Gaziantep çarıklarından dünya markası yarattı

8 Aralık 2019

Bizim yapamadığımızı bir Amerikalı yapıyor, bize özgü bir şeyi ABD çıkışlı bir dünya markası haline getiriyor. Neyse ki özünü koruyarak ve Gaziantep’i anlatarak

Tesadüfler hayatı bir anda değiştirebiliyor.Microsoft İstanbul’da çalışan Teksaslı bir adam Türkiye’de bir kıza aşık oluyor.

Daha sonra kız arkadaşının anneannesi ona el yapımı bir çarık hediye ediyor. İstanbul’da 2 yıl yaşadıktan sonra New York’a taşınıyor, bir yatırım fonunda çalışmak üzere. Bu arada kız arkadaşının anneannesinin kendisine hediye ettiği çarığı giymeye devam ediyor ve ona benzer bir terlik/ayakkabı bulamıyor. Önce Gaziantep’teki en iyi ustayı arıyor, Whatsapp üzerinden kendi hayalindeki çarığı sipariş ediyor, birkaç küçük değişiklik yaparak. Daha sonra postayla çarık New York’taki evine ulaştığında çok beğeniyor ve birkaç renk daha sipariş veriyor, hatta arkadaşlarına da hediye ediyor. Sonunda bunu işe dönüştürmeye karar veriyor. Gaziantep’e gidiyor, çarık atölyelerini geziyor, yapanlarla tanışıyor. 2013’te kendi atölyesini kuruyor.

Önce ABD’yi fethediyor, New York’taki evinde partiler düzenleyerek çarıkları satmaya başlıyor, daha sonra ise Miami’den Los Angeles’a birçok şehirde pop-uplar yapıyor, butik açıyor. İşte bizim hayatımız boyunca bildiğimiz çarıkları böyle bir dünya markası haline getiriyor. Sonra Avrupa’ya yöneliyor, birkaç ay önce Londra’da Marylebone’da bir butik açtı.

Misafirliğe gider gibi

Butiklerin özelliği, kendinizi eve misafirliğe gitmiş gibi hissediyorsunuz, zaten yerde kilimler de var. İsterseniz Türk çayı da ikram ediyorlar, alışveriş yapmasanız da çayımızı içmeye buyrun diyorlar. Sadece perakende değil aynı zamanda misafirperverlik üzerine kurulmuş bir marka. Sabah markasından bahsediyorum, markanın kurucusu bizim bildiğimiz el yapımı çarıkların altına kauçuk taban ekliyor, daha rahat hale getirmek için. Şimdi Gaziantep’teki atölyede 30 kişi çalışıyor. Aralarında Suriye’den göçmenler de var. Ekibini gururla tanıtıyor Sabah’ın kurucusu Mickey Ashmore, hepsinin fotoğrafları ve haklarında kısa bilgi mağazada yer alıyor. Bizim yapamadığımızı bir Amerikalı yapıyor, bize özgü bir şeyi ABD çıkışlı bir dünya markası haline getiriyor. Neyse ki özünü koruyarak ve Gaziantep’i anlatarak.

Yazının devamı...

Moda Ödülleri zamanı

3 Aralık 2019

Hatırlarsınız, geçen yıl Kendall Jenner’ın baştan aşağı transparan elbisesiyle katıldığı, Cindy Crawford’ın kendisi kadar güzel kızı Kaia’nın yılın modeli ödülünü aldığı, Rita Ora’dan Mick Jagger’a müzisyenlerin de kaçırmadığı ve tabii bu kadar çok sevdiğimiz ismi bir sahne hamlesiyle Meghan Markle’ın sildiği Moda Ödülleri’ni resmi adıyla Swarovski The Fashion Awards’u...

Geçen yıl Meghan’ın gelinliğini tasarlayan Givenchy’nin kreatif direktörü Clare Waight Keller’a ödülünü vermek için sahneye çıkması sadece moda dünyasını değil, bütün İngiltere’yi etkiledi.

Hatta koyu renk ojeleriyle kraliyet kurallarına aykırı gelmesinin eminim oje satışlarına da etkisi oldu.

Moda Ödülleri’ni geçen yıl bizim için daha anlamlı ve gurur verici yapan ise Meghan’ın sahneye çıkması değildi tabii, Mert Alaş ve Marcus Piggott’ın Isabella Blow yaratıcılık ödülüne layık görülmeleriydi.

Büyük ödülü Penelope Cruz ve Kate Moss’un ellerinden aldılar.

Türkiye’den çıkan bir fotoğrafçının dünya çapındaki başarıları gerçekten gurur verici, sadece ailesi ve arkadaşları için değil, hepimiz için.

Hedef, ödülleri global yapmak

Swarovski Moda Ödülleri aslında İngiliz Moda Ödülleri olarak başlamıştı, ama İngiliz Moda Konseyi Başkanı Caroline Rush 3 yıl önce Londra’da yaptığımız röportajda anlatmıştı.

Yazının devamı...

İstanbul’dan Miami, Basel ve NY’a transfer

1 Aralık 2019

Art Basel Miami 3 Aralık’ta başlıyor. Öncesinde sevindirici haber: Contemporary Istanbul’un eski direktörü, koleksiyoner Kamiar Maleki, Volta Basel, New York ve Pulse Miami çağdaş sanat fuarlarının direktörlüğüne atandıTam 3 yıl önce Londra merkezli İranlı koleksiyoner ve küratör Kamiar Maleki, Contemporary İstanbul’un direktörü oldu. Maleki Ailesi dünyanın en büyük sanat koleksiyonerlerinden biri. Uzun yıllardır bu işe gönül vermişler. Tanımadıkları galeri, koleksiyoner, sanatçı yok. Zaten Olafur Eliasson’dan Damien Hirst’e birçok önemli sanatçının eserlerinin yer aldığı Londra’daki evlerinde özenle yerleştirilmiş koleksiyonu inceleyince bunu anlamamak mümkün değil. Kamiar Maleki, gerçek bir İstanbul hayranı. Daha önce Erenköy’de yaşamış. Bir dönem John’s Coffee’lerin kurulmasında önemli rol oynamış. İstanbul’da başka yatırımları da olmuş. Daha sonra ailesinin yaşadığı Londra’ya dönmüş ama asla İstanbul’la bağını koparmamış.

Pek çok kişiyi ikna etmişti
Maleki, Contemporary Istanbul direktörlüğü sırasında İstanbul’a davet ettiği galericilerin ve koleksiyonerlerin başta çekindiğini anlatmıştı ama bizim kendi kendimize ikna edemeyeceğimiz çok kişiyi ikna etmişti.

“Ailem uzun yıllardır sanatla ilgileniyor, o yüzden bazı kişilere ulaşmam kolay oluyor. En azından telefonuma çıkıyorlar” diye anlatıyordu gülerek. Dışarıdan göründüğünden daha çok tevazu sahibi. Tabii ki telefonuna çıkmakla kalmıyorlar, Maleki sayesinde bazı yabancı galeriler ilk defa Contemporary İstanbul’a katıldı. O zaman güvenlik konusunda çekinenler olduğunda “Ben bütün ailemi İstanbul’a götürüyorum, İstanbul güvenli olmasa kendi ailemi tehlikeye atar mıyım hiç dediğimde diyecek sözleri kalmıyor” diyordu. Bir nevi kültür elçiliği üstlenmiş durumda Kamiar Maleki, Londra’da Frieze’de kendisiyle birlikte yürürken bile İstanbul’dan bahsedilmesi gurur veriyordu. Derken 2 yıllık Contemporary Istanbul görevi sona erdi ve şimdi kısa bir aradan sonra tam da Art Basel Miami öncesinde yeni görevlerle karşımıza çıkıyor, Volta Basel, New York’un ve Pulse Miami’nin direktörlüğünü üstleniyor.

Yazının devamı...