0rtadoğu ve dünya şimdi çok daha tehlikeli

Dünyada kişi başına en çok askeri harcama yapan iki ülke hangisi? ABDnin askeri harcamalarını büyük ölçüde artırmaya karar verdiği 2001 yılı öncesindeki durumu gösteren 2000 yılı verilerine göre dünyada kişi başına en çok askeri harcama yapan ülke İsrail. Earthcan tarafından yayımlanan Savaş ve Barış Atlası (The Atlas of War and Peace) adlı yayında yer alan verilere göre kişi başına 1.512 dolarlık askeri harcama yapan İsraili 1.059 dolarla ABD izliyor. İsrail ve ABDnin kişi başına askeri harcama bakımından ne kadar farklı bir evrende bulunduklarını anlamak için birkaç ülkenin daha kişi başına askeri harcama rakamlarına bakalım: Fransa 580 dolar, İngiltere 576 dolar, Rusya 400 dolar, Almanya 343 dolar, Türkiye 159 dolar, Çin 32 dolar. Savaş ve Barış Atlasında yer alan 2002 yılı verilerine göre İsrailin 120.000 kişilik bir askeri gücü ve her an devreye girebilecek olan 400.000 yedeği var. İsrail 3.930 savaş tankına, 5.500 zırhlı personel taşıyıcıya, 200 füze rampasına, 445 savaş uçağına ve 133 zırhlı helikoptere sahip. Buna karşılık Filistinin elinde 35.000 kişilik bir paramiliter güvenlik gücü, 45 zırhlı personel taşıyıcı, 1 uçak ve 4 helikopter var. İsrailin gücü ABDnin 11 Eylül sonrasında yeniden hızlı bir artışa geçen askeri harcamalarının toplamı dünyadaki tüm diğer ülkelerin askeri harcama toplamını yakalamak üzere. İsrail ve ABD, öncelikle barışa değil savaşa odaklanmış iki ülke. Ortadoğuda ve dünyada kendi çıkarlarına uygun yeni bir düzeni yerleştirmek için, bu düzene karşı çıkan herkesi savaşla yıldırma ve boyun eğmeye zorlama yolunu seçmiş olan ABD ve İsrailin bu tutumu, giderek yeni boyutlar kazanan küresel terörün yeşerdiği ortamı yarattı. ABD ve İsrailin askeri gücü karşısında durmanın olanaksızlığı, Filistinlileri, Arapları ve kendini aşağılanmış hisseden tüm Müslümanları farklı mücadele yöntemleri aramaya yöneltti. Özellikle Batı toplumlarında bulunmuş, iyi eğitim görmüş, bilgi toplumunun olanaklarını tanıyan kişiler öne çıkmaya başladı bu arayışta. İnsanlar Amerikadan Neden Nefret Ediyor? adlı kitabın yazarı Ziyauddin Sardara göre El Kaide adına eylem yapanlar arasında "kendi ülkelerinde iktidara gelme ya da söz sahibi olma şansı bulunmayan, iyi eğitilmiş, zeki ve yetenekli kişiler" öne çıkıyor. (Independent on Sunday, 21 Mart 2004)Başkan Carterın Ulusal Güvenlik Danışmanı olarak görev yapmış olan Zbigniev Brzezinski de Arap dünyasında demokrasiyi yerleştirmenin ve barışı sağlamanın önkoşulunun, kendilerini ezilmiş ve aşağılanmış hisseden Araplara yeniden şeref ve haysiyet kazandırmak olduğunu vurguluyor. Brzezinski, Filistin İsrail tahakkümü altında ezilirken ve Irakta işgal sürerken, bölgeye dışarıdan zorla demokrasi getirme çabalarının sonuçsuz kalacağını ileri sürüyor. (I. Herald Tribune, 9 Mart 2004.)Aslında aklın yolu bir ve dünyanın dört bir yanında bu doğru yolu görebilenler var ama ABD ve İsrailin savaşa odaklanmış liderleri, güç kullanarak boyun eğdirme yöntemini sonuna kadar kullanmak niyetinde ne yazık ki. Küresel terörün ortamı Hamasın dini lideri Şeyh Ahmet Yasinin İsrail Başbakanı Şaronun bizzat yönettiği bir operasyonla öldürülmesi bu niyeti bir kez daha açıkça ortaya koydu. Motivasyonunu büyük ölçüde Filistin davasından alan ve giderek küresel boyut kazanan terör eylemlerine, kendi ölçülerine göre haklılık kazandırmak için bundan daha etkili bir adım atamazdı İsrail. Bunun sonucunda yalnızca Ortadoğu değil, bütün dünya çok daha tehlikeli bir yer haline gelmiş oldu. Şaron ve Bush görevde kaldıkça bu tehlike de büyümeye devam edecek herhalde. oulagay@milliyet.com.tr Ateşe benzin dökmek