Savaşı bırak, futbola bak

Tim Parks'a göre, Dünya Kupası'nda takımlar futbolda dünyanın hâkimi olmak için mücadele ediyor. ABD'liler ise kupayla çok ilgilenmiyorlar, çünkü gerçek hayatta dünyaya hâkim olma çabasındalar...

Hor görme futbolu... Futbol, 22 kişinin bir topun peşinden koşmasından ibaret değil, dünyanın dört bir yanında kitlelerin yaygın ilgisini çekebilen bir oyun. Dört yılda bir tekrarlanan Dünya Kupası da futboldan ibaret bir olay değil. Bir ay boyunca dünyayı meşgul eden, milyonlarca insanın yaşam tarzını değiştiren, duygu ve özlemlerini açığa çıkartan, ekonomiyi ve hatta siyaseti etkileyebilen küresel bir olay bu. Böyle olduğu için de yalnızca futbolla ilgilenenler değil, ilgi alanları farklı olan gazeteciler, yazarlar, düşünürler, sanatçılar, bilim insanları ve dünyada olup biteni merak eden herkes Dünya Kupası ile ilgileniyor, fikir üretiyor, görüş belirtiyor. Milli Takımımız bu yılki kupada yok ne yazık ki; ama bu, bizim bu küresel olaya ilgisiz kalmamızı gerektirmiyor. Dünya Kupası'na katılmayan bir ülkede yaşasak da kupayla ilgili olarak düşünce üretenlerin kervanına kendi çapımızda katılabiliriz belki de. "BM olarak Dünya Kupası'nı kıskanıyoruz" diyor Annan ve kıskançlığın nedenini şöyle açıklıyor:"Dünya Kupası'nı düzenleyen FIFA'nın 207 üyesi var, BM'nin ise 191. Futbol, her ülkede, her ırktan ve dinden insanların oynadığı, gerçek anlamda küresel olan tek oyun. Dünya Kupası da bu oyunun zirve noktasını oluşturuyor." Dünyada milyonlarca insanın futbolla ve Dünya Kupası ile ilgilendiğini, sıradan bir izleyicinin bile her maçı ve her oyuncuyu derinlemesine analiz edebildiğini belirten BM Genel Sekreteri, "Keşke insanlar İnsani Kalkınma Endeksi ile küremizin iklimini değiştiren karbon emisyonuyla ve AIDS sorunuyla da futbolla ilgilendikleri kadar ilgilenseydi" diyor hayıflanarak. İnsanları ve ülkeleri kaynaştırmada çok önemli bir rol oynayan futbola gösterilen ilginin, insanlığın önemli sorunlarına gösterilmesi halinde pek çok sorunun çok daha kolay çözülebileceğini iddia ediyor BM Genel Sekreteri. Dünya Kupası'nın dördüncü günü, ABD-Çek Cumhuriyeti maçı başlamak üzere. Şehirden şehre dolaşarak maçları izleyen sevgili Hasan Cemal gibi Almanya'da olay yerinde değil, İstanbul'da, televizyon başındayım. Maçın başlamasını beklerken Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Kofi Annan'ın İngiliz Guardian gazetesinde yayımlanan yazısını okuyorum. Annan da herkes gibi hayal kurma hakkına sahip kuşkusuz ama kurduğu hayalin gerçekleşme olasılığı sıfıra yakın, çünkü futbola gösterilen ilginin, insanlığın küresel sorunlarına gösterilmesi olanaksız. Futbolun geniş kitleleri yakalayan bir büyüsü, bir heyecanı var, küresel sorunların ise yok. Sorunlar, felakete dönüşmeden yaygın ilgi odağı olamıyor ne yazık ki. Ayrıca futboldaki küreselleşmenin kime ne getirdiği de hayli tartışmalı bir konu. İşte küresel ısınmaya boş vererek Kyoto Anlaşması'na imza koymayan bir Başkan'ın yönetimindeki ABD'nin takımı sahada. ABD, futbola duyulan ilginin çok yaygın olduğu ülkelerden biri değil. 2002'de Brezilya ile Almanya arasında oynanan Dünya Kupası finalini TV'den izleyenlerin sayısı dünyada 1.1 milyar kişiyi bulurken, ABD'de yalnızca 3.9 milyon kişi izlemiş bu maçı. Buna karşılık "Super Bowl, yani Amerikalıların "futbol" diye bildiği oyunda ABD şampiyonunu belirleyen final maçı 140 milyon Amerikalıyı ekran başına çekmiş.ABD'nin en etkili ve en çok satan gazetelerinden biri olan Wall Street Journal'a göre Amerika'nın erkekleri, Avrupa'da "erkek oyunu" olarak bilinen futbolu yeterince "erkek işi" bulmadıkları için bu oyuna fazla ilgi göstermiyor. Futbolu "sosyalist Avrupa'nın sporu" diye niteleyen, hatta "Amerikan kültürüne karşı bir tehdit" olarak gören Amerikalıların da bulunduğunu yazıyor Wall Street Journal.Buna karşılık ABD'de futbola ilgi duyan ve futbol oynayan kadınların sayısında büyük bir patlama yaşanmış ve bu kadın futbolcular sayesinde ABD, "Dünyada en fazla lisanslı futbolcuya sahip ülke" unvanını ele geçirmiş. ABD erkek futbol takımının uluslararası alanda ciddi bir başarısı yokken ABD kız takımı dünya ve olimpiyat şampiyonu olmuş. ABD ve futbol Maç başladı. Daha çok fizik gücüne ve gençliğine güvenen ABD takımı, Çek Cumhuriyeti'nin deneyimli ekibi karşısında bocalıyor. ABD'nin bu takımla ve bu oyunla, dünya futboluna hükmetmesi zor ama futbol takımının başarısı ya da başarısızlığı çoğu ABD'linin fazla umurunda değil galiba. Bunları düşünürken İngiliz yazar Tim Parks'ın Dünya Kupası öncesinde Wall Street Journal'da okuduğum nefis yazısı geldi aklıma. Tim Parks'a göre Dünya Kupası'nda oynanan her maçta takımlar futbolda dünyanın hâkimi olmak için mücadele ediyor. Bir ay boyunca her ülkenin milli takımı, bu küresel hâkimiyet mücadelesinde milletini temsil ediyor, milleti adına savaşıyor. ABD'liler ise bu oyunla, Kupa ile çok ilgilenmiyorlar çünkü onlar gerçek hayatta dünyaya hâkim olma çabası içindeler ve bunun için de futbolcularını değil askerlerini kullanıyorlar.Almanya da Adolf Hitler zamanında böyle bir dönem yaşamış. Ünlü futbol yazarı Simon Kuper'in yazdığına göre, 1936 Berlin Olimpiyatları'nda Almanya'nın Norveç'le oynadığı maça giden Hitler, Almanya beklenmedik şekilde maçı kaybedince müthiş sinirlenmiş ve bir daha da maça gitmemiş. Ancak bunu fazla sorun etmemiş çünkü Almanya'nın futbolcularının değil askerlerinin üstün çabasıyla dünyanın hakimi haline geleceğine inanıyormuş. Almanya'nın savaş yoluyla dünyaya hâkim olma rüyasından vazgeçtikten sonra futbola odaklanması ve üç kez Dünya Kupası'nı alması bir rastlantı mı acaba?Maç bitti ve Çek Cumhuriyeti ABD'yi 3 - 0 mağlup etti. Bu sonuç, ABD'ye karşı savaşan Zerkavi'yi öldüren askerleri kutlamak için Irak'a sürpriz bir ziyaret yapan Bush'u ne kadar üzdü, doğrusu bilmiyorum ama keşke diyorum ABD de, bir gün Almanya'nın geldiği noktaya gelip savaşarak dünyaya hâkim olamayacağını anlasa ve futbolla daha çok ilgilense, Dünya Kupası'na daha fazla önem verse. Futbol ve savaş Bir ay süreyle dünyanın gündeminde kalacak olan Dünya Kupası'nın ekonomiye yapacağı etkiler konusunda çok sayıda tahmin yapıldı, çok farklı ve ilginç veriler üretildi. Ne kadar sağlıklı olduğunu bilmediğimiz bu tahminler arasından dikkate çekenlerin bazıları şunlar: Center for Economic Research'e göre Dünya Kupası'na katılan 32 ülkenin toplam milli gelirinde 20 milyar dolarlık bir artış meydana gelecek. Bir hesaba göre kupanın Alman ekonomisine 8 milyar dolarlık, Japon ekonomisine 4 milyar dolarlık katkısı olacak. ABN Amro'nun araştırmasına göre kupayı kazanan ülkenin milli gelir büyüme hızında % 0.7'lik bir ek artış yaşanacak. Dünya Kupası finalini 1.3 milyar kişinin izlemesi ve kupa boyunca maçları izleyenlerin toplam sayısının 30 - 32 milyarı bulması bekleniyor. TV yayın hakları için ödenen para 1.7 milyar doları buluyor. Dünya Kupası nedeniyle yapılan reklam harcaması 1 milyar dolara yaklaşacak. Almanya Ticaret Odası, kupa nedeniyle Almanya'da 60 bin kişiye geçici istihdam sağlanacağını belirtiyor. Almanya'daki otellerin kupa nedeniyle 5.5 milyon oda satacağı ve 3 milyar euro ek gelir elde edeceği hesaplanıyor. Dünya Kupası maçları üzerine oynanan bahislerin yalnızca İngiltere'de 1 milyar sterlini aşarak yeni bir rekor kırması, dünyadaki toplam rakamın ise bunun iki katını bulması bekleniyor. Kupanın olumsuz etkileri de söz konusu. Maçları izlemek isteyenlerin işlerini aksatması nedeniyle uğranacak verimlilik kaybı bir hesaba göre en az 2 milyar dolarlık bir ekonomik değer kaybına yol açacak. İngiltere'de Liberal Parti'nin yaptırdığı bir araştırmaya göre İngilizler kupa boyunca 320 futbol sahasını kapatacak bir yüzölçümüne eşit miktarda pizza yiyecek ve 218 milyar ek kalori alacak. Kupa ekonomiyi nasıl etkiler? YARIN Futbol nasıl küreselleşti? Çokuluslu dengesizlik Göçmen futbolcular oulagay@milliyet.com.tr