Vahdettin düellosu

Bülent Ecevit'in, "Vahdettin hain değildi" sözleriyle başlayan tartışma sürüyor. 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, "Türkiye'nin bu beyanı kaldıracak durumda olmadığını" belirterek, 'Atatürk karşıtlarını cesaretlendirecek' beyanı gereksiz ve zamansız bulmuştu. Dün Demirel'le de, Ecevit'le de görüştüm... Demirel, Ecevit'i eleştirmeyi sürdürdü. Ecevit ise amacının Atatürk'ü küçültmek veya Vahdettin'i yüceltmek olmadığını, sadece 80 küsur yıl sonra, tarihin o döneminin daha ayrıntılı incelenmesi gerektiğini, bunun Atatürk'ün büyüklüğüne gölge düşürmeyeceğini vurguladı

ECEVİT YİNE SAVUNDU Atatürk'le eski yakınlıkları var "Benim, kendiliğimden ortaya çıkıp da 'Vahdettin hain değildi' demek gibi bir düşüncem yoktu. Gazetecilerle yaptığım söyleşilerde konu buraya geldi ve soru yöneltilince bunu söyledim. Benim Atatürkçülüğüm konusunda kimsenin kuşkusu herhalde yoktur. Ben Vahdettin'i yücelteyim, Atatürk'ü küçülteyim gibi bir düşünce içinde hareket etmedim. Böyle bir düşünceye sahip olduğumu da herhalde yine kimse söyleyemez. Atatürk'ün yaptığı doğrudur. Bunda bir kuşku yok. Benim söylediğim, sadece hain nitelemesinden önce o dönemi artık 80 küsur yıl geçtikten sonra daha ayrıntılı incelemek gerektiğidir. Nitekim, o dönemin entrikalı, karanlık günlerinde doğruların, gerçeklerin tam yansıması da mümkün değildir. Nitekim o döneme baktığınızda Vahdettin'le Atatürk'ün yakınlığının eskiye dayandığını da görüyorsunuz. Mustafa Kemal'in Bandırma Vapuru'yla ve resmi görevli olarak Samsun'a yola çıkmasından Padişah Vahdettin'in ve İngilizlerin haberinin olmaması mümkün değildir." "Vahdettin hain değildi demek ihtiyacını neden hissettiniz?" sorusuna Ecevit, şu yanıtı verdi: Ecevit, Mustafa Kemal'in Samsun'a gidişinin Vahdettin'in bilgisi dahilinde olduğuna ilişkin önemli işaretler olduğunu da şöyle belirtti:"Bandırma Vapuru'nun Boğaziçi'nden, Saray'ın yakınlarından Mustafa Kemal ve arkadaşlarıyla hareket etmesinden ve popüler bir komutan olan Mustafa Kemal'in ordu müfettişi olarak resmen görevlendirilmiş olmasından Padişah'ın habersiz olması mümkün değil. İngilizlerin de. İngilizlerin Mustafa Kemal'i engellemeleri nasıl önlendi, bilemiyorum. Büyük olasılıkla İngilizlere Anadolu'da sükûnu sağlamaya gidiyor, demiş olabilirler." 'Habersiz olması imkânsız' Ecevit, son Padişah Vahdettin ile Mustafa Kemal arasında eskiye dayalı bir yakınlık olduğunu, Vahdettin'in veliahtken, 1917'de, Almanya'ya askeri bir inceleme gezisi için giderken yanındaki yaverin Mustafa Kemal olduğunu anımsatıyor. Ecevit, Vahdettin'in işgal altındaki İstanbul koşullarında hareket olanağının zaten bulunmadığını ancak Mustafa Kemal'in başlattığı Anadolu hareketini açıktan destekliyor görünmese de gidişine engel olmadığı üzerinde duruyor. 1917'deki Almanya seyahati DEMİREL: ATA'YA GÖRE HAİN 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ise görüşmemizde Ecevit'in Vahdettin'le ilgili yaklaşımını şöyle değerlendirdi:"Mesele Vahdettin tartışması değil. Yani Atatürk, Vahdettin'e haksızlık mı yaptı? Ecevit, o şartları Atatürk'ten daha iyi mi bilecek? Cumhuriyetimizin temeli, referansı Atatürk'tür. Biz ona müracaat ederiz. O da hain diyor. Demek ki, bir şey biliyor. O dönemi, yaşananları Atatürk'ten daha iyi bilecek değiliz. Ecevit, Atatürk'ün yanlışını mı çıkarıyor? Bu Atatürk'ü itibarsız hale getirmenin başlangıcı gibi görülebilir. Bu doğru bir hareket midir? Denilebilir ki Atatürk'ün her söylediği doğru mudur? Hepsi doğru olmayabilir ama bu Vahdettin konusu onlardan değil. Ecevit, Ata'dan iyi mi biliyor? Deniliyor ki, Sevr'de Vahdettin imzası yok? Elbette padişah olarak yok. Ama Sevr'i imzalayan Hadi Paşa'ya, Rıza Tevfik'e ve Reşat Said'e hain diyorsunuz. Peki Vahdettin, bu paşalara Sevr'i imzalamayın demiş de, onlar Padişah'a rağmen mi imzalamışlar? Böyle bir şey yok. Padişah'ın izni olmadan bu paşalar Sevr'i imzalayabilirler mi? Eğer öyle imzaladılarsa o zaman Padişah Vahdettin'in istifa etmesi gerekirdi."Demirel, "Atatürk, bu Cumhuriyet'in temelidir, esasıdır. Daha en az 100 yıl Atatürk'e ihtiyacımız var. Referansımız odur. Neden 100 yıl diyorum derseniz, belki bu sürede akıllanırız da gösterdiği yolda ilerleriz" dedi. Sevr'i bilmiyor mu Ecevit kayısısı Eski Başbakan Bülent Ecevit'in Oran şehrindeki evinin bahçesine diktiği kayısı ağacı ilk meyvelerini verdi. Oldukça iri ve lezzetli olan kayısılar, Malatya ve Kağızman ürünü kayısılara rakip olacak türden. Ecevit'in sık olmasa da bahçeye çıktığı zaman ağacından koparıp yediği kayısılar daha çok ziyarete gelenlerce toplanıyor. Genel af talebi ve önerileri tartışılırken, Abdullah Öcalan'ın 1999'da Türkiye'ye teslim edilmesi sırasında ABD'nin, idam edilmeyeceği ve PKK için af çıkarılacağı konusunda Türkiye'den söz aldıkları ve bu koşulla teslim ettiklerine ilişkin bazı haberler de basında yer aldı.Demirel ve Ecevit, bu yönde bir söz verdiler mi? Öcalan için söz vermedik Demirel, Öcalan'ın teslimiyle ilgili şu bilgileri verdi:"Türkiye'nin taahhütte bulunduğu doğru değildir. Bizimle MİT Müsteşarı Şenkal Atasagun temastaydı. ABD'liler bu yolla bize adamı teslim edeceğiz dediler. Biz de iyi olur, dedik. Ne zaman, nasıl teslim edeceksiniz dedik. Söylemediler. Biz hallederiz, dediler. Öyle de oldu. Biz herhangi bir taahhütte bulunmadık, bizden de bir şey talep edilmedi."Demirel, ABD'nin neden böyle davrandığını sorgulayıp sorgulamadığına ilişkin sorumu ise şöyle yanıtladı:"Adamı teslim ediyorlar, bu bizim için çok önemliydi. Ben, terör örgütünün başını kopartırsanız kanı durdururuz, diye düşünüyordum. Nitekim Türkiye 5 sene rahat etti. Şimdi yine kan akıtmaya başladılar. Bu, Kuzey Irak'taki durumdan kaynaklanıyor." Demirel, bir affın dağdaki PKK'lıları indirmek konusunda etkili olamayacağını da şöyle belirtti: "Ben dağdakilerin devlete güveneceklerini de sanmıyorum. Sizi affedeceğiz, inin, bir şey yapmayacağız deseniz de buna inanmazlar. Çünkü devletle bir dostlukları yok. Demirel: Taahhüdümüz yok Adam T.C. diyor. Devlete karşı. Dağa çıkmış. Dağa çıkmak zaten bizatihi suçtur. Amacı ne? Ayrı bir millet, ayrı bir devlet kurmak istiyor. Siyasi bilinçle dağa çıkmış. Afla bundan vazgeçmesi mümkün mü?"Ecevit ise Öcalan'ın teslim edilmesi konusunda Türkiye ile ABD arasında devletler arası veya hükümetler arası bir görüşme olmadığını belirterek, şöyle dedi:"CIA ile MİT temastaydı. Bizimle de Sayın Atasagun temas kuruyor, bilgi veriyordu. Devletten devlete veya hükümetten hükümete bir resmi görüşme olmadı. Ayrıca ABD, hem çoğulcu, hem de çoğulcu yönetime sahip bir ülkedir. Üst düzey kuruluşları arasında farklı görüşler, düşünceler olur. O nedenle o zamanki CIA yönetimi ile ABD yönetimi arasında Öcalan konusunda kesin bir görüşme ve ortak bir karar var mıydı, onu da bilemiyorum. Ancak ben ve Sayın Demirel, Öcalan'ın alınmasıyla, terörün büyük ölçüde azalacağını düşünüyorduk. Bir süre öyle de oldu. Teslimi sırasında ne ben, ne Sayın Demirel, ne de Sayın Genelkurmay Başkanı taahhütte bulunduk, bize koşul da öne sürülmedi." Ecevit: CIA-MİT teması vardı Terörle mücadele bağlamında dağdaki PKK'lıların indirilmesi için bir genel af düzenlemesi gerektiğine ilişkin öneriler gündeme girmiş durumda. Hükümet, bu amaçla bir af düşünüyor mu, böyle bir hazırlığı var mı?Bu soruyu dün Adalet Bakanı Cemil Çiçek'e yönelttim.Çiçek, şu yanıtı verdi: "Hükümet olarak gündemimizde bir af çalışması yok. O nedenle söyleyeceklerim hükümetin değil benim görüşlerimdir. Ben şahsen genel affa karşıyım. Daha önce de pişmanlık yasaları yapıldı. Bizim dönemimizde de eski yönetimden devlet ihtiyacı olarak önümüze bir topluma kazandırma kanunu isteği gelmişti. Biz bunu da kanunlaştırdık ama etkili olmadı. Böyle pişmanlık, topluma kazandırma, af gibi düzenlemeler sorunu çözmüyor. Tek taraflı af düzenlemeleriyle sonuç alınmıyor. Kaldı ki, af ve benzeri düzenlemeler cezanın caydırıcılığını da ortadan kaldırıyor.""Avrupa, bizim Terörle Mücadele Kanunu'muzu hep insan haklarına karşı gösteriyor, demokrasiye uygun bulmuyordu. Tabii, Türkiye o zaman terör belasıyla yaşıyordu ve bu konuda yalnız bir ülkeydi. Avrupa o zaman bana dokunmayan yılan bin yaşasın diye düşünüyordu. Ama o yılan büyüdü. kendilerini de ısırdı. Şimdi, Avrupa da hukuki önlemler alıyor, terörle mücadele yasaları yapıyor veya güçlendiriyor. Biz de terörün ulaştığı yeni konsept ve boyutlara uygun bir çalışma yapıyoruz. Özellikle önleyici kolluk güçlerinin işlevini artıracak, sistemi etkin kılacak yeni düzenlemelerle Terörle Mücadele kanunu'nu güçlendireceğiz." fbila@milliyet.com.tr 'Ben genel affa karşıyım'

DİĞER YENİ YAZILAR