19 Mayısın avansını yeterince kullandık mı?

Lübnanlı ünlü yazar Amin Maalouf, kısa sürede Türkçeye de çevrilen, Yolların Başlangıcı adlı son kitabında dedesinin, Lübnanın bağımsızlığına kavuştuğu 1918den sonra Mustafa Kemale duyduğu hayranlığı anlatırken şunları yazmış: "Dedem, Kemal Atatürk için neden yanıp tutuşuyordu? Bunun nedenini sezmek güç değil. O ki, öteden beri Doğunun altüst oluşunu görmeyi düşlüyordu, o ki yaşamını geçmişe hayranlığa ve geleneklerin boğucu ağırlığına karşı ve giyime kuşama varıncaya kadar modernliğe ulaşmak için savaşmakla geçirmişti, savaş sonrasında Türkiyede olup bitene duyarsız kalamazdı. Selanikte doğan, oranın aydınlanması ile beslenen bir Osmanlı subayı, eski düzeni yıkacağını, İmparatorluktan geri kalanı, gerekirse zorla yeni yüzyıla sokacağını ilan ediyordu. Bana öyle geliyor ki dedemin, Kemalist girişimin bu güçlü yanından hoşlanmamasına olanak yoktu." Bu alıntıyı aktaran Kürşad Oğuzun 16 Mayıs tarihli Vatan gazetesinin Kırmızı adlı ekinde yer alan yazısından, Maaloufun dedesinin 9 Aralık 1921de doğan çocuğuna, kız olmasına karşın, Kamal adını verdiğini de öğreniyoruz. Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşuyla sonuçlanan süreçte önemli bir başlangıcın tarihi 19 Mayıs. Mustafa Kemalin, ulusal direniş hareketini örgütlemek için Anadoluya geçişini simgeleyen tarih olarak önem taşıyan 19 Mayısı izleyen süreç, Ortadoğuda bugün yaşanmakta olan çok boyutlu dramı, Türkiyedeki "YÖK yasası gerilimi"ni ve Avrupadaki Türkiye tartışmalarını izlerken farklı düşüncelere sürüklüyor insanı. Mustafa Kemalin Anadoluda örgütlediği direnişin Hindistana kadar tüm İslam dünyasında büyük yankılar yaptığını ve umutlar yarattığını, bunun emperyalist güçleri telaşlandırdığını da biliyoruz. Mustafa Kemalin ABDde yayımlanan Asia dergisinin nisan 1922 tarihli sayısında yer alan şu açıklaması, onun hedefinin ne kadar net olduğunu ortaya koyuyor: "Biz hakkımız olandan fazlasını istemiyoruz. Biz bir yandan insaniyet ve fedakarlıktan söz ederken diğer yandan dünyanın dört bir köşesine el atmaya uğraşan büyük devletler gibi emperyalist amaçlar gütmüyoruz. Panislamizm ve Pantürkizm, İngiliz emperyalistlerinin dünyayı bize karşı kışkırtmak için yaratmış olduğu cereyanlardır. Biz diğer Müslüman halklar üzerinde hak iddia etmiyoruz. Yalnızca onlar için ve kendimiz için ve dünyadaki bütün milletler için kendi kaderini tayin etme - self determinasyon - ilkesinin uygulanmasını istiyoruz." (Osman Ulagay, Amerikan Basınında Türk Kurtuluş Savaşı, s.184)Çökmekte olan bir imparatorluğun enkazı altından yeni bir ulusal devletin doğuşunu gerçekleştiren bir harekete önderlik eden Mustafa Kemalin, Amin Maaloufun dedesinin hayranlığını çeken radikal reformlarıyla yeni Türkiyeye büyük bir atılım yaptırdığı ve avans sağladığı söylenebilir. Türkiye, o dönemde aldığı bu büyük avans sayesinde bugün tüm İslam dünyasında çok farklı bir konumda bulunuyor. Mustafa Kemalin çizgisi Buna karşılık Avrupayla bütünleşme konusunda, halen Avrupa Birliği (AB) üyesi olan pek çok ülkeden önce ilk adımları atmış olan Türkiyenin AB üyesi olmayı hak edip etmediği şu günlerde Avrupada yoğun biçimde tartışılıyor. Türkiye 80 yıl önce aldığı avans sayesinde, bugün dışarıdan zorla demokrasi aşılanarak "kurtarılmaya" çalışılan İslam ülkelerinden çok farklı bir konumda ama Avrupanın kapısında ehliyeti tartışılıyor. Öte yandan Atatürk çizgisine sadakati konusunda en azından kimi çevrelerde kuşku yaratan bir parti (AKP) iktidarda Türkiyede ve bu parti Türkiyenin AB üyeliğini gerçekleştirmek için çaba harcıyor. İlginç bir noktadayız galiba. Türkiye eğer AB ile bütünleşme yolunda ilerlemeye devam edebilirse, 19 Mayısta başlayan süreç belki de asıl hedefine çok yaklaşmış olacak. Eğer bu süreç kesintiye uğrarsa farklı bir durum ortaya çıkacak, "Bu avansı neden kullanamadık?" sorusuyla birlikte bu avansın anlamını da tartışmak zorunda kalacağız herhalde. oulagay@milliyet.com.tr Avansı neden kullanamadık?