SKORER
PEMBENAR
CADDE
YAZARLAR

'Ermenistan Asya’nın şımarık çocuğu'

.

ABONE OL
Milliyet Haber

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hamza Dağ ile Ermenistan, Doğu Akdeniz, Suriye ve terörle mücadele başta olmak üzere gündem konularını konuştuk. Dağ, Ermenistan’ın Yunanistan’a özendiğini ama bu şımarıklılığıyla ve sivillere bomba atmakla bir sonuç alamayacağını söyledi.

Doğu Akdeniz, Suriye, terörle mücadele, salgın.

Türkiye’de öne çıkan ana gündemlerdi. Şimdi bir de Ermenistan konusu girdi.

Ermenistan’ın işgal ettiği topraklardan çıkmak yerine Azerbaycan’a saldırması bölgede yeni bir krize neden oldu.

Ermenistan’ın Dağlık Karabağ’dan çıkması ve ateşkes tartışmaları yaşanırken gelişmeleri AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hamza Dağ ile konuştuk.

Dağ, Ermenistan’ın Yunanistan’a özendiğini ama bu şımarıklığı ve sivillere bomba atmakla bir sonuç alamayacağını söyledi. Dağ, “herhalde Ermenistan’da ‘her türlü şımarıklığı yaparım, saldırırım, binaları harap ederim, sonrasında büyüklerim beni şımartanlar bana sahip çıkarlar’ diye düşünmüş olabilir. Ama öyle olmadığını kendisini de öbürleri de görmüş oldu. Azerbaycan’da süreci devam ettiriyor. Savaş hukukuna aykırı, sivillerin üzerinden Azerbaycan yönetimini zor durumda bırakmaya dönük hamleler yapmaya başladılar. Ama bunlar çok da netice alınacak şeyler değil” diye konuştu. 

Dağ Milliyet’in sorularını şöyle yanıtladı:

ERMENİSTAN, YUNANİSTAN’A ÖZENDİ

- Ermenistan ne yapmak istedi? Başarılı olabilir mi?

Ermenistan’ın yaptığının rasyonel tarafı yok. Hem işgal ettiği topraklarda bulunuyor hem de Azerbaycan’a saldırıyor. Uzun zamandır iki devlet arasındaki güç durumuna baktığımızda Azerbaycan’ın gücü ortada. Ermenistan herhalde Başbakan’ı oraya getirenlere güvendi, kendisini yalnız bırakmayacaklarını düşündü. Bir nevi Avrupa’nın şımarık çocuğu Yunanistan Asya’nın şımarık çocuğu da Ermenistan olarak bir hareket içinde oldu. Hiçbir haklı tarafı yok. Yunanistan’dan esinlenmiş olabilir. Yunanistan’dan özenmiş olma ihtimali yüksek. Azerbaycan ve Ermenistan. 1990’daki savaşı biliyoruz. Azerbaycan, Türkiye’nin 20 yıldır dostça, kardeşçe vermiş olduğu destekle çok ciddi bir şekilde büyüdü. Ve büyük devlet haline geldi. İki devlet arasındaki güç noktasında çok büyük fark var artık. Bundan da biz mutlu oluyoruz. Büyük bir gurur duyuyoruz. ‘İki devlet tek millet’ bunun için söylüyoruz. Herhalde Ermenistan’da her türlü şımarıklığı yaparım, saldırırım, binaları harap ederim, sonrasında büyüklerim beni şımartanlar bana sahip çıkarlar diye düşünmüş olabilir. Ama öyle olmadığını kendisini de öbürleri de görmüş oldu. Azerbaycan’da süreci devam ettiriyor. Savaş hukukuna aykırı, sivillerin üzerinden Azerbaycan yönetimini zor durumda bırakmaya dönük hamleler yapmaya başladılar. Ama bunlar çok da netice alınacak şeyler değil. Biz Türkiye olarak irademizi ortaya koyduk zaten. Sayın Cumhurbaşkanımız başından beri sadece bu süreçten değil Karabağ meselesi gündeme geldiği her zaman uluslararası platformlarda bu konudaki desteğimizi kardeşlerimize dile getirdi. Azerbaycan çok daha büyük gücü olmasına rağmen oradaki süreci de daha itidalli bir şekilde götürüyor. Karabağ’daki süreci belki çok daha kısa sürede çok daha fazla netice alma imkânı varken adım adım kademe kademe götürüyor.

SURİYE’DE OYUNU BOZDUK

- Türkiye’yi güçsüzleştirmek, farklı alanlarla dikkatini dağıtmak mı istiyorlar? Bu planlar başarıya ulaşabilir mi?

Geniş perspektiften bakmak lazım. Sürekli kuşatılıyoruz, kuşatılmak isteniyoruz sözü açıkçası yanlış bir söz değil. Şöyle baktığımızda Suriye’de yaşanan bir süreç var. Ermenistan’da böyle bir süreç söz konusu oldu. Doğu Akdeniz, Yunanistan...Yunanistan yerinde vardı. Ermenistan’da yerinde vardı. Yeni çıkan sorunlar neler onlara bakalım. Onlara göre başarılı olabilirler mi bakalım. Yeni çıkan en büyük sorun çevremizde Suriye meselesi. Suriye’de istikrarın kaybolması ve orada terör devletinin oluşturulmasındaki ısrar. Dolayısıyla bizim asıl oyun bozduğumuz konu Zeytin Dalı, Barış Pınarı ve Fırat Kalkanı operasyonlarında yapmış olduğumuz hususlar. Muhalefet özellikle CHP ve HDP yanlış yönlendirmeler içine girdi. Ama sonrasında yaşananlar boyutuna baktığımızda Doğu Akdeniz’deki haklı mücadelemiz hem Libya’daki mücadelemiz ortada. Şimdi Ermenistan konusundaki hususlar. Bütün bunlara baktığımızda aslında sorunların bir kısmı yeni sorun değil. Karabağ sorunu yeni bir sorun değil. Şimdi belki de çözüme kavuşma noktasında bir durum ortaya çıkacak. Doğu Akdeniz konusu yeni bir sorun değil. Doğu Akdeniz konusu da 2000’li yıllardan bu yana bütün dünyanın gözünü diktiği, dünyada keşfedilen doğalgaz rezervinin yüzde 47’sinin olduğu bir bölge. Biz şimdi hakkımızı, hukukumuzu sahada 5 gemimizle netice alma çalışması yapıyoruz. Yani burada en temel konu Suriye konusu. Oradaki oyunu bozmamız bize gerçekten büyük bir imkân verdi.

AVRUPA İKİYÜZLÜ

- Ermenistan’ın sivil yerleşim yerlerini bombalamasını ve sürekli insan hakları diyen AB’nin bunu görmezden gelmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Biz Avrupa’nın bu konudaki iki yüzlüğüne alıştık. Tüm toplum olarak alıştık. Batının bu konulardaki tavrına alıştık. Bunu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde de görürsünüz. İnsan hakları konusunu bu kadar sulandırmak batının ikiyüzlülüğünü en çok gösteren özellik oldu. İnsan hakları konusu hassas bir konu, zaten bizim medeniyetimizde en çok önem verilen hususlardan birisi, Peygamber efendimiz Yahudilerle aynı şekilde yaşayıp onlarla sözleşme yapmış ve sözleşmeye aykırı davranmadıkları sürece de onlarla herhangi bir mücadeleye girmemiş. Şimdi bakıyorsunuz Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi insan hakları konusu bir ülkenin kendi anlayışlarına göre içişlerine karışmaya vesile olmuş. İnsan hakları gibi çok değerli bir konuyu bu kadar suiistimal etmek gerçekten bu değere bir yanlış ve hakaret oluyor. Dolayısıyla insanların birbirlerine olan güveni azaltıyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Ermenistan başvurusu üzerine bir karar almış. Türkiye’nin orada yaşanan savaşa müdahale etmemesi, orada insan haklarına aykırı davranmaması. İspat yok. Hiçbir şey yok. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ne zamandır iki devlet arasındaki konulara bakar hale geldi. Bu kadar hızlı, tedbir kararı. Tedbir kararının uygulanması da söz konusu değil. Ortada zaten uygulanan bir şey yok. Bu bile aslında ikiyüzlülüğü gösteren en bariz örnek.

GENÇLERDEN DOĞU AKDENİZ DESTEĞİ

- Doğu Akdeniz gelişmeleriyle ilgili anketler yaptırdınız mı?

Doğu Akdeniz ile ilgili vatandaşımızın algısını anketlerden paylaşabilirim. ‘Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de petrol ve doğalgaz gibi enerji kaynaklarını bulmak için yürüttüğü arama faaliyetlerini doğru buluyor musunuz?’ sorusu yöneltilmiş. Yüzde 70,4 doğru buluyorum demiş ankette. Yüzde 10,4 kararsızım demiş. Yüzde 19,1 doğru bulmuyorum demiş. ‘Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki haklarını koruma konusundaki gösterdiği mücadeleyi uluslararası baskıya rağmen sürdürmesini destekliyor musunuz?’ sorusu sorulmuş vatandaşa. Yüzde 82 evet, yüzde 10,7 kısmen, yüzde 7,3 hayır demiş.  Yani burada özellikle şunu da söylemek isterim. Yani ‘Türkiye’nin Doğu Akdeniz konusundaki haklarını koruma mücadelesini uluslararası baskıya rağmen sürmesini destekliyor musunuz?’ sorusuna en ciddi destek gençlerden. 18-24 yaş arası gençlerde bu oran yüzde 95’lere kadar çıkıyor. Bunun önemini görüyoruz.

CHP VE ATATÜRK TARTIŞMASI ANKETİ

- Güncel konularla ilgili hangi anketler var başka açıklayabileceğiniz?

CHP ile ilgili anketler var. Bir tanesi şöyle:

‘CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu geçenlerde yaptığı bir açıklamada Mustafa Kemal Atatürk yerine sadece Mustafa Kemal demeyi uygun bildiğini ifade etti. Bu görüş sizi rahatsız etti mi?’ diye sorulmuş. Yüzde 52,7 evet, yüzde 28,3 kısmen, yüzde 19 hayır demiş. CHP’lilerin de yüzde 47,8 ‘evet bu bizi rahatsız etti’ demiş. Yüzde 38,7 hayır demiş. Yüzde 13,5 kısmen demiş.

‘Sizce CHP Parti yönetimi Kaftancıoğlu’nun ifadesi sonrası bir disiplin kararı alması gerekir mi?’ diye sorulmuş. Yüzde 46,1 evet, yüzde 30,5 hayır, yüzde 23,4 fikrim yok demiş.

‘Sizce bugün CHP, Kurucu Lideri Mustafa Kemal Atatürk’ün ilkelerine uygun yönetiliyor mu?’ diye sorulmuş. Yüzde 52,7 hayır, yüzde 20,4 kısmen, yüzde 14 evet demiş. Asıl vurucu nokta ise şurası. CHP’lilerin yüzde 27’si evet demiş. Yüzde 32,1 kısmen, yüzde 40,9 hayır demiş.

HDP ÖNCE KENDİNE BAKSIN

- Suriye’de PKK’yı desteklemeler arttı mı son günlerde?

Suriye’de bir hareketlilik olabilir. Cumhurbaşkanımız da oradaki hareketliliğe yönelik ‘bir gece ansızın gelebiliriz’ yönünde mesajı oldu. Buna fırsat vereceğimizi sanmıyorum. Biz orada kendimizi net bir şekilde ortaya koyduk. Diğer taraftan ülke içinde terör konusuna baktığımızda geçen hafta Van, Mardin, Diyarbakır’a gittim. Gerçekten orada huzurun tesis edildiğini gördüm. 2009 Van çok hareketliydi. Doğu’nun Paris’i görüntüsü vardı. 2014’te deprem, çukur, HDP’li belediyeler o dönemde hareketliliği azaltmıştı. 2020’de gittiğimde Van’ı yine hareketli, inanılmaz güzel şehir olarak gördüm. Kadim kültürüne uygun bir şehir haline gelmiş. Kayyum bölgenin huzuru ve doğru hizmet alması noktasında doğru ve önemli bir karar. Şehirlerine girdiğim zaman HDP’li belediye başkanlarını ben bir siyasi partinin temsilcisi gibi hissedemiyorum. Ben orada ya elinde silah olan birinden talimat alan ya da elinde silah olanlarla sürekli görüşür noktada biri olarak bakıyorum. Dışardan gelen ben huzursuz oluyorum. Orada yaşayan da huzursuz oluyor. HDP, kayyum konuları eleştireceğine çıkacak önce kendine bakacak.

Yazarın Diğer Yazıları

  1. AB nereye gidiyor?
  2. İzmir’e sağlık turizmi akını
  3. Pandemi önlemleri daha da sertleşecek mi?
  4. BIDEN, GEÇMİŞTEN DERS ÇIKARTMALI
  5. Erdoğan’ın İzmir talimatları ne oldu?
  6. AYNI ACILARI BİR DAHA YAŞAMAYALIM
  7. İzmir’de yaraları sarma seferberliği
  8. 'Ermenistan çocuk yaşlı demeden katliam yapıyor'
  9. Rusya ne yapar, ne yapmaz?
  10. TÜRKİYE’Yİ KÖŞEYE SIKIŞTIRAMAZLAR

© Copyright 2020

Milliyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.