SUYUN DAMLASINI ZİYAN ETMEYELİM!

Haftanın ortasında yağmura kavuşsak da kurak bir yaz bizi bekliyor. Aslında kurak yazlar bizi bekliyor demek daha doğru. Çünkü artan nüfus ve büyüyen tüketim talebi suyun kirlenmesine ve tükenmesine neden oluyor. Üstelik sorun da öyle dişimizi fırçalarken musluğu kapayalım, haftanın belirli günlerinde çamaşır yıkayalım, et yerine patates tüketelim (!) önerileriyle çözülecek gibi değil.
HES’lerin doğru planlanmasından, sanayi atıklarından, tarımsal dönüşüme kadar çok önemli ayaklar var. Tüketicinin savurgan kullanımının yol açtığı sorunlar tabii ki önemli ancak bunların kontrol altına alınması sandığımız kadar büyük sonuçlar yaratmıyor.
Çünkü dün öğrendiğim verilere göre, 2008’de Türkiye’nin toplam 43 km3 su tüketiminin yüzde 11’i sanayide, yüzde 15’i evsel kullanımda, yüzde 74’ü ise tarımda kulllanılmış.

Projeksiyonlar karanlık
İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği Başkanı Galya Frayman Molinas, dün bir grup gazeteciyle Türkiye’deki en güncel verilerin yer aldığı raporun sonuçlarını paylaştı.
“Türkiye’de Suyun Durumu ve Su Yönetiminde Yeni Yaklaşımlar: Çevresel Perspektif” adlı rapor, iklim değişikliği sebebiyle Türkiye’de kuraklık etkilerinin artacağını, suyun depolanmasında sıkıntılar yaşanacağını ve Türkiye’nin su kıtlığı sınırında olduğunu gösteriyor.
Yapılan projeksiyonlara göre, 2050’de nüfus 100 milyona ulaşırsa su kıtlığına gireceğiz.

Bir ton et için...
Türkiye’de tarım topraklarının önemli bir bölümü hâlâ salma sulama yöntemiyle yapılıyor. İleri tarım tekniklerinin kullanıldığı İsrail’de aynı tonajdaki ürünün yetiştirilmesi için yüzde 50 daha az su kullanıldığı biliniyor.
Dünkü toplantıda öğrendiğim en önemli bilgilerden biri de su tüketimi açısından etin en maliyetli ürün olduğuydu.
Dernek üyesi Eczacıbaşı, P&G, Garanti Bankası üst düzey yetkililerinin de hazır bulunduğu sunumda, Uğur Zeydan’ın verdiği bilgilere göre; bir ton patates üretmek için gereken su miktarı 160 ton iken, aynı ölçekte sığır eti için 15 bin ton su kullanılmak zorunda.

Su havzaları kuruyor
Verilere göre, Türkiye’nin de içinde bulunduğu Akdeniz Havzası iklim değişikliğinin etkilerinin en şiddetli hissedileceği yerlerden biri. Rapora göre, Türkiye’nin 25 su havzasından üçü; Marmara, Küçük Menderes ve Asi su fakiri; Meriç-Ergene Havzası ise su kıtlığı sınırında... Yakın gelecekte Seyhan ve Fırat-Dicle havzalarının da iklim değişikliğinden olumsuz etkilenmesi bekleniyor.

SUYUN DAMLASINI ZİYAN ETMEYELİM

Soldan sağa: Garanti Bankası Genel Müdür Yardımcısı Ebru Edin, Doğa Koruma Merkezi Genel Müdürü Uğur Zeydanlı, İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği Başkanı, Coca-Cola Türkiye, Kafkasya ve Orta Asya Bölümü Başkanı Galya Frayman Molinas, Eczacıbaşı Kurumsal İletişim ve Sürdürülebilir Kalkınma Koordinatörü Okşan Atilla Sanön, P&G Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Tankut Turnaoğlu

İhtiyaç artarken su azalıyor
Rapora göre, yıllık toplam su tüketimimiz üç Büyükçekmece gölüne denk geliyor.
73 milyon nüfus dikkate alındığında yıllık kişi başına düşen su miktarı yaklaşık 1.519 m3 iken, 2030 yılında nüfusun 85 milyon olacağı varsayılırsa, kişi başına düşen yıllık su miktarının 1.120 m3’e düşeceği öngörülüyor.
Çalışmaya göre, kullanılabilen su kaynakları potansiyeli azalırken, Türkiye’nin su tüketim ihtiyacının önümüzdeki 25 yılda 3 kat artacağı gözlemleniyor. Molinas, Türkiye’de son yıllarda suyun yönetimi ile ilgili önemli adımlar atıldığını söylerken vizyonlarını paylaştı:
“Bir yandan su konusunda iş dünyasının farkındalığını artırmaya çalışırken, bir yandan su kullanımına ilişkin bazı tavsiyeler sunuyoruz. Tarım, sanayi ve evsel kullanımlarda inovasyon ve teknoloji altyapısının geliştirilmesi gerekiyor.
Üretim süreçlerinde iyileştirmeler, üretilen ürünlerde su ayak izi düşürme çalışmaları bu çerçevede önem kazanıyor.”

Fashion Week tasarımın yıldızını parlatıyor
Türkiye’de ihraç edilen malın kilogram bazında değeri 24 dolarlarda. Hazırgiyim ihracatında kilogram bazında değerin artması için tasarıma daha fazla yatırım yapılması gerekiyor.
İstanbul Fashion Week’in en önemli kazanımı belki tasarımcı ve sanayi işbirliklerini de artırması. Türkiye’de son dönemde bu işbirliklerinin sayısı artmaya başladı. Tasarımcı Ece Gözen mesela... Fashion Week’te ikinci defilesini yaptıktan sonra Fabrika kendisine birlikte çalışmayı teklif etti.
Park Bravo tasarımın yükselen yıldızlarından Özlem Kaya ile çalışıyor. Network, Elif Cığızoğlu ile işbirliği yaptı. Koton’un Hakan Yıldırım, Batik markasının Özgür Mansur ile yaptığı kapsül koleksiyon işbirlikleri aklıma bir çırpıda gelen örnekler.
Tabii adL-Cengiz Abazoğlu işbirliğini de unutmamak lazım.