Önce lafa kendimi tebrik ederek başlamak istiyorum. Uzun süren, neredeyse tüm yaza yayılan tuvalet eğitiminde 1 kere emzik fırlatma krizi hariç hiç bir sinir krizine girmemiş, sesimi yükseltmemiş, delirmemiş olarak bu süreci bitirdiğimiz için.
Ikinci olarak o küçücük gözlerinin ışıltısını kaybetmeyen Sariş'i. Beni zorlamadığı, elinden gelenin en iyisini o küççük bedeni ,kocaman aklıyla yaptığı için.
Gece uykularından kaldırıp "Sariş hadi çiş yapalım" dediğimde beni cırmıklamadığı, ağlayarak apartmanı ayağa dikmediği, az naz kaprisle işi alışkanlığa dönüştürmeyi başarabidiğimiz için onun o minnak ellerini tekrar tekrar öpüyorum.
 
Daha önceki yazımda anattığım gibi biz işe bez kilotarı (uykucu donu) Sarişe giydirerek başladık . Uzun süre bunları giydi, sık sık tuvalete gitti. Gün boyu saat başı aralıklarla neredeyse. Ama bu gidişlerin semeresini kolay kolay göremedik. Çünkü kısa sürede giydiklerinin bir nevi bez olduğunu anladı küçük cadım. Bir kere tuvalete yaptıysa 5 kere külot beze yaptı çişini.İlk önce kaka işini çözdü. Gece bile uykularından uyanıp "anne karnım arıyo galpa kakam geldi" dedi çoğu zaman. 
 
Bir sabah hariç; o sabah Sarişin odasından gelen sesiyle uyandım; baktım kendi kendine konuşuyor, bişeylerle uğraşıyor (Sariş kimse yoksa elleriyle, ayaklarıya, üzüm sakımlarıyla, aynadaki görüntüsüyle sohbet edebilme yeteneğine sahip bir kızdır. Bunlarla derin mevzulara girmekten hiç çekinmez. Mesela bu sabah biz kahvaltı ederken içerde kuşumuz Çaki yi teseli ediyordu. Üzüme Çaki akşam olcak gelces biz eve. Okula gidiyoruz biz şimdi.... "10 dakikalık bir monolog, dialog mu desem acaba? Çünkü Çaki de arada ona cik liyordu) 
Sonra pıt pıt minik adımlarla odaya yakaştığını duydum elinde donu, onu böyle paket yapmış "bak anne dedi hiç biyere değmedi sana getirdim " amann Allahım! içi kaka dolu paketi kapıp hemen odasına koştum . Gerçekten hiç bi yere değirmeden bin zahmet çıkartıp paket yapıp anneye teslim etmişti emaneti. "hadi kakaya baybay diyelim anneee " dedi bir de üstüne... 
 
Böyle ufak tefek maceralarla devam ettik. Sonra bir gün öğretmeni dedi ki "isterseniz külot bezi çıkartalım, çünkü ona güvenip çişini yapıyor." O gün denedim, baktım o çıksa da  iş uzun ve önümüzde bir bayram, bol gezmek, başkalarının bayram temizliği kokan güzel evleri var. Kıyamadım o canım evlere. 
Ertesi gün öğretmenine bayram sonuna kadar işi ertelemyi önerdim. 
Kabul etti tabii ki.
 
Bu arada ben sürekli bayramdan sonra artık uykucu donu giymeyeceğini ona yeni büyük donları alacağımızı artık koccaman bir kız olduğunu, amannn bunun çok çok da güzel bir şey olduğunu bıkmadan usanmadan, her arada derede yüzlerce kez söyledim. Bir süre sonra benim yerime sıkca kendi hatırlatmaya başladı projemizi.. Heyecanını hissettiriyordu, onun için benim için olduğundan daha büyük bir iş olduğunun farkına vardım o zaman. 
Bayramın bitmesini hiç istemediğimi itiraf etmeliyim. Ben de korkuyordum çünkü.
 
Bayram dediğin geldi geçti.
Dönüşte hemen alış verişe gittim; rengarenk, resimli, çiçekli, böcekli bir sürü donla döndüm eve. 
Heyecanla çağırdım Sarişi, dedim ki "büyük gün geldi yarın sabah artık bunardan giyeceksin. Hangisini istersen sen seçebilirsin." Amannn; sanki aldıklarım don değil dünyanın en ünlü modacısının tasarladığı gelinikmiş gibi rağbet gördü Sariş tarafından. Tüm ev ahalisine geniş açıklamalı olarak gösterdi donlarını tek tek. (neden giyecek, ne zaman giyecek, artık ne kadar büydü vs...) Anlata analata..
 
Ve bir kaç ufak kaza hariç hiç vukuatı olmadı. Tuvalet fikrine alışmış, konuşmalarla kendine güveni artmış, zamana yayılınca stres yaşamamıştı çok şükür. 
 
Geceleri de çıkarttık uykucu donu. Beşiğinin altına yaydığımız örtüer bizi korkulardan azad etti. Başta iki üç saatte bir tuvalete kaldırdık. Sonra çişi gelince uykudan kalkamadığı ama huzursuz da olduğu için "mızıltılanma aşamasına" geçtik, ses geldiğinde koşarak ama onu telaşlandırmadan tuvalete götürmeye başladık. Şimdi haftada yada iki haftada bir olan gece kaçırmaları dışında, gündüz de bazan bir kaç damla kaçakları saymassak işi çözmüş durumdayız.
 
Başta da dediğim gibi kendimi de Sarişi de tebrik ediyorum. .Anne olan bilir ki stresli bir iştir bu süreç, psikologlar daha da korkutuyor bizi bu işte. Aman travma yaratmayın, aman çocuğu strese sokmayın derken daha bir şişiyor içmiz. Ama yola çıkana Alah yardım ediyormuş anladım. 
 
Büyüksün Sariş...
 
Çocuklu maceralarımızın diğer bölümleri için...
https://www.facebook.com/ANNEEBAK/