Son zamanlarda hepimizin maruz kaldığı terör olayları, şehitlerimizin kaybı, patlamalar, savaş ve diğer yaşamış olduğumuz, maruz kaldığmız ya da şahit olduğumuz tüm durumlar… tüm bunlar beni bir travma terapisti olarak biraz daha bu konuyu yazmayı itti. Ciddi anlamda bir travmalar ülkesi olup çıktık.

 

Peki bu kadar çok travmalarla içli dışlı olmuşken travma geçirip geçirmediğimizi nasıl anlayacağız?

 

Travma; ani ve beklenmedik şekilde gelişen, günlük rutini bozan, dehşet, endişe, korku ve panik yaratan, kişinin maruz kaldığı an ve takip eden sürecinde anlamlandırma süreçlerini bozan durumlara verilen genel isimdir. 

 

Travmaya maruz kalan bireyler; fiziksel zarara maruz kalmış ya da maruz kalanlara şahit olmuşsa böyle bir durumda aşırı derecede korku, çaresizlik, dehşet hissederler. Kişiler travmalara doğrudan maruz kalabildiği gibi dolaylı yoldan da maruz kalabilir. Her iki durum da kişide aynı süreci oluşturabilir. Yani siz yaşanan toplumsal bir terör olayına, bir doğa olayına ya da travma etkisi oluşturacak herhangi bir sürece dahil olarak travmatize olabileceğiniz gibi; yaşanmış olan süreci birisinden dinlediğiniz ya da televizyon, gazete, internet vs. haber organlarından izlediğiniz zaman da travmatize olabilirsiniz. 

 

Travma; kişinin içsel ve dışsal güvenlik algısını yok edeceği için kişinin kendini güvende değil şeklinde, tehlikede ve çaresiz hissetmesine sebep olur. Bu sürece maruz kalıyor olmak anlamlandırma sürecini bozacağı için yaşanan olay kişi tarafından belirli bir sıralamada hatırlanamaz. Yaşanan travmanın hemen ardından aşırı uyarılmışlık ya da tam tersi bir durum olan uyuşma hali, duygusal tepkisizlik, dalgınlık, kayıtsızlık, kişinin kendine yabancı hissediyor olması (depersonalizasyon) ya da etrafında olup biten her şeye karşı gerçek değilmiş gibi bir algıya kapılıyor olması (derealizasyon) gözlenebilmektedir. Bu semptomların önemli bir çoğunluğunu en az 2 gün, en çok 30 gün yaşıyor olma durumu Akut Stres Bozukluğu iken; 1 ayı geçen durumlarda kişiler Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) tanısı açısından değerlendirilir.

 

Psikolojik yardım için başvuran travma mağduru insanların, akut stres bozukluğu evresini yaşayanlar daha sık yardım başvurusunu kabul ederken; TSSB evresine geçenler yardım başvurularına yakınlarının ısrarı ya da kendi istekleri ile gelebilir ve genellikle travmayla yüzleşme evresinde de terapiden kaçma eğilimi gösterebilirler. 

 

 

PEKİ TRAVMA YAŞAYAN BİREYLER NE YAPMALI?

  • Sizi zorluyor olsa da rutininizi bozmayın.
  • Aile ve yakınlarınızla birlikte daha fazla paylaşımlar içeren zaman geçirmeye çalışın.
  • Duygularınız ile baş edebilmek adına kontrolsüz ilaç, alkol, uyuşturucu ya da uyaran maddeler kullanmayın.
  • Beslenme, uyku, dinlenme gibi birincil fizyolojik ihtiyaçlarınızı ertelemeyin. 
  • Yaşadığınız durumu yok saymayın, yakınlarınızla duygu ve düşüncelerinizi paylaşın, paylaşım içinde kalmaya çalışın. Eğer bu yapabileceğiniz bir şey değilse duygularınızıve bu duyguların sizde oluşturduğu düşüncelerini yazın.
  • Olayın üzerinden zaman geçtikçe yaşamış olduğunuz semptomlar hafifler ve kişi kendini geçti gitti geride kaldı gibi görse de benzer durumlarla karşılaştığında tetiklenir ve sanki olayı yeniden yaşıyormuş gibi semptomlar yaşamaya başlar. Bu sebeple olay üzerinden ne kadar zaman geçerse geçsin hayatınızı sürdürmekte zorluk yaşadığınızı hissediyorsanız mutlaka bir psikolog desteği alın.