğmeden, bükmeden haksızlık karşısında sesimizi yükselteceğiz" dedi.
Memur-Sen'in düzenlediği iftarda konuşan Erdoğan, dürüst olmayı siyasetlerinin gereği olarak kabullenerek yola çıktıklarını vurgulayarak, "Ne aldanan olacağız, ne aldatan olacağız" dediklerini anımsattı.
"Aldatmayı ve aldanılmayı çok aşağılık bir hareket olarak gördüklerini" belirten Erdoğan, "Birilerinin ahlaksız olması, birilerinin ahlak zaaflarının olması bizim için mazeret olmaz. Biz ahlaklı olacağız. Biz ilkeli, cesur olacağız ve dik duracağız. Herkes sussa bile biz darbeye darbe deme cesaretini en güçlü şekilde gösterecek, eğmeden, bükmeden haksızlık karşısında sesimizi yükselteceğiz. Şundan herkes emin olsun ki ne yaşanırsa yaşansın kazanan ahlak olacaktır, kazanan insanlık onuru olacaktır, kazanan dik duruş olacaktır. Bunun dışındaki her yol er ya da geç kaybetmeye mahkumdur" diye konuştu.
Yaşanan tüm olumsuzluklara rağmen yeise kapılmayacaklarını, umutsuz olmayacaklarını, inançlarından ve haklılıklarından aldıkları güçle hakkı, haklıyı savunmaya, mazlumların yanında saf tutmaya devam edeceklerini bildiren Başbakan Erdoğan, "Biz ayrıştırıcı olmayacak, birleştirici olacağız. Kamplaşmayı, kutuplaşmayı savunan, bunu körükleyen değil, kucaklaşmayı, muhabbeti, konuşmayı ve uzlaşmayı savunan taraf olacağız. Hem bölgemizde hem ülkemizde biz hep sağduyunun tarafı olduk, bundan sonra da sağduyunun tarafı olacağız" değerlendirmesinde bulundu.
Son 10,5 yılda her alanda çok büyük başarılar elde ettiklerini, ülkeyi çok güzel seviyelere taşıdıklarını vurgulayan Erdoğan, Türkiye'nin ekonomisiyle dış politikasıyla gelecek umuduyla ve hedefleriyle bölgenin parlayan yıldızı olduğuna dikkati çekti.
2023 hedefleri için kararlılıkla çalıştıklarını, reformlarını kararlılık içinde yapmayı sürdürdüklerini belirten Erdoğan, kardeşliği daha da güçlendirmek için cesur adımlar attıklarını, Türkiye'yi kardeşlik üzerinde büyütmenin mücadelesini verdiklerini söyledi.
Türkiye'nin mevcut gücünden, potansiyelinden, hedeflerinden rahatsızlık duyanların bulunduğunu kaydeden Başbakan Erdoğan, bunlara karşı hep birlikte uyanık olmak, kenetlenmek, safları sıklaştırmak zorunda olduklarını vurguladı.
10,5 yılda ağır şartlarda elde edilen kazanımların heba edilmesine göz yummayacaklarını, katedecekleri uzun mesafeler, ulaşmak zorunda oldukları büyük hedefler bulunduğunu ifade eden Erdoğan, birlik ve kardeşlik içinde hedeflerine ulaşacaklarına vurgu yaptı.
Bugünlere farklılıkları zenginlik olarak değerlendirerek ulaştıklarını dile getiren Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:
"Bundan sonra da farklılıkları değil ortak noktalarımızı öne çıkararak, farklılıklarımızı bir zenginlik olarak değerlendirerek, birbirimize, birbirimizin yaşam tarzlarına saygı duyarak geleceğe ilerleyeceğiz. Kimin ne meselesi varsa bunu demokrasi, hukuk, karşılıklı hoşgörü içinde çözüme kavuşturacağız. Kimsenin yekdiğerinin hukukuna tecavüz etmesine müsaade etmeyeceğiz, göz yummayacağız, buna hoşgörü göstermeyeceğiz. Herkesin hukuk dairesi içinde kalıp, birbirinin hakkını emanet olarak görüp, birbirine saygı içinde yaşamasını destekleyecek, bunun zeminini daha da güçlendireceğiz."

"Çok anlamlı bir fırsat"
"Ramazan-ı Şerifin gerek 76 milyon olarak gerek geniş coğrafyamız olarak nefis muhasebemizi yapmak, kendimizi bir sigaya çekmek için çok anlamlı bir fırsat olduğuna inanıyorum" diyen Erdoğan, ramazanın bereket, rahmet ve mağfiret dolu ikliminin ramazan sonrasında da yaşaması ve yaşatılması için herkesin sorumluluk yüklenmesi gerektiğini düşündüğünü söyledi.
Başbakan Erdoğan, "Ramazandan aldığımız ilhamla inşallah yılın tamamını bir kardeşlik ve dayanışma atmosferine tebdil edebiliriz. Buruk girdiğimiz ramazanın en başta dualarımızla hepimizi sevindiren, hepimizi mutlu eden, hepimizi umutlandıran bir bayrama ulaşmasını kalpten temenni ediyorum. Bu ramazanın ülkemizde ve coğrafyamızda kardeşliğe, kucaklaşmaya, helalleşmeye vasıta olmasını yürekten arzu ediyorum. Ramazanın ardından gelecek bayramı bayram gibi yaşamak için her birinizi hem emek vermeye hem de dua etmeye çağırıyorum" diye konuştu.

"Etnik ayrımcılık bu iktidarla bitmiştir"
Cuma günü Bingöl'e gideceğini ve burada Bingöl Havaalanı'nın açılışını gerçekleştirecekleri bilgisini veren Erdoğan, ardından Kastamonu, sonrasında da Şırnak havaalanlarının açılışını yapacaklarını aktardı.
Erdoğan, göreve geldiklerinde Türkiye'de 26 havaalanı olduğunu ancak şimdi 50 havaalanı bulunduğunu belirterek, "Bu ne demektir? Bu iktidar bu ülkede batıya nasıl bakıyorsa, doğuya, güneydoğuya da öyle bakıyor. Kuzeye nasıl bakıyorsa güneye de öyle bakıyor ve bu ülkede etnik ayrımcılık bu iktidarla bitmiştir. Bir olacağız, iri olacağız, diri olacağız, kardeş olacağız" dedi.
Memur-Sen'in iftarına Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç, Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı, Ankara Valisi Alaaddin Yüksel ile bazı milletvekilleri de katıldı.

22 Kasım 2019 Haftanın Özeti22 Kasım 2019 Haftanın Özeti

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber