Hayvancılıkta krizin ayak sesleri

Bundan iki yıl önce Ziraat Bankası büyükbaş hayvan çiftliği kurmak isteyen amma velakin sektörden olmayan herkese “0” faizli kredi verirken...
Yazdığım bazı makalelerde bu uygulamanın yanlış olduğunu, kredinin aslında yıllarca hayvancılıkla uğraşan, üç-beş ineği, 50-60 koyun ya da keçisi olan yetiştiriciye verilmesi gerektiğini...
Böylece gece demeden, gündüz demeden ömrü boyunca hayvanla uğraşan cefakar köylünün sahip olduğu hayvanına daha iyi bakacağını, yeni hayvanlar alacağını, ahırını ağılını modernleştireceğini...
Halbuki sektörde oluşacak bir istikrarsızlıkla birlikte asıl mesleği yetiştiricilik olmayanların krediyle aldıkları ineklerini elden çıkaracağını yazmıştım.
Yazımın üzerinden daha bir buçuk yıl bile geçmeden...
Olanlar, benim gibi düşünenleri haklı çıkardı.
“0” faizli krediyle iki sene önce 7 bin liradan alınan inekler;
Süt fiyatında bir türlü istenen istikrarın sağlanamaması, başta saman olmak üzere yem fiyatlarında artışların hem de aşırı artışların yaşanması, çiftlik sahiplerinin asıl mesleklerinin yetiştiricilik değil de, bankacılık, doktorluk veya kuyumculuk olması, kredilerin ilk geri ödeme zamanının gelmesi,
Ve üzerine bir de köylülerin 2B kapsamındaki arazilerini satın almak istemesiyle birlikte...
O da alıcı bulunursa 3 bin liradan satılmaya başlandı.
2008’de yaşanan süt-et krizi hayvancılığı bir açmaza sürüklemiş, süt fiyatının 70 kuruşlardan 35 kuruşlara düşmesiyle inekler kasaba gönderilmiş ve daha sonraki günlerde perakende et fiyatı 30 liralara tırmanmıştı.
O tarihte, ithal edilen aşırı süttozu ve kazeinatın süt ürünlerinde kullanılması neticesinde hayvancılığın ana ürünü olan sütün fiyatının düşmesiyle meydana gelen krizle, bugün beklenen krizin nedenleri ayni olmamakla birlikte...
Sonuçlarının daha acı olacağı sektördeki herkes tarafından söylenmeye başlandı.
Yaklaşan kriz bütün bu uyarılara karşın şayet önlenmezse, bu sefer sektör-mektör bırakmayacak gibi görünüyor.
Bu arada Zafer haftanızı, Zafer Bayramınızı ve Dünya Barış gününüzü kutluyorum