SKORER
PEMBENAR
CADDE
YAZARLAR
You are already subscribed to notifications.

AĞLAR BEYAZ EŞYA OLUYOR

‘Seaspiracy’ belgeselinde tartışmalı veriler olsa da dikkatleri deniz kirliliğine ve özellikle de balıkçıların ağlarının yarattığı olumsuz duruma çekmeyi başardı. Belgesel, plastik tehlikesinin pipetlerden ya da pet şişelerden daha çok düzenli olarak denize bırakılan ağlardan kaynaklandığı görüşünde... Çevre örgütlerinin enerjilerini denizlerin daha az kirlenmesine sevk ettiği bir çağda böyle bir argümanla ortaya çıkarken bana göre tartışmalı olan pek çok veri toplamış.

İnovatif firma

Hep söylerim, Türk iş insanı yaratıcıdır. İş aleminin dinamikleri ülkemizin en büyük güvencesidir. Deniz kirliliği ‘Seaspiracy’ belgeselinde tartışıladursun, plastik makinaları sektöründe faaliyet gösteren Şenmak Makina sponsorluğunda deniz yaşamının en büyük tehdit unsurlarından hayalet ağlar geri dönüştürülerek ülke ekonomisine kazandırılacak. Şenmak Makina Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Semerci’nin girişimleri sayesinde Temmuz 2020’de başlayan ‘Marmara Adaları Hayalet Ağlar’ projesiyle Balıkesir Marmara Adaları bölgesinde 25 lokasyondan çıkarılacak 95 basketbol sahası büyüklüğündeki 40 bin metrekare ağ ile sucul ekosisteme önemli katkı sağlanması hedefleniyor.  Balıkçıların avlanırken ağlarını deniz dibindeki kayalıklara takması sonucu bırakmak zorunda kaldığı hayalet ağlar, uzun bir mesafe boyunca, yıllarca akıntıyla sürüklenerek ve önüne gelen her şeyi tam bir katil gibi avlayarak hareket ediyor. Çıkarılacak hayalet ağlar geri dönüşüm firmalarında dönüştürülerek beyaz eşya üretiminde kullanılacak. Ülkede güzel şeyler de oluyor...   

‘Gidenin Ardından’

Bir başka güzel proje de insanların en çok sıkıntı duyduğu ruh halleriyle ilgili... Koronavirüs çemberi daraldı. İnanın o kadar çok sevdiklerimi aldı ki benden. Zaman zaman gözyaşlarımın etkisini hissediyorum. Böyle zor dönemde bir başucu kitabı yayınlandı. Değerli bilim insanları Prof. Dr. Vamık D. Volkan, Asistan Prof. Dr. Özler Aykan ve Elizabeth Zintl’in büyük emek vererek yazdıkları kitap ‘Gidenin Ardından’, bu aralar yitirdiklerimizden sonra yapmamız gerekenler hakkında. Aniden gelen servetin bile insan hayatında açtığı tahribat örnekleriyle beraber hepimize yardımcı olacak bir eser. “Yitim yaşamın bedelidir. Kaldığın sürece ödenmesi gereken olağanüstü kira” gibi yazar Annie Dillard’ın romanından alınan güzel sözler ve Özler Hoca’nın müthiş analizleri var.

Özler Hoca ile Oxford’tan geldikten sonra önemli etkinliklerde karşılaştım. Karşılıksız bir yardımseverdir. Sosyal sorumluluk projelerinin prensesi Prof. Dr. Özler Aykan’ın bu eseri de hepimize mal olacak değerli bir yapıt.

ÇITIR MEZGİT

Malzemeler:
- 200 gr. mezgit
- 2 yemek kaşığı un
- 2 yemek kaşığı nişasta
- 200 ml. maden suyu
- 1 adet yumurta
- 6 yemek kaşığı ayçiçek yağı
- Yeterince karabiber ve tuz

Yapılışı:
Bir kabın içinde un, nişasta, maden suyu ve yumurtayı yoğun bir kıvam alana kadar karıştırın. Karışıma tuz ve karabiber serpiştirin. Ayçiçek yağını derin bir tavada ısıtın mezgitleri karışıma batırıp yağın içine atın ve üç dakika kızartın. Afiyet olsun.

Yazının devamı...

DÜNYA BALIK YILI

Balıkçılık karşıtı Netflix belgeseli ‘Seaspiracy’ın ne kadar gerçek, ne kadar komplo olduğu tartışılıyor. İki hafta önce ben de konuya müdahil olup kafamdaki soru işaretlerini sizlere aktarmıştım. Bu tartışmalar süredursun Birleşmiş Milletler, 2022’yi Balıkçılık ve Su Ürünleri Yılı ilan etti. Omega-3 zengini olan balık, bağışıklık sistemini güçlendiriyor ve Kovid-19 virüsünün panzehri niteliğinde. Tıp otoriterleri, hem hastalığa yakalanmamak hem de iyileştikten sonra antikor oluşumundaki en temel gıdalardan birinin balık olduğunu sürekli anlatıyor.

Türkiye’ye olumlu etki

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun aldığı kararla birlikte, Dünya Sağlık Örgütü’nün dünya genelinde tüketiminin artması için haftada 2-3 öğün balık tavsiye etmesi, Türkiye’de de balık üretiminde yeni rekorlara ulaşılmasında moral oldu.

Ülkemizin cari ve protein açığının kapanmasında en etkili kurum olabilecek Balıkçılık Bakanlığı’nın kurulmasının ne kadar gerekli olduğunu sık sık dile getiriyorum.
Türkiye Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçı Birlikleri Sektör Kurulu Başkanı Sinan Kızıltan’ı çeyrek asırdır tanırım. Yurt dışında yapılan seafood fuarlarında zaman zaman karşılaşırım ve çabalarını hep takdir ederim. Su ürünleri üretiminin artmasında da, ihracat rakamlarının büyümesinde de büyük rolü var Kızıltan’ın.
Su ürünleri sektörünün, gıda güvenliği ve beslemede, sürdürülebilir doğal kaynak kullanımında oynadığı rolün küresel bir anlayışla ortaya konulacağına işaret etti Kızıltan.

Üretimde milyon ton

Su ürünleri sektörümüzün 836 bin tonluk üretim rakamına ulaştığı söyleyen Sinan Kızıltan, bu üretimin içerisindeki yetiştiricilik payının, son 20 yılda yapılan yatırımlarla 373 bin 356 tona ulaştığını, 2025 yılında ise avcılık yoluyla elde edilen su ürünleri miktarını geçerek üretimde bir milyon tonu bulacağını ifade etti. BM’in 2022 yılını Uluslararası Balıkçılık ve Su Ürünleri Yılı ilan etmesiyle, Türkiye’nin bu sektöre yatırımın ne kadar doğru bir adım attığını söyleyen Sinan Bey; ülkemizin su ürünleri ihracatının, 2021 yılının ilk çeyreğinde yüzde 28 artış göstererek, 304.5 milyon dolar’a yükseldiğini büyük bir mutlulukla anlatıyor.
Avcılık ve toplayıcılık ile yaşamını sürdürmekte zorlanan insanoğlu, ilk yerleşik düzene bu topraklarda geçti. Bereketli hilal toprakları gibi bereketli sularımız da dünyanın en kaliteli balıklarını üretiyor. Yıllar önce sabahın erken saatlerinde TV programı çekimi için gittiğim New York’un ünlü balık hali Fulton’da, Türkiye’den gelen balıkların çabucak tükendiğini görünce çok duygulanmıştım. 2022 Balıkçılık ve Su Ürünleri Yılı, şimdiden kutlu olsun. Bol balıklı günler dileğiyle...

FÜME SOMONLU ENGİNAR SALATASI

Malzemeler:
- 3 adet füme somon
- 2 adet enginar
- 200 gr. Akdeniz yeşillikleri
- 3 adet kurutulmuş domates
- 5 adet yeşil zeytin
- 1 adet limonun suyu
- 1 yemek kaşığı zeytinyağı

Yapılışı:
Haşlanmış enginarları küp doğrayıp, tüm malzemelerle büyük bir kabın içerisinde harmanlayın ve servis tabağına alın. Üzerine füme somon dilimlerini yerleştirin. Afiyet olsun.

Yazının devamı...

JAPONYA’DAN GÜZEL HABERLER

Geçtiğimiz hafta anlattığım ‘Seaspiracy’ belgeselinde en çok suçlanan iki ülkeden birisi Japonya. Balinaların, yunusların küçük koya sıkıştırılıp toplu halde imha edildiği görüntüler ve arkasından ‘Balık yemeyin’ diye başlatılan propagandalar süredursun, Japonlar sadece kendi ülkelerinde değil dünyada da balık tüketiminin artması için çalışıyorlar. Japon Kültür Bakanlığı ve Balıkçılık Bakanlığı, dünyada balık yemeklerinin tüketilmesi ve tanıtılması için Japonya genelinde ünlü restoranların şeflerine balık reçeteleri ve sunumları ile yeni bir proje başlattılar. Yemek araştırmacıları, yazarlar, yemek okulları, profesyonel aşçılar ve restoranlar için Japonca, İngilizce, Korece ve Çince olmak üzere basılıp yayımlanacak kitap çalışması başlattılar. Adeta ‘her şey balık için’ vurgusu yaparak.

Türk şefin başarısı

Kitapta yer alacak hamsili pilav, nar ekşili ve safranlı karides, özel sosla terbiye edilmiş defne yapraklı kılıç balığı şiş ve sütte terbiye edilmiş kalamar dolma gibi yemeklerimiz Tokyo’daki ünlü Burgaz Ada Restoran’ın sahibi şef Mehmet Dikmen’e ait. Yarışmada gönüllü aşçılar, yollanan tüm balık yemeklerini ve reçetelerini birebir uygulayıp pişirdiler. Jüri üyeleri lezzet, görünüm ve reçetenin doğruluğuna puanlama yaptı. Birinci seçilen Mehmet Dikmen bir kez daha göğsümüzü kabarttı. Japonya’da yayımladığı ‘Türk Yemekleri Kitabı’nın da yazarı olan şef Mehmet Dikmen, araştırmacı, vizyon sahibi ve en önemlisi heyecanlı. Bu heyecanını hiçbir zaman kaybetmeyen Dikmen, sürekli öğrenme çabası içinde... Koronavirüs salgını nedeniyle sadece mekanlar değil, içimizin de kapanıp, karardığı böyle bir dönemde güzel haberlere hasret kaldık. Bize bu mutluluğu yaşattığı için Mehmet Dikmen’e teşekkür borçluyuz. İyi ki varsınız. Sizin Japonya’da yıllardır var olmak için verdiğiniz çaba, iki ülke arasında sağlam köprüler kurulmasını sağlıyor. Balık yemeklerimiz balığa en çok düşkün, en fazla balık tüketen ülkelerin kitaplarında yer alıyor. Hamsi yine başrolde! Onun yeri her zaman şeref mevkii... Yurdum insanı diyar-ı gurbet ellerde güzel şeyler yapıyor, hem de çok güzel...

 

 

KARİDES DOLGULU KALAMAR

-12 adet kalamar
-150 gr. karides
-4 yemek kaşığı galeta unu
-10 dal fesleğen
-1 yemek kaşığı maydanoz
-1 diş sarımsak
-3 yemek kaşığı zeytinyağı
-Yeterince karabiber ve tuz

Yapılışı: Kalamar ayaklarını ince doğrayıp bir karıştırma kabına koyun. Doğranmış karides ile birlikte galeta unu, fesleğen, kıyılmış maydanoz ve sarımsak, zeytinyağı, tuz ve karabiberi de karıştırma kabına ekleyip kalamarlarla birlikte iyice karıştırın. Karışımı, kalamar gövdelerinin içine taşmayacak şekilde doldurup ağızlarını kürdan ile dikerek kapatın. Döküm bir tavayı ocakta orta ateşte ısıttıktan sonra zeytinyağı ile kalamarları 2-3 dakika kadar kızartın. Kalamarlar altın sarısı rengi almaya başladığında ısıyı kısığa indirip, ara ara ılık su ilave ederek bir saat kadar üstü kapalı pişirin. Servis etmeden önce kürdanları çıkarın. Afiyet olsun.

Yazının devamı...

‘SEASPIRACY’ ÇELİŞKİLERİ

Sevdiğim ağabeyim duayen yazar Yavuz Donat, beni de köşe yazarlığına başlattığı günlerde manşetleriyle gündemi belirlerdi. Deneyimlerini aktarırken çok esprili yaklaşırdı. Bir keresinde “Süreyya, Sergey Lavrov’dan, Odd Per Brekk’e, Mario Draghi’ye kadar pek çok ünlü isim geliyor Trilye’ye. Bir gün onlarla sohbet ettikten sonra manşetten haber yap 48 saat ortalık çalkalansın...” dedi.
Netflix’te yayınlanan ‘Seaspiracy’ belgeseli de gündeme oturmayı, hem birçok doğa koruma örgütünü hem de büyük balık üreticilerini karşısına almayı başardı. İngiliz yönetmen Ali Tabrizi’nin yayınını belgesellerden biraz farklı buldum. Yunusların, balinaların hunharca katledildiğini bilmeyen, duymayan kalmadı! Görsel olarak yayınlanması algı bakımından iyi ancak çözüm odaklı sonuçlara yönlendirme konusunda yeterli istikamet göstermiyor Tabrizi. Yıllardır aşırı avcılık konusunda uyarılar yapıyorum. Yavru ve dişi kalkan, köpek balığı yüzgeci çorbası gibi ürünleri ballandırarak anlatanları hep kınadım. Elbette Tabrizi’nin söylediklerinin pek çoğu ülkemizde de yaşanıyor. Troller denizin dibini kurutmaya devam ediyor.

Abartılı veriler

“Haftada iki gün balık yiyin” derken et, sebze, hububat sektörünü karalamamak lazım. Vücudun protein dışında enerji için karbonhidrat ve yağa da ihtiyacı var. Ali Tabrizi, ‘Seaspiracy’de konuyu “Balık yemeyin”e getirmiş. “Okyanuslara yeni bir gözle bakmanın, balıkları deniz ürünü değil, doğal yaşamın bir parçası olarak görmenin vakti geldi” gibi aktivist yaklaşımlar hiç gerçekçi değil.
Bir zamanlar bilim insanlarının balıktaki omega 3’e, yumurtaya ilgisiz çamurlar attığı gibi günümüzde de realitelerden uzak yaklaşımlar oluyor maalesef. Halbuki insanlık tarihi ile ilgili birazcık bilgisi olanlar bilir ki avcılık ve toplayıcılık olmasaydı tarıma, üretime geçebilecek, hayatını idame ettirebilecek insan kalmazdı yeryüzünde...

Balıktan vazgeçmeyiz

Ali Tabrizi’nin belgeselinde katıldığım yönler var elbette. Balık çiftliklerinin doğaya verdikleri zarar (tabi ki hepsi için geçerli değil), ağlardaki ölü balıkların denize bırakılması, büyük teknelerin verdiği zararlar... Elbette belli boydaki küçük tekne sahipleri tek işlerinin balıkçılık olduğu düşüncesiyle sürdürülebilir balıkçılığın var olması için hata yapmamaya çalışıyor.
Balıkçıların ağları plastikten daha fazla okyanusu kirletiyormuş! Bana inandırıcı gelmedi.
Balıkları ‘balık hafızası’ deyimiyle aşağılarız ama büyük paralar vererek balık yağı alırız ki hafızamız güçlensin diye...
Biz sağlıklı yaşamımızı sürdürmek için balık yemeye devam edeceğiz sevgili Tabrizi...

SARIMSAK SOSLU MİDYE

Malzemeler:
- 20 adet iç midye
- 3 diş sarımsak
- Yarım demet maydanoz
- 2 adet limon
- Yarım çay kaşığı tuz

Yapılışı: Midyeleri yıkayın, süzün ve bir tava içerisinde kısık ateşte suyunu salana kadar pişirin. Sarımsakları tuz ile iyice ezin. Maydanozların yapraklarını ince bir şekilde kıyın. Sarımsak, maydanoz, limon suyunu karıştırın midyelerin üzerine döküp iki dakika çevirin. Afiyet olsun.

Yazının devamı...

ZEHİRDEN ÇAĞLAYA

Doğadaki mantarlar önemli protein kaynağıdır ancak köygöçüren gibi bazı türleri vardır ki insanın ölümüne neden olur. Yaban bademinde ise öldürücü derecede siyanür vardır.
Acı olup da evcilleşme sonucunda niteliği değişen tohumlar arasında badem çarpıcı bir örnek oluşturur. Yaban bademlerinin çoğunda ‘amigladin’ denen son derecede acı kimyasal bir madde vardır. Bu madde çözünerek siyanür zehrine dönüşür. Biraz yaban bademi atıştırmak, o acı tadın uyarısını boşlayacak kadar akılsız birinin ölümüne yol açabilir. Peki evcilleşme nasıl oldu da bugüne kadar gelip Datça’yı vatanı ilan etti, lezzet bombasına dönüştü ve vücudumuza sayısız yararlar sağladı.
Bazı badem ağaçlarının tek bir geninde kötü tat veren amigladinin sentezlenmesini engelleyen değişim olunca, ilk çiftçilerin meraklı ya da karınları acıkmış çocukları çevresindeki yabani bitkileri dişlerken bu bademlerden tatmış ve acı olmadıklarını fark etmiş olacaklar ki badem evcilleşip bugüne ulaştı. Yoksa bu tür ağaçlar doğada hiçbir döl bırakmadan yok olur çünkü kuşlar tohumlarını keşfedip yerler.

Baharın müjdecisi

Badem, insan sağlığına en yararlı ilk 50 besin arasında ön sıralarda gösterilirken şu günlerde manav tezgahlarında yemyeşil çağla meyvesi baharı müjdeliyor. Tadından ziyade öncelikle soğuk kış günlerinin bittiği ve yaza hazırlanmaya başlangıcın habercisi çağlayı gördüğümde tüyleri içimi ürpertir ama ilk ısırığı attıktan sonra o mayhoş tadı damağımı, müthiş rayihası da beyine en yakın organlardan burnumu kokuya boğar. Bu mayhoş tat onu şeker hastalarına, yüksek lif oranından dolayı glisemik endeksi düşük meyveler kategorisinde olduğunu anımsatır.
Çağlada yüksek oranda bulunan magnezyum, toplar ve atar damarları geliştirerek hem kanın oksijenlenme oranını artırır hem de metabolizmayı hızlandırır. Kalp ve damar hastalıklarına karşı koruyucu özelliğini tıp dünyası her yıl bahar aylarında yineler.

 

Datça ile anılır

Yüzsek dozda C ve E vitamini ile selenyum içeren çağla, bağışıklık sisteminin güçlendirilmesine yardımcı olur. Sevgili dostum Sami Alıcı, koronavirüs günlerini uzun zamandır Datça’da geçiriyor. Geçtiğimiz hafta gönderdiği çağlaları tükettiğime üzülürken manavda görünce yeni tarif denemelerine devam ettim.

Kayısı ve badem çekirdeklerinin olgunlaşmamış hali olan çağlanın şimdi tam zamanı. Bu yıl koronavirüsten kurtulacağımız günlerin de yakın olduğunu müjdeler gibi geldi bana, haydi hayırlısı...
Çağlanın tek negatif yönü ise, sadece 20 gün bizimle olması. Nisan yağmuru gibi kısa sürüyor onunla da birlikteliğimiz.
Çiğ tüketilmesi yaygın olmakla birlikte zeytinyağlısı çok lezzetlidir. Ama bu kez bambaşka bir çağla tarifi paylaşıyorum sizlerle...

 

ÇAĞLA EZMESİ

Malzemeler:
- Yarım kg. badem çağlası
- 3 diş sarımsak
- 1 adet limonun suyu
- Bir avuç ceviz içi
- 1 adet limon kabuğu rendesi
- 1 çay bardağı zeytinyağı
- 1 yemek kaşığı Antep fıstığı
- Yeterince tuz

Yapılışı: Tüm malzemeleri robotta karıştırın. Servis ederken üzerine az zeytinyağı gezdirin. Afiyet olsun.

Yazının devamı...

TURFAN’DA BALIK

Nisan ayı geldi, bahar aylarında çiçek açan ağaçlar, bahçeleri parkları süslüyor. Turfan başlığını görünce mevsiminden önce üretilen bir şey geldi hemen aklınıza ama bu turfan başka...

Çin Halk Cumhuriyeti’nin Uygur bölgesine birkaç yıl önce yaptığım gezide en çok dikkatimi çeken yer Turfan olmuştu. Urumçi’den ciplerle koyulmuştuk Turfan’a doğru. Sağımız solumuz Taklamakan Çölü. Sol tarafımızda ufuğa resmi düşen Tanrı Dağları...
Çok sıcak bir havada Turfan şehrine varıyoruz. Çölün ortasında bir vaha... 600 çeşit üzüm var Turfan’da. Bu yeşillik nasıl olmuş, asmalar nasıl su bulmuş? Karızlar sayesinde... Karız kanalları, Tanrı Dağları’ndan topladığı suyu 60 km. çölün altından geçirerek, Turfan’daki yerleşim bölgesine götürüyor. Tanrı Dağları ile Turfan arasındaki bölge çöl olduğundan, suyun aşırı sıcaktan buharlaşmaması için karız su kanalları yerin yaklaşık 100 metre altında konumlandırılıyor. 40 derece sıcaklık düşünülerek bu yola başvuruluyor. Su kaybı önleniyor. Kanalın derinliği 110 metreden başlıyor. Kanallar çölün altında ağ gibi örülmüş. Yer altı su kanallarının toplam boyu 5 bin km. Bu kanal ağında belli aralıklarla kuyular oluşturulmuş. En son Turfan’da 10 metrenin altında açılmış. Sistem tamamıyla yer çekimi kuvvetiyle çalışıyor. Turfan’a can suyu veriyor.

 

Çöl altında Türk mucizesi

Çinliler bu kanalları ülkelerinde üç harikadan biri olarak gösteriyor. Bu kanallar bundan 2 bin 500 yıl önce, M.Ö. 500’lerde Uygur Türkleri tarafından yapılmış. Yüksek derecede matematik ve mühendislik bilimi gerektiren bu kanalların yapımında binlerce kişi hayatını kaybetmiş. Ama sonunda başarmışlar.
Kanallardaki suyun içinde balık göremedim ama balık fosillerinin bulunduğu hediyelikleri aldım. 5 bin km.’yi bulan 416 farklı çıkış yeri olan karız medeniyeti bence dünyanın ilk yedi harikasından biri... İnanılması zor bu karız kanalları, yazları 50 dereceyi bulan Turfan şehrine hayat katmış.
İnsan eliyle 2 bin 500 yıl önce yapılan bu dünya harikası karızlar neden bu kadar ses getirmez? Mısır piramitlerinden, Peru’daki Machu Picchu’dan ne farkı var? Bence fazlası var.
Manavlarda satılan turfanda sebze-meyve deyimi bu Turfan şehrinden adını almaktadır. Ne zaman manavlarda turfanda erik gibi etiketleri görsem, Pekin’den 4.5 saat uçak yolculuğuyla gittiğim Urumçi’den iki saatlik karayoluyla geçtiğim Turfan’ın üzümleri ve karız kanalları canlanıyor gözümde...

 

AHTAPOTLU KALAMARLI NOODLE

Malzemeler:
- 1 adet haşlanmış ahtapot bacağı
- 1 tüp kalamar
- Yarım paket noodle
- 1 adet havuç
- 1 adet kapya biber
- Yarım adet taze soğan
- 1 adet dolmalık biber
- 1 yemek kaşığı zeytinyağı
- 2 yemek kaşığı soya sosu
- 1 litre su
- Yeterince karabiber ve tuz

Yapılışı: Kaynar suda noodle’ları haşlayın. Tavada zeytinyağını ısıtın, halka halka doğradığınız kalamarları ve ahtapotları ekleyip, üç dakika pişirin. Jülyen doğranmış sebzeleri ilave edin. Haşlanmış noodle, soya sosu, tuz ve karabiberi de tavaya ekleyip, birkaç dakika karıştırın. Afiyet olsun.

Yazının devamı...

BALIĞI SEVDİREN TARİFLER

Bunca çabaya, tanıtıma, insan sağlığına yararlarının anlatılmasına, Tarım Bakanlığı ve Su Ürünleri Genel Müdürlüğü’nün uğraşlarına rağmen Türkiye’de kişi başı balık tüketiminde maalesef artış yerine düşüş var. Yıllık kişi başı tüketim 6 kg. seviyelerinde. Denizi olmayan Avusturya’da bile 26 kg.

Ama yorulmak yok! Türkiye’nin protein açığı balıkla kapanabilir. Sadece pazarlama bütçeleri fazla olan ülkelerin balıklarında omega 3 yok. Bizim yerli balıklarımızda da var yüksek oranda: Alabalık, sardalye ve uskumru gibi...

Balığın faydalarını anlatmamaya artık gerek yok. Çünkü iyi bir oyunun son söze ihtiyacı yok, durum ortada. Balığı en çok tüketen Japonya, Singapur, Kore ve Norveç gibi ülkeler her yönden farklılıklar gösteriyor. Zengin, milli geliri yüksek ve teknolojide ileriler.

Balığı sevdirmek için hem televizyon programlarımda hem de bu köşede alternatif, pratik ve hiç alışılagelmemiş tatlar oluşturan yepyeni tarifler veriyorum. Ama öncesinde defalarca deneyip konuklarıma tattırıyorum. Aşağıda vereceğim tarifler hem balığa mesafeli çocuklarınız için hem de biraz eğilimi olup, ilk adımı atamayan yetişkinler için ideal olacaktır.

PARMAK BALIK

Malzemeler:
- 300 gr. levrek
- 4 yemek kaşığı un
- 2 adet yumurta
- 4 yemek kaşığı mısır gevreği
- 2 su bardağı ayçiçek yağı
- Yeterince karabiber ve tuz

Yapılışı: Fileto levrek balığını parmak şeklinde kesin. Tuz ve karabiberle lezzetlendirin. Sırasıyla un, yumurta ve mısır gevreğine bulayın. Kızgın yağda iki dakika pişirin. Afiyet olsun.

ÇERKEZ BALIĞI

Malzemeler:
- 300 gr. haşlanmış balık eti
- 150 gr. bayat ekmek içi
- 30 gr. ceviz
- 1 litre krema
- 3 diş sarımsak
- Yeterince tuz
Sos için:
- 1 su bardağı ayçiçek yağı
- 30 gr. kırmızı toz biber
- 5 gr. tereyağı

Yapılışı: Büyük bir kabın içinde balık eti, ekmek içi, dövülmüş ceviz, ince doğranmış sarımsak, tuz ve kremayı iyice karıştırın. Sosu yapmak için başka bir kapta ayçiçek yağı, tereyağı ve kırmızı toz biberi iyice çırpın. Servis tabağına Çerkez balığını yerleştirip, üzerine sosu döküp servis edin. Afiyet olsun.

BAGETTE BALIK

Malzemeler:
- 250 gr. lagos balığı filetosu
- 1 adet soğan
- 1 adet yeşil biber
- 1 adet domates
- ¼ demet maydanoz
- 6 dilim baget ekmeği
- Bir tutam rendelenmiş kaşar peyniri
- 1 yemek kaşığı tereyağı
- Yeterince pul biber ve tuz

Yapılışı: Soğanı ve sebzeleri ince ince kıyın. Balığı da çok ince dilimleyip bir kabın içerisinde tuz ve karabiber ekleyip karıştırın. Baget ekmeği dilimlerinin üzerine yerleştirip, kaşar peyniri rendesi serpiştirin. Önceden 160 dereceye ayarlanmış fırında 15 dakika pişirin. Afiyet olsun.

BALIK BEYTİ

Malzemeler:
- 200 gr. balık eti
- 1 adet yufka
- 1 su bardağı panko
- 4 yemek kaşığı rendelenmiş kaşar peyniri
- 3 diş sarımsak
- Yarım demet taze soğan
- Yarım demet maydanoz
- 1 çay kaşığı kimyon
- Yeterince karabiber ve tuz

Yapılışı: Yufka haricinde tüm malzemeleri derin bir kabın içerisinde yoğurun ve köfte haline getirin. Yufkayı açın içine köfte harcını koyup, rulo şeklinde sarıp dilimleyin. Izgarada çevirerek pişirin. İsteğe göre yoğurt ve domates sos ile servis edin. Afiyet olsun.

Yazının devamı...

YOSUNLAR VE KÖK HÜCRELER

John F. Kennedy, “Denizlerle ilgili bilimsel çabalarımızın nedeni merak değil, hayatta kalmamızın denizlere bağlı olduğuna inanmamızdandır” demişti. Yaz aylarında denize gireceğimiz bölgelerde ayağımıza dolandığı için istemediğimiz yosunlar sadece deniz canlıları için değil, bizim de geleceğimizi kurtaracak besin kaynakları olacak. Ot obur balıkların tükettiği, balıkların yumurtalarını gizlediği, yavru balıkların çocukluk zamanlarını içinde geçirdiği yosunların faydaları saymakla bitmiyor...
Uzun yıllardır hep yazarım, söylerim: Bu denli geniş münhasır deniz ekonomik alanına sahip olan ülkemizde Balıkçılık Bakanlığı kurulmasının hem cari hem de protein açığımızı kapatması için elzem olduğunu... İşte geçtiğimiz günlerde ilişkilerimizin düzelmesine neden olan Mısır’ın Akdeniz’de hidrokarbon arama çalışmaları, deniz dibinin müthiş bir hazine olduğunun göstergesi...

Protein kaynağı 

Vücudumuz, sağlıklı bir metabolizma, yeni hücre ve dokuların üretimi, güçlü bir bağışıklık sistemi için yeterli oranda proteine ihtiyaç duyar. Çoğu deniz yosunu türleri, kolay sindirilen faydalı proteinler açısından zengindir. Dünyadaki besin kaynakları tükense bile denizlerdeki yosunlar yüzlerce yıl hayatta kalmamızı sağlayacak. Japon restoranlarının vazgeçilmez yiyeceği yosunlar artık dünyanın pek çok ülkesinde kabul görmekte...

Stemregen mucizesi

Deniz ve göl ile derelerde yaşayan çok çeşitli olmasıyla birlikte yeşil ve mavi örtü şeklinde görülen canlılara alg deniyor. Son zamanlarda yapılan çalışmalar yosunların yaşlanmayı ve hastalıkları tetikleyen serbest radikallerle savaşan doğal antioksidanlar bakımından zengin olduğu, insan vücudu ile ilgili inanılmaz yararlar sağladığı tıp bilim insanları tarafından kanıtlanmış durumda.
Geçtiğimiz yıl ülkemize gelip konferanslar veren Kanadalı kök bilim insanı mucit Christian Drapeau, Kovid’e karşı kök hücre tedavisini sağlayan tabletleri geliştirdi. 30 yıllık bir çalışma sonucu yedi farklı bitki özüyle oluşturduğu takviye edici gıda Stemregen adıyla tanınıyor. Daha önce enjeksiyonlarla verilen kök hücrelerini tabletlerle yenileme yönteminin mucidi Drapeau, sağlıklı bir yaşam adına elzem bir buluş yaptığı için çok mutlu.
Zarar gören hücreleri tabletlerle yenileme yönteminde mavi-yeşil algler başrolde. Bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi, yıpranmış dokuyu, hasarlı hücreleri onarma amacıyla geliştirilen Stemregen, yedi farklı bitki özüyle gerçekten mucizevi bir buluş. Tam bir gençlik iksiri... Sabah dinlenmiş bir vücutla
uyanmaktan, Alzheimer’a kadar pek çok hastalığa şifa olduğu geri dönüşlerini öğrendiğim yosun tabanlı gıda takviyesi, denizlerimizde daha ne mucizeler olabileceğinin belki de başlangıcı. Kennedy’nin sözü hiç aklımdan çıkmıyor...

DENİZ YOSUNLU KARİDES

Malzemeler:
- 300 gr. deniz yosunu
- 4 adet haşlanmış karides
- 1 çay bardağı zeytinyağı
- 1 adet limonun suyu

Yapılışı: Limon suyu ile zeytinyağını iyice karıştırın. Karidesleri bu sosun içerisinde bekletin. Ardından deniz yosununa sarıp servis edin. Afiyet olsun.

Yazının devamı...

© Copyright 2021

Milliyet Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.