Para nasıl kazanılır? (2)

27 Ekim 2016

Değerli dostlarım;

Paranın nasıl kazanılacağını öğreniyorum, ödevlerimi yapıyorum, sonuçlarını hemen size anlatıyorum. Bugünkü yazımı çok dikkatli okuyun, çünkü sonuçlar, tahminlerimin, hayallerimin ötesinde: Çalışmanın başladığı ilk ay yani Ağustos’da, 2016’da o güne kadar olan aylık kazancımı 3 kat, Ekim ayında ise tam 10 kat artırdım. Evet, yanlış okumuyorsunuz, tam 10 kat!

Özellikle Amerika’daki yaşam koçlarının para kazanma konusunda yaptıkları çalışmaları gülerek okur(d)um, çünkü kendilerine başvuran insanların 100.000 Dolar kazanırken, Milyon Dolar kazanamadıklarını dert edip, bolluk, bereket artırıcı programlara neden katıldıklarını şimdi çok iyi anlıyorum.

İnsan kendini, sınırlarını, bu hayatta yaratabileceklerini fark ettikçe, takıldığı noktaları anlayıp, çözmek istiyor. Çözdükçe de ister para olsun ister aşk ya da her ne ise hayaliniz, istediğiniz gibi yaşamınıza geliyor. Tabii yaratmanın sonu yok, yaratmanın keyfine vardıkça, hiçbir engeli kabul etmiyor insan ve artık kendini de kandıramıyor.

Nasıl kandırdık bugüne kadar kendimizi, “yapamam, edemem, borcum var, beni aramaz, beni seçmez, bana iş vermez, ödeme yapmaz, beni beğenmez, ben kimim” vs. sözleriyle,

Yazının Devamı

Para nasıl kazanılır?

5 Eylül 2016

Merhaba,

Değerli dostlarım, iddia ediyorum ki, ben dünyanın en iyi marka danışmanlarından biriyim. Ama banka hesabıma baktığımda, hiç öyle görünmüyorum. Yeteneğim, bilgim, merakım, enerjim, marka yaratma, yüceltme konusunda muhteşem projeler üretirken, neden daha fazla kazanamıyorum, neden azla yetiniyorum? Hatta bazı aylar hiç kazanamıyorum?

İşte bu sorular 2016’da kafamı çok fazla meşgul etti. Ben de yalnız cevap aramaktansa, yaşam koçum Hakan Arabacıoğlu’nu aradım ve bu konuyu şifalandırmak istediğimi söyledim. Sonuç, ilk haftada muhteşem bir müşteri, mucizevi gelişmeler ve günlük hayli yüksek bir ücret…Nasıl çalıştığımızı şimdi anlatacağım.

Şifalanmak dürüstlük gerektirir

Şifalanma deyince, okuyucularımızın çoğunluğu, dualarla ya da yaşam koçunun çeşitli metodlarla (hipnoz, meditasyon, karma temizliği vb.) beni iyileştirdiğini düşünmüş. Hiç ilgisi yok, “senin negatifini temizlerim, geçmiş yaşamlarını iyileştiririm” gibi çalışanlar benim asla ilgi alanıma girmiyor. Herkes kendi kendini iyileştiriyor. Hakan ile iletişim metodları ile çalışıyoruz yani soru- cevap usulü. Burada aslolan kişinin kendisine karşı dürüst olması ve takıldığı konuları belirlemesi. Ardından da davranış

Yazının Devamı

Diş hekiminin kapısında…

8 Temmuz 2016

Merhaba,

Benim en büyük fobim, diş hekimine gitmek. Eminim hepimizin ayrı ayrı fobileri vardır. Diş hekiminden korkanlar beni çok iyi anlayacaklardır. Son dakikaya kadar doktora gitmeme, dişlerine istediğin kadar özen gösterememe, tedavilerini aksatma ve de diş hekiminin kapısından dönme…Bu durum beni giderek, daha çok rahatsız etmeye başladı. Dişim ağrımıyor, görünürde bir derdim yok ama korkuyu şifalandırmak, dişlerime özen göstermek istiyorum.

Son 6 yıldır, korkularla ilgili o kadar çok çalışma yaptım ki, diş hekimi korkusunu da yenerim diye düşündüm ancak yok olmuyor, gidemiyorum, gitsem içeri giremiyorum, içeri girsem koltuğa oturamıyorum. Tabii korktuğum için ne kadar sert adam varsa, bana rastlıyor.

Ya sesimi duyuramazsam?

Nasıl bir yol izlesem diye düşünürken, bu konuyu, 5 yıldır çalıştığım ve yaşamımı tamamen değiştirmeme yardım eden yaşam koçum Hakan Arabacıoğlu ile konuşmaya karar verdim. Öncelikle, bu konuyla ilgileniyor muydu? Elbette çalışabiliriz dedi. Size o çalışmayı anlatmak istiyorum. Öncelikle, Hakan neden korktuğumu sordu. Diş hekiminin koltuğundan, aletlerden, tedavi sırasında aletlerin sinire değmesinden, sesimi duyuramamaktan ve de tahmin

Yazının Devamı

Sevgilinin taşıdığı mektup….

10 Mayıs 2016

Merhaba,

Meğer herkes aşktan yana çok dertliymiş. Aşkın yeni manifestosunu yazmaya başladığım ilk yazıdan sonra, tanıdıklarımın tamamı çektikleri acıyı anlatmak üzere aradı. Anladığım kadarıyla herkes sevgi, saygı, güven, paylaşım üzerine kurulu ilişkileri özlüyor ve kimse bulamıyor! Yine tanıdığım tüm dostlarım aşık olmak istiyor ama en fazla aşk sanılan beğenilerle yetinmek zorunda kalıyor. Evliler başka bir alem, sıkıntıdan patlamış durumdalar. Boşanmışlar yalnız kalacağız korkusuyla, sağa sola saldırıyorlar. Sonuçta, herkes yalnız…Geçici sürelerle yalnızlığa ara veriliyor, sonra geri dönülüyor. Tamamen umutsuzluğa kapılmış da çok kişi vardı.

Ölene kadar berbat ilişkiler garanti…

Ben katılmıyorum. Aşka hala inanıyorum, aşka saygı duyuyorum, hissettiğim anda onurlandırıyorum. Her dakika aşık mıyım, hayır! Her an mutlu ve huzurlu muyum, hayır! İşte bu noktada bir karar almalıyız. Ben mutlu, huzurlu ve keyifli olmayı seçtim. Peki bunu nasıl gerçekleştireceğiz? Aslında çok basit. Karşımıza gelen her insan bize bir mektup getiriyor ve bu mektupta bizim kim olduğumuz yazıyor. Özellikle beğendiğimiz, hoşumuza giden hatta aşık olduğumuz insan, bizim kim olduğumuzu daha ortada

Yazının Devamı

Aşk birlikte yaratımdır…

27 Nisan 2016

Merhaba,

Buluştuğumuz için çok mutluyum. Beraber aşktan bahsedelim mi, ne dersiniz? Ben aşka aşık bir kadınım. Geçtiğimiz günlerde de terk edildim. Terk edildiğim için de çok sevindim inanın. Gerçekten tüy gibi hafifledim. Yaşamıma giren yeni bir adam sayesinde, kendimde fark ettiğim çok şey oldu. Zaten aşkın yaptığı yegane şey, kendimizi fark etmek değil mi? Aşka dair inançlarımın, kurallarımın değiştiğini görüyorum, yani aşkın yeni manifestosunu yazabilirim artık...Beraber yazalım mı?

Aşkı başkalarının gözlerinde arama!

Ben ve çevremdeki kadınların tamamı, aşkı şöyle yaşadık: “Beni beğeniyor mu, seviyor mu, arar mı, neden öyle söyledi, neden öyle demedi.” Üstelik bu kadarla kalsa iyi, her kadın bu soruyu farklı şekillerde test ediyordu: “Beni seviyorsa, bir günlüğüne de olsa, atlar uçağa gelir veya hediye dediğin pırlanta olur.” Adam iltifat ediyorsa, arayıp, soruyorsa, hediyeler, sürprizler hatta insan üstü davranışlarla bize yaklaşıyorsa, kesin bu adam aşıktır ! Ama bu da kesmez, aşıksa, evlenme teklifi etmeli! Beklentilerle dolu, kocaman bir balon! Her an sevilmeyi, takdir edilmeyi, değer bulmayı bekleyen hatta yalvaran gözler…Ve bu değer arayışının da bir bedeli var, kim bize

Yazının Devamı