Cumartesi

20.05.2017 - 02:30

Yeryüzü cenneti

Mavinin büyüleyici tonlarında bir deniz... Sayısız plaj... Renkli gece hayatı... Pek çok yeme-içme seçeneğiyle Fransa’nın Côte d’Azur bölgesi dünyanın her yerinden turist çekmek için birçok özelliğe sahip

Sitene Ekle
Sırt Çantam  |  Nükhet Everi nukheteveri@yahoo.com Tüm Yazıları »

Edebiyattan alınmış adıyla Côte d’Azur olarak bilinen, Fransa’nın güneybatı sahili boyunca Menton’dan St. Tropez’ye kadar uzanan ve mavinin büyüleyici tonlarındaki denizin kilometreler boyunca eşlik ettiği Fransız Rivierası her yıl milyonlarca gezgin ve tatilcinin akınına uğrar.

Belki en çok şu sıralar 70. yıldönümünü kutlayan film festivali ile adını duyuran Cannes şehri ile anılan bu bölgede, Cannes dışında, ayrı bir ülke olan ve sahil şeridinin en özel ve güzel kısımlarında küçük de olsa büyük üne sahip olan Monaco Prensliği, haklı olarak Côte d’Azur bölgesinin başkenti denebilecek öneme sahip olan Nice ve en güneyde kalan St. Tropez diğer yerleşim yerlerine göre biraz daha öne çıkarlar.

Müzeleri ihmal etmeyin

Eğlencesi, gece hayatı, yeme-içme ve alışveriş imkanları, sayısız ücretli özel ve halk plajı ile ünlü bu sahil şeridi Picasso, Van Gogh ve Cézanne gibi büyük ressamları ışığı ve renkleriyle büyüleyip ilham kaynağı olmuş ve tarih açısından da çok önemli yerleşim yerlerinin birbirinin ardı sıra sıralandığı bir bölgedir. Avrupa’nın ve dünya sosyetesinin belli dönemlerde akın ettiği bu beldeleri rahat rahat gezmek için en az bir hafta ayırmak gerekir.

Eğlence, alışveriş ve yeme-içme açısından her türlü olanağı sağlayan ve hangi şartlarda seyahat ediyor olursanız olun size kendinizi çok zengin hissettiren bu kıyı şeridinde eğer tek noktayı merkez alıp oradan diğer yerlere ulaşmayı arzu ederseniz size önereceğim yer Nice olacaktır. Nice’te konaklarsanız burada kaldığınız süre zarfında değişik imkanları kullanarak tüm sahil şeridindeki yerlere günübirlik ziyaretler gerçekleştirebilirsiniz.

Bir yeme, içme, eğlence ve alışveriş cenneti olan Nice’te kalan zamanı biraz müzelere de ayırmanızı tavsiye ederim. Hele hele resme meraklıysanız Matisse, Chagall, Güzel Sanatlar Müzesi ve Modern Sanatlar Müzesi sizi ruhen öylesine besleyecektir ki... Palais Massena ve Aziz Nikola Rus Ortodoks Katedrali de mutlaka görülmesi gereken yerler arasındadır.

Ünlü ressam Chagall’in öldüğü ve gömülü olduğu tarihi belde Saint-Paul de Vence de biraz zaman geçirmeye değer.

Ünlü tatil bölgesi

Aslında bugün kimsenin pek fazla önem vermediği ama çok önemli bir tarihe sahip olan Monaco Prensliği ocak ayında yapılan araba yarışları ve kumarhanesi Grand Casino ile öne çıkıyor. Casinodan şehrin görüntüsü de çok etkileyici, binayı en pahalı kumar odalarına varıncaya dek gezebilirsiniz. Prensin ülkede bulunmadığı döneme denk gelirseniz Monaco Sarayı’nı da gezme şansınız olabilir. Musée Océanographique özellikle Jacques Cousteau hayranları tarafından görülmesi gerekenler arasında.

Bugünkü ününü belki biraz Brigitte Bardot’ya borçlu olsa da aslında 20. yüzyılın başından beri ünlü bir tatil beldesi olan St. Tropez’yi de mutlaka görün. Aslında yat limanının dışında kalan küçük sokakları, kafeleri, restoranları, ufak meydanları ile tahminlerinizin dışında otantik ve huzurlu bir tatil beldesi bulacaksınız.

Cannes’ı görmek için en iyi dönem

Yıllar yılı herkesin aklına ünlü film festivali ile gelen ama aslında pek çok başka etkinliğe de ev sahipliği yapan Cannes; her ne kadar film festivali döneminde tıklım tıklım dolu olsa da, gene de görmek için en iyi dönem yılın bu dönemdir. Sinema sektörü için her açıdan büyük önem taşıyan bu festival ve tüm diğer etkinlikler sahil şeridinde yer alan Palais des Festivals adlı Festivaller Sarayı’nda yapılır.

Palmiyelerle bezeli Croisette Bulvarı’nda lüks butikler, oteller, restoran ve kafeler ile en güzel plajlar yer alır. Le Suquet bölgesindeki şehrin eski kısmında da vakit geçirmenizi tavsiye ederim.

 

©Copyright 2017 Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.