Geri Dön

Mavi gezegenin fotoğrafları

"Su Altında Nefes” isimli sergisiyle denizlerin büyülü dünyasının sırlarını keşfetmeye çağıran Ateş Evirgen“Denizleri tanımak, sorunların farkına varmak, onların çözümü için çaba göstermek geleceğimizi kurtarır” diyor

Mavi gezegenin fotoğrafları
GÖKHAN KARAKAŞ İstanbul

Türk su altı fotoğrafçılığının önde gelen isimlerinden Ateş Evirgen 40 yıllık zaman tünelinde çektiği fotoğraflarla doğaseverleri, denizlerin sırlarını keşfe çağırıyor. Evirgen’in Nevmekan Bağlarbaşı Galeri’de açılan “Su Altında Nefes” adlı sergisinde, Antarktika ve Arktika buzullarından Endonezya’nın tropik sularına kadar farklı coğrafyalarda çekilen; korku salan büyük beyaz köpekbalığı, modern denizaltılara ilham veren nautilus, aysbergin buzul dokusu ve müren-köpekbalığı ilişkisine dair fotoğraflar yer alıyor.

İlk su altı fotoğrafını 1980 yılında Zenit marka makineyi plastik kılıf içine sokarak çeken Evirgen, dünya denizlerinde çıktığı yolculuklar sırasında bugüne kadar birbirinden ilginç canlıları görüntüledi. Evirgen bu yolculuğunun sergiye nasıl dönüştüğünü anlatıyor: “Ben denizi ülkelerin siyasi sınırlarına göre bölümlere ayırmıyorum. Gezegenimizde aslında tek bir deniz var ve farkı coğrafi şartlar belirliyor. Dünyanın çok çeşitli bölgelerinde denizin bize sunduğu zenginlikleri bu sergimde izleyicilerle buluşturdum. Ancak Sivas’ın Gökpınar Gölü’nde çektiğim bir fotoğrafla sergide Türkiye’nin de eşsiz güzellikler barındırdığı mesajını vermek istedim.”

Mavi gezegenin fotoğrafları


“Karalara sıkışmış  su üstü canlılarıyız”

Su Altı Fotoğrafçıları ve Filmcileri Derneği’nin (SUFOD) kurucularından olan ve halen derneğin Yönetim Kurulu Başkanı olarak görevini sürdüren Evirgen “40 yıl sonra gelecek kuşağı çok farklı bir deniz yaşamı bekliyor” deyip yıllar içerisinde gözlemlediği değişimlere dikkat çekiyor:

“Kıyılarımız daha beton, denizler daha kirli, balıklarımız daha az ve denize duyulan ilgi ve saygı her gün daha azalıyor. Ayrıca iklim değişikliği ve Kızıldeniz ile Akdeniz’i bağlayan Süveyş Kanalı’ndan tür geçişleri de bozulmayı hızlandırıyor. Akdeniz’in eski kimliğini yitirmesi konusunda sonuçların ne olacağına dair kimsenin bilgisi yok. Şurası bir gerçek ki 40 yıl sonra gelecek kuşağı çok farklı bir deniz yaşamı bekliyor. Bizler su gezegeninde karalara sıkışmış su üstü canlılarıyız. Hep su altı canlılarının o ortamda nasıl yaşadıklarını çözmeye çalıştık, ama asıl sorulması gereken su gezegeninde bizlerin nasıl yaşamımızı sürdürdüğümüzdür. Yaşam sudan geldi. Su altına ilgim içgüdüden geliyor. Hava tüpleriyle su altında ilk nefesi alıp, su altı canlılarıyla kendimi eşit hale getirdiğimde o dünyanın büyüsüne kapıldım. Her dalışın aslında bir keşif olduğunu fark ettim. Su gezegenini, ne kadar dalarsak dalalım, tamamen tanımak ve keşfetmek imkansızdır.”

Mavi gezegenin fotoğrafları

Yerküreyi korumak için bir bütünün parçaları gibi hareket etmek gerektiğini belirten Evirgen, “Herkes üzerine düşeni yapmalı. Koronavirüs pandemisinde alınan ortak kararlar gibi çevre sorunları için de aynı sorumlulukla hareket etmeliyiz. Dalgıçların mavi küreyi korumak için tek başına çabaları sonuç vermez. Su küreye yabancılaşmak insanlığın geleceğinin tehlikeye girmesidir. Denizleri tanımak, sorunların farkına varmak, onların çözümü için çaba göstermek geleceğimizi kurtarır. Bu sergi de su kürenin korunması için çabamın bir sonucu” diyor.

“En unutulmaz dalış Antarktika’da”

Ateş Evirgen, Antarktika’da yaptığı dalışı hiç unutamadığını söylüyor: “Dünyada bir dalgıcın ulaşabileceği hemen her denizde dalış yaptım. Su altı fotoğrafçısı, canlılığın bol olduğu renkli bir deniz yaşamı ister. Mercan resifleri bunun için ideal bölgelerdir. Ama hiç unutamadığım dalış, Antarktika’da yaptığımdır. Su sıcaklığının -1 dereceye kadar düştüğü ortamda canlılarla karşılaşmak bana tarifsiz duygular yaşattı. Başka bir dünyada bulunduğum hissini Antarktika’da yaşadım.”

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber