Geri Dön
EgeDr. Nabat Garakhanova dijitalleşmenin kitabını yazdı

Dr. Nabat Garakhanova dijitalleşmenin kitabını yazdı

Mezo Digital Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Nabat Garakhanova, “#dijitalekalptenbağlı ‘Marka’ kitabımla öğrencilerin, iş insanlarının ve dijitalde ilk defa işini kuracak girişimcilerin, kısacası herkesin dijitalle tanışmasını hedefledim” dedi

Dr. Nabat Garakhanova dijitalleşmenin kitabını yazdı

Mezo Digital Yönetim Kurulu Başkanı ve   Dijital İletişim Uzmanı Dr. Nabat  Garakhanova,  başarı yolculuğunu anlattı.  Kurumlara, büyük şirketlere ve STK’lara destek verdiklerini söyleyen Garakhanova, “Dijitalleşme ihracata katkı sunuyor, kârlılık, farklılaşma ve hız sağlıyor. Kesinlikle her şeyin stratejik ve doğru hareket etmesi gerekiyor” dedi. Yeni girişimcilere önerilerde de bulunan Garakhanova, “Bence ihtiyaçları çok iyi analiz eden ve bu ihtiyaçlara en kolay ve en iyi cevap veren girişimciler kazanabilir. Fikriniz iyi olsa bile doğru hedef kitleye ulaşamıyorsanız, doğru kampanyalar oluşturamıyorsanız yürümesi mümkün değil” diye konuştu.  Konya Ticaret Odası Karatay Üniversitesi’nde Öğretim Görevlisi de olan Garakhanova, üniversitenin yayınevinden çıkan #dijitalekalptenbağlı “Marka” isimli kitabıyla 7’den 77’ye herkesin dijitali doğru kullanmasına yardımcı olacak. Dijitalin haritasını çizdiği kitabı için 15 Mart’tan ay sonuna kadar 10 ilde kitap imza günü yapacak olan Dr. Nabat Garakhanova’yla başarı yolculuğunu anlattık.

Bize biraz Mezo Digital’i kurma kararınızdan bahseder misiniz?

Uzun yıllar boyunca dünyanın önemli sivil toplum kuruluşlarında üst düzey yöneticilik yaptıktan sonra yaklaşık 5 yıl önce Mezo Digital’i kurmaya karar verdim. Medeniyetlerin doğduğu yer  Mezopotamya’dan ilham alarak kurduğum Mezo Digital ile Türkiye’de önemli projelere imza attık.

Mezo Digital hangi alanlarda iş yapar?

Mezo’da kurumların, sivil toplum kuruluşlarının konvansiyonel medyadaki stratejilerinin dijitalde de olması gerektiği inancını taşıyoruz ve bütün stratejilerimizi bunun üzerine kurmuş durumdayız. Mezo Digital ile bizim ağırlıklı çalışmalarımız daha çok kurumlara ve büyük şirketlere oluyor. Çalışmalarımızın tamamı 3 temele dayanıyor; algı, itibar ve topluluk yönetimi. Biz dijital olarak stratejileri kuruyoruz, uyguluyoruz yani en basiti bir fotoğrafta bir kelimenin ne kadar önemli olduğunu anlıyoruz. Dijital çok önemli bir iletişim aracı ama maalesef çöpe çevrildi. Herkes her şeyi yazıyor, herkesi yargılıyor. Dijital ya da sosyal medya olsun, algı ve gerçek makası var ve bu ikisinin arasının belli bir noktada olması, çok açılmaması gerek.  

Aslında bu sizin tek firmanız değil. Mezo çatısı altında farklı girişimleriniz de var. Bunlardan biraz bahseder misiniz?

Şahıs olsun, kurum olsun kesinlikle her şeyin stratejik ve doğru hareket etmesi gerekiyor. Şu anda Mezo Digital, Mezo Akademi ve Mezo Tekno olmak üzere üç ayak üzerinde bir yapılanmamız bulunuyor.  

‘İhracata katkı sağlıyor’

Markalara rakiplerinin arasından sıyrılmak için temel olarak neler önerirsiniz?

Dijitalleşme ihracata katkı sunuyor, kârlılık, farklılaşma ve hız sağlıyor. Örneğin; otomotiv sektöründeki bir firma web sitesi ve sosyal ağ gibi dijital kanallardan sonuç alamayınca kendi aplikasyonlarını oluşturarak, satış öncesi ve sonrası süreçleri takibe almış. Böylece dijital kanallardan gelen satış taleplerinin yüzde 60’ını satışa döndürebilmiş. Özellikle perakende ticaret şirketleri e- ticaret ve mobil ticaret kanallarını birlikte kullanıyor. Karekod gibi ürün tanıma teknolojileri kullanarak ürün hakkında müşterilerine bilgi verirken, onların ürün karşılaştırmalarına da imkan sağlıyorlar. Finansal hizmetler sektöründe de dijital yardım, online sosyal topluluklar yönetimi gibi müşteri hizmetleri uygulamalar yaygın. Ancak her şeyden önce şirketlerin bir an önce kurumsal stratejilerini dijitalleştirmesi şart. Türkiye’deki şirketlerin sadece yüzde 33’ü dijital işlerden sorumlu bir departmana ya da ekibe sahip. Kendi dijital departmanlarını kuramayan firmaların dışarıdan danışmanlık alması gerekiyor. Çünkü geçtiğimiz 10 yıl içinde dijitalleşme, çok sayıda geleneksel şirketin ortadan kalkmasına neden oldu.  Dijitalleşemeyen konvansiyonel şirketlerin en önemli örneklerinden biri ise turizmde Thomas Cook’un iflas etmesiyle yaşanmıştı. Dijitale ayak uyduramayan dünyanın ilk seyahat acentesi iflas etmek durumunda kalmıştı. Tam da bu noktada konvansiyonel şirketlerin müşteri analizlerini doğru ölçerek dijital pazarlama stratejilerini yapılandırmaları gerekiyor.  

Dijitale kalpten bağlı

Kurduğunuz start-up’ları da göz önünde bulundurursak girişimcilik sizin içinizden gelen bir güdü. Pandemi dönemi ve sonrasında girişimcilere yeni dünya düzeninde daha iyi bir yer edinebilmeleri için neler önerirsiniz?

Girişimcilerin yeni dünya düzeninde başarı sağlayabilecekleri en iyi alan dijital platformlar. Şehir yaşamında zamanla yarışırken, birçok insanla görüşüp bir şeyler yapmaktansa, az insanla görüşüp az zamanda çok şey yapmaya çalışıp hayatımızın kolaylaşmasını istiyoruz. Yani bir “tık”la taşınmak, bir “tık”la market alışverişimizi yapmak, bir “tık”la eski eşyalarımızdan kurtulmak istiyoruz. Bence ihtiyaçları çok iyi analiz eden ve bu ihtiyaçlara en kolay ve en iyi cevap veren girişimciler kazanabilir. Fikriniz iyi olsa bile doğru hedef kitleye ulaşamıyorsanız, doğru kampanyalar oluşturamıyorsanız, tanıtımınızı iyi yapamıyorsanız ya da ödeme koşullarında zorluklar yaşatıyorsanız,ki bu örnekler daha çoğaltılabilir, o zaman o fikrin yürümesi mümkün değil.

İş dünyasında en çok neyden keyif alıyorsunuz?

Çalışma hayatıma; 2004 yılında Strasbourg’da Avrupa Konseyi Conference of INGOs başladım. 2006 -2012 yılları arasında İslam Konferansı Genel Müdürlüğü görevini yerine getirdim. Şubat 2015’te Mezo Digital ile Mezo Grup firmalarının ilkini hayata geçirdim. Mayıs 2015 tarihinde Mezo Moda, Mart 2017’de Mezo Akademi, son olarak 2019 Şubat ayında Mezo Tekno hayata geçti. Çalışma hayatım boyunca en çok projeler hazırlamak ve bunları hayata geçirmekten keyif aldım. 

Biraz da kitabınızdan bahsedebilir miyiz?

Yıllardır sektördeki tecrübelerimi, akademik bilgilerimi bir kitaba taşımak istedim. Bu kitabın ana amacı dijitalin gerçekte ne olduğunu anlatabilmekti. Öğretim görevlisi olduğum Konya Ticaret Odası Karatay Üniversitesi’nin Yayınları’ndan çıkan kitabım, Türkiye’de bir ilk özelliğini taşıyor. Şimdiye kadar dijitale bu kadar detaylı anlatan bir eser olmadı. Gayet basit anlatımlı bir dille web sitesi kurulumundan sosyal medya fenomenliğine kadar dijitale dair merak edilen her şeyi anlattım. Konya Ticaret Odası Karatay Üniversitesi, Türkiye’nin ilk dijital üniversitelerinden bir tanesi ve pandemi sürecinde uzaktan eğitimi en iyi yöneten üniversite oldu; dijital çağın dijital üniversitesini de bu kitapla temsil ediyoruz. Kitabımızı insanlara doğru anlatabilmek için 15 Mart’tan 30 Mart’a kadar  Türkiye’nin 10 ilindeki AVM’lerde kitap imza günleri düzenleyeceğiz. Yoğun bir iki haftalık koşturmaca beni bekliyor.

Üniversitenizin Türkiye’nin ilk dijital üniversitelerinden biri olduğundan bahsettiniz. Bu konuyu biraz açar mısınız?

Üniversitemiz, 2017 yılında Uzaktan Eğitim Merkezi’ni kurmuştu. Kovid-19 salgını başlağında ise bu güçlü altyapısını ve tecrübesini kullanarak uzaktan eğitimi ve KaratayHibrit adını verdiği özgün modelini online eğitimde başarıyla kullanan az sayıda üniversiteden biri oldu. Yaklaşık 2 yıldır da Konya Ticaret Odası Karatay Üniversitesi’nde “Dijital Dönüşüm Projesi” uygulanıyor.

 

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler