33. HAFTA

Nikah Masası

Bundesliga’da sezon sonuna bir hafta kala son maçlarını deplasmanda oynayacak takımlar taraftarlarına gelecek sezon görüşmek üzere veda ettiler. Ancak bu takımlarda bazı futbolcular vardı ki, o taraftarla gelecek sezon artık en azından o forma altında görüşmeyeceklerdi. Bu endüstriyel futbolun bir gerçeğiydi ve bundan doğal bir şey olamazdı. Ama gelin siz bunu bir de Mönchengladbach, Dortmund ve Werder Bremen taraftarına anlatın. Onlar galibiyette beraber sevindikleri, mağlubiyette beraber üzüldükleri, tuttukları takımın formasını arzu ve sadakatle ıslatırken izlemeye alıştıkları futbolcularının, “UEFA’nın menajerlerine verdiği yetkiye dayanarak” sezon bitmeden başka takımlarla nikah masasına oturmalarına şahit oldular. Bu sebeple 3 takımın taraftarının da dilinde sözlerini Ümit Besen’in yazdığı ağdalı tezahüratlar var bu aralar:

MarcAndre Ter Stegen (Mönchengladbach 3 – Mainz 1)

22 yaşındaki Gladbach kalecisi Marc-Andre ter Stegen tam 18 yıldır taşıdığı (evet 4 yaşından beri) Mönchengladbach formasını bu şehirde son defa giydi. Belki de o yüzden nikah masasına oturan üç adam arasında gözyaşlarını tutamayanın o olması da normaldi.

Ter Stegen’inBundesliga’da 107’inci defa kalesini koruduğu Gladbach, Mainz karşısında maçı 3-1 kazanırken, maçın öncesinde ve sonrasında hep gözyaşı vardı genç kalecinin gözlerinde. Bu galibiyetle Gladbach Avrupa Ligi’ne en azından ön eleme oynayarak katılmayı garantiledi. Haftaya doğrudan rakip Wolfsburg karşısında son görevine çıkacak ter Stegen ve sonrasında herkesin bildiği bir sırrı açıklayacak:

Barcelona’nın önerdiği sözleşmeye imza attığını ve gelecek sezon Barca kalesini koruyacağını.

Taraftarın ona cevabı da yine “nikahmasası”ndan olacak:

“hayaller kurardık biz yıllar önce
hiç yoktu hesapta ayrılık bizce”

AaronHunt (Werder Bremen 2 – Hertha Berlin 0)

Galiba en güzel veda ondan geldi. AaronHunt tam 214 defa giydi Bremen formasını ve bu hafta son defa taraftarının önüne çıktı. Ama ne çıkmak!

Maç öncesi bu sezon Nürnberg deplasmanında hakemin Bremen lehine verdiği penaltı kararını düzelttiği için Alman Olimpiyat Komitesi yılın fair-play ödülünü Hunt’a verdi.

Sonrasında ilk yarısı 0-0 biten maçın iki golünü atmak ona nasip oldu. Özellikle 90+1’de gelen ikinci golü hem estetik açıdan hem de ayarlanmışçasına bir perde kapanışı olması açısından çok anlamlıydı.

Gelelim bu ayrılığın sebebine. MalesefHunt a takıma çıktığında şampiyonluk yaşayan Bremen, özellikle son bir kaç sezondur ciddi düşme korkusu yaşayan bir takım oldu. Takımın genel maaş skalası da Hunt gibi Alman milli takımını dahi zaman zaman zorlamış kaliteli bir isimle tekrar anlaşmalarını imkansız hale getirdi ve Hunt adının Beşiktaş olması kuvvetle muhtemel bir başkasıyla nikah masasına oturmaya karar verdi. Hal böyle olunca taraftara bu “nikahmasası”ndan düşen satırlar da belliydi:
“garibin biriysem sevemez miyim
aşkla karın doymaz diyen ben miyim?”

Robert Lewandowski ( Dortmund 3 – Hoffeneim 2 )

Evet sonunda o gün gelmişti. 4 yıl önce LucasBarrios’un arkasında forma bekleyen kimsenin tanımadığı bir Polonyalı olarak başladığı Dortmund kariyerini, devre arasında Bayern Münih ile anlaştığını açıklayarak bitiren Lewandowski Dortmund’un “sarı duvar”ını son defa arkasında hissediyordu. Onun ayrılığı çok daha karışık duygulara sahne oldu. “Maç sırasında taraftarın desteğinden emindim, ancak maç sonunda ne olacağını ben de bilmiyordum” diyor Lewandowski. Ezeli rakibe gidiyordu ve bu sebeple taraftarın son vedayı sevgiyle mi yoksa sitemle mi yapacağı gerçekten de çok belli değildi. MarioGötze gibi kulüpte yetişip büyüyen bir adamın, ŞL finali öncesi Dortmund’u bırakıp gidebildiğini gördüklerinden midir bilinmez, taraftar saygıyı seçti. Lewandowski Dortmund’dan alkışlarla uğurlandı.

Futbola dönersek, iki taraf için de iddiası olmayan maçta başta Reus olmak üzere takım arkadaşları Robert’in Dortmund’a golle veda etmesi için ellerinden geleni yaptılar. Ancak, LewandowskiSignalIduna Park’taki son maçında ismini son bir defa anons ettiremedi. Yine de artık kendi sahasında olmasa da daha iki maçı var ve Lewandowski bu maçlarda bulabileceği gollerle hem sezonu gol kralı olarak bitirebilir, hem de Dortmund’la son bir kupa kaldırabilir.

Ama bunlar gerçekleşsin ya da gerçekleşmesin, taraftarın Robert’e mesajı artık nettir:

“sana mutluluklar sözüm kardeşçe,
at artık imzanı, git bir an önce!”

HAFTANIN KARMASI
(4-4-2)


Marc-André ter Stegen (BorussiaMönchengladbach)
---
LukaszPiszczek (Borussia Dortmund)
Kaan Ayhan (FC Schalke 04)
Martin Stranzl (BorussiaMönchengladbach)
David Alaba (FC Bayern Münih)
---
AaronHunt (Werder Bremen)
MarcoReus (Borussia Dortmund)
Emre Can (Bayer 04 Leverkusen)
Thomas Müller (Bayern Münih)
---
MaxKruse (BorussiaMönchengladbach)
Klaas-Jan Huntelaar (Schalke 04)

HAFTANIN TAKIMI
Schalke 04

Bundesliga’da bir sezonda en çok iniş çıkış yaşayan takım hangisidir diye sorsalar, hiç düşünmeden Schalke diyebilirsiniz. Koca sezon geçti, bazen “Avrupa’ya zor gider bu takım” dedirttiler, bazen olmadık puanlar aldılar. Ama genelde işler ciddileştiği, ya da bizim deyimimizle yumurta kapıya dayandığı zaman çok iyi kenetlenebilen bir ekip Schalke. Bunu bu hafta sonu Freiburg deplasmanında yine gösterdiler. Freiburg karşısında yaşanabilecek bir bocalama Şampiyonlar Ligi’ni tehlikeye sokabilirdi. Buna izin vermeden net bir skorla döndüler Freiburg’dan.

HAFTANIN YILDIZI
AaronHunt (Werder Bremen)

Son maçında golü o kadar istedi ki, takımının 12 gol denemesinden 7’i ona aitti. Bunların ikisinde başarılı oldu ve herhalde bundan daha iyi bir veda olamazdı. İsmi Beşiktaş’la geçiyor ve bunu yalanlayan herhangi bir demeci yok. Büyük ihtimalle ligimizin ilk 3 sıralaması onun da kararını etkileyecek. Eğer gelirse Beşiktaş’a çok yakışır ve vasat haliyle bile ligimize çok şey katar.

HAFTANIN GOLÜ
Hakan Çalhanoğlu (Hamburg)
Büyük ihtimalle son defa adının yanına Hamburg yazıyoruz. Adaylar çok, ancak Hakan topa vurma yeteneği kadar iyi kariyer planı yapabilen bir futbolcu izlenimi vermiyor maalesef. Özer Hurmacı seviyesinde kalmak istemiyorsa çok dikkat etmeli ve lafı uzatmaya gerek yok Leverkusen’i seçmeli. Gole gelirsek, Wiedenfeller, Neuer hiç fark etmiyor. Sağdan herkesin ne yapacağın bilmesine rağmen geldi, geldi, geldi ve 10 cm havadan vursa Bayerndefansından dönecek topu yerden torpido gibi bıraktı.