Geri Dön

Kıbrıs’ta direnişin kısa tarihi

Rum çeteciler 9 Mart 1964’te Baf’ta genel saldırı başlattı. 19 Mart’ta Gaziveren ve diğer yerlerde yaşayan Türklere saldırdılar. Halk, Mukavemet Teşkilatı’nın koruduğu bölgelere çekildi.

Kıbrıs’ta direnişin kısa tarihi
AYDIN HASAN

Binbaşı Nihat İlhan, 20 Mart 1963’te Kıbrıs Türk Kuvvetleri Alayı Baştabipliği ve Cerrahlığına atandı. 1956 yılında evlendiği Mürüvvet Hanım da kendisiyle birlikte Kıbrıs’a gelmişti. 1956’da İhsan Murat, 1959’ta Kutsi ve 1963’te Hakan doğmuştu. 24 Aralık 1963 günü kendisi alayda görevinin başında iken, Kumsal’daki evi Rum çeteciler tarafından basıldı. Dış kapının kilidini kıran çeteciler, evin içine girdi. Mürüvvet Hanım, üç oğlunu yanına alarak evin banyosuna saklandı. Çeteciler, banyo içindeki anne ile üç çocuğu makineli tüfekle delik deşik etti.

Kıbrıs Cumhuriyeti

Kıbrıs’ta yaşanan dehşet verici bu katliamın ardında özetle Enosis planı vardı. Kıbrıs’ın trajedilerle dolu yakın tarihindeki ana gelişmeler tarih içinde şöyle bir seyir izledi: Uluslararası antlaşmalar ile adanın Türk ve Rum halkı arasında ortaklık temeline dayanan Kıbrıs Cumhuriyeti, 1960 yılında kuruldu. Ancak Rum tarafı daha başlangıcından itibaren bu ortaklığı kabullenemedi ve Yunanistan ile birleşmeyi ifade eden Enosis için girişim içinde oldu. Dönemin Kıbrıs Cumhurbaşkanı Makarios, 30 Kasım 1963’te anayasanın tadili için adım attı. 21 Aralık 1963’ten itibaren Akritas Planı uygulamaya konuldu. Bu planın uygulaması tarihe “Kanlı Noel” olarak geçecekti. Bu etnik temizlik planı ile 30 bin Kıbrıs Türkü yaşadığı 103 köyü terk etmek zorunda kaldı.

Kıbrıs’ta direnişin kısa tarihi

Yeşil kalemle ayrıldı

27 Aralık 1963’te üç garantör ülke olan Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’nin askerlerinden oluşan Barışı Koruma Kuvveti oluşturuldu. İngiliz general, 30 Aralık’ta yeşil bir kalemle harita üzerinde çizgi çizerek Lefkoşa’yı ikiye ayırdı. Yeşil hat böyle oluştu. BM Güvenlik Konseyi’nin 4 Mart 1964 tarihli kararı ile adada uluslararası barış gücü konuşlandırıldı. Ancak Yunanistan’ın gizlice yürüttüğü faaliyet ile adada sayısı 20 bini bulan bir Yunan askeri gücü oluştu.

Adada, Türk varlığını ortadan kaldırmaya yönelik saldırılar giderek arttı. Rum çeteciler, 9 Mart 1964’te Baf’ta genel saldırı başlattı. 19 Mart’ta Gaziveren ve diğer yerlerde yaşayan Türklere saldırdılar. Bu saldırıların ardından Türk halkı, Türk Mukavemet Teşkilatı’nın koruduğu bölgelere çekildi.

Çete şiddetinden kaçan halk, çadırlar ile barakalarda toplandı. Bu saldırılar ve iki toplum arasındaki çatışmalar, yıllarca durmayacaktı.

Küçük’ten mesaj

9 Mart 1964’te Kıbrıs Türklerinin o dönemdeki liderlerinden Fazıl Küçük ile Şemsi Kazım’ın imzasını taşıyan şu mesaj Ankara’ya, Başbakan ile Dışişleri Bakanı’na gönderildi:

“Rumlar, dünkü telgrafımızda iktibas ettiğimiz beyanatlardan sonra umumi taarruz halini alan hareketlerini hızlandırmışlardır. Bu sabah Baf’ta dün yapılan ateşkes anlaşmasına rağmen ağır silâh ve yangın bombaları ile umumi hücuma geçmişlerdir. Baf Kasabası her taraftan muhasara edilerek binlerce EOKA silahlıları Türk mahallelerine girmiş durumdadır. Dün tamamen Türk olan Lapityu köyünü saran Eokacılar bütün köyü teslim aldıktan sonra 100’ü aşkın esir almışlardır. Alınan haberlerde bunlardan 5-6’sını öldürdükleri öğrenilmiştir. Vaziyet çok vahimdir. Dün akşam Lefkoşa’nın Türk semtine üç koldan taarruz olmuştur, burada da her an umumi bir taarruz beklenmektedir. İngilizler Makarios’un tasvibini almadan Türkleri müdafaa edemeyeceklerini ve Makarios’a bu hususta yaptıkları müracaata aldıkları cevapta Türklerin silâhlarını İngilizler vasıtasıyla Rumlara teslim etmeden bu müdafaanın yapılamayacağını bildirmişlerdir.

General Gyani de yapacak fazla bir şey olmadığını, Makarios’un başıbozukları kontrol edemediğini, bu vaziyet devam ederse durumun çok vahim olacağını söylemiştir. Birleşmiş Milletler Kuvvetinin Adaya gelmesinin en az 2-3 haftaya bağlı olduğuna göre bu şartlar içerisinde 120 bin Türkün atisi pek karanlık görünmekte ve acil bir çareye başvurulmadığı takdirde bütün kurtulma imkânları kapanmak üzeredir. Üç günden beri 800 nüfuslu Türk köyü Kazafana’ya karşı Rum tedhişçilerin giriştiği imha hareketi, bu akşam havan ve otomatik ağır silâhlarla bütün şiddeti ile devam ettirilmektedir. İngiliz askerleri, dört taraftan sarılı bulunan köye seyirci kalmakta ve masum halkı kurtarma teşebbüslerimiz tesirsiz kalmaktadır. Bu akşam son çare olarak köylüler, tatbiki mahzurlu tahliye talebinde bulunmuşlardır. 800 Türkün hayatı büyük bir tehlike içindedir.”

Kıbrıs’ta direnişin kısa tarihi

Johnson mektubu

Türkiye, Türk halkına yönelik saldırılara karşı askeri harekât hazırlığı içine girmişti. ABD Başkanı Lyndon B. Johnson tarafından dönemin Başbakanı İsmet İnönü’ye 5 Haziran 1964 tarihinde Türkiye’nin Kıbrıs’a müdahalesini önlemek amacıyla bir mektup gönderilmişti. Mektupta, Türkiye’ye yönelik aşağılayıcı ve küçük düşürücü ifadeler yer alıyordu.

1967’de Yunanistan’da askeri cunta yönetime el koydu. Cunta yönetimi, Kıbrıs’ta Boğaziçi ve Geçitkale köylerine saldırı düzenledi. Bu saldırılara çetelerin yanı sıra Yunan askeri birlikleri de katıldı. Türkiye’nin askeri güç kullanma uyarısı üzerine Yunanistan, kuvvetlerini BM gözetimi altında Kıbrıs’tan çekti. Tarih 15 Kasım 1967. Kıbrıs’ın Geçitkale köyünde, insanlık tarihine kara bir leke olarak geçecek bir trajedi yaşandı. O gün, Yunan - Rum askeri kuvvetlerinin komutanı olan General Grivas, Geçitkale ve Boğaziçi köylerinin bulunduğu bölgeye acımasızca saldırdı. Asker giysili çeteler, bir avuç direnişçiyi şehit etmekle yetinmedi; çocuk, kadın demeden cana kıydı. 80 yaşındaki Mehmet Emin de, Geçitkale’de yaşıyordu. Çetelerin saldırdığı gün, eşiyle birlikte evini, vatan bellediği toprağını terk etmedi. Mehmet Emin ve eşine önce kurşun sıkıldı. Sonra da can vermiş bedenleri, gaz dökülerek ateşe verildi.

Kıbrıs’ta direnişin kısa tarihi

Cunta darbe yaptı

1974’e gelindiğinde Kıbrıs’ta Rum yöneticiler arasında görüş ayrılığı vardı. Makarios, Türkiye’nin müdahalesinden çekindiği için sosyo- ekonomik yöntemlerle Türk halkı adadan koparmak istiyordu. EOKA lideri Nikos Sampson ise Enosis’i gerçekleştirmekte aceleciydi. Sampson, 15 Temmuz 1974’te Yunanistan’daki cunta yönetiminin desteğini alarak Makarios’u yaptığı darbeyle devirdi. Kıbrıs Türk halkının yaşam güvencesi kalmamıştı.

Türkiye, önce 1960 garanti antlaşmasına dayanarak İngiltere’ye ortak müdahale önerisinde bulundu. İngiltere’nin cevabı olumsuzdu. Türkiye, bunun üzerine 20 Temmuz 1974’te Kıbrıs’a çıkartma yaparak Barış Harekâtı’nı başlattı. Bu harekât ile Kıbrıs’ın Yunanistan’a ilhakı önlendi. Kıbrıs Türk halkının yaşamı da güvence altına alındı. Kıbrıs’a Türk askerinin çıkması, Yunanistan’daki darbe yönetiminin de sonu oldu. ABD, harekât nedeniyle Türkiye’ye karşı ambargo kararı aldı.

2 Ağustos 1975’te Viyana’da BM gözetiminde Rauf Denktaş ile Glafkos Klerides arasında nüfus mübadelesi antlaşması yapıldı.

Adada iki kesim oluştu

Bu antlaşma sonrasında 120 bin Rum kuzeyden güneye, 65 bin Türk ise güneyden kuzeye geçti. Böylece Kıbrıs’ta nüfus bakımından birbirinden ayrı iki kesim oluştu. İki kesim, 180 kilometre uzanan ve genişliği 7 kilometre civarında bir ara bölge ile birbirinden ayrıldı. Türkiye, Kıbrıs’ta bir kolordu konuşlandırarak, Kıbrıs Türk halkının güvenliğini garanti altına aldı.

Harekâtın ardından 1975 yılında Kıbrıs Türk Federe Devleti kuruldu. 15 Kasım 1983’te ise Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kurulduğu ilan edildi. Kıbrıs sorunuyla ilgili yıllardır süren müzakerelere rağmen Rum yönetiminin arka planında Türk halkı adada kabullenemeyen tutumu nedeniyle bir türlü kalıcı bir çözüm sağlanamadı.

Kıbrıs’ta direnişin kısa tarihi

Çıkarma gemisi yoktu

Türkiye’nin sabrı tükenmişti. 1963’ten itibaren Kıbrıs’ta Türk halkına yönelik başlayan vahşete artık sessiz kalınamazdı.

Dönemin Başbakanı Süleyman Demirel, savaş uçaklarını Kıbrıs’a gönderdi. Adı tarihe geçen pilotlarımızdan Cengiz Topel, bu harekât sırasında şehit düştü. Türk askeri, Kıbrıs’a çıkartılacak, adada yaşayan mazlum Türk halkı vahşi çetelerden korunacaktı. Ancak Demirel, acı bir gerçekle yüzleşmek zorunda kaldı. Türk donanmasının çıkarma gemisi yoktu. İlk işi çıkarma gemisi yapımı için demir ve çelik fabrikaları ile Gölcük Tersanesi’ne emir vermek oldu. Kıbrıs Türk halkının onurunun korunması için 1974 yılına kadar beklemek gerekecekti.

Bülent Ecevit’in başbakanlığı döneminde 1974 yılında 20 Temmuz günü Kıbrıs Barış Harekâtı’nda adaya çıkan askerleri, üretilen bu gemiler taşıyacaktı. Türk askerinin adaya çıkması ile Kıbrıs Türk halkının yaşam hakkı güvence altına alındı.

Uzaya çıkan ilk insan

Kıbrıs’ta direnişin kısa tarihi

Yuri Alekseyeviç Gagarin, o dönemdeki adıyla Sovyetler Birliği’nde Gzhatsk yakınlarındaki Kluşino’da 9 Mart 1934 tarihinde doğdu. Bu kasaba 1968 yılında Gagarin adını alacaktı. Kolektif bir çiftlikte çalışan bir anne babanın çocuğuydu. Matematik öğretmenin etkisiyle çocuk yaşta havacılığa ilgi duydu. Hava Kulübü’nde küçük uçakları kullanmayı öğrendi. Sovyetler ile ABD arasındaki çekişme, uzaya kaymıştı. Gagarin, Sovyet Uzay Programı’na kozmonot olarak seçilmeyi başarabildi. 12 Nisan 1961’de tarihinde Gagarin, uzay gemisi Vostok 1 ile uzaya çıkan ilk insan oldu. Daha yörüngede iken rütbesi yükseltilerek terfi aldı. İlk uzaya giden insan olması nedeniyle dünya çapında bir ün kazandı. Aynı zamanda Sovyet başarısının popüler simgelerinden biri haline geldi. 27 Mart 1968’de MiG-15 model uçağıyla rutin bir deneme sürüşü sırasındaki kazada eğitmeniyle birlikte yaşamını yitirdi.

‘Bütün komutanların istifasını isterdim’

5 Mart 2020 tarihli O Gün BUGÜN sütunlarında “Postmodern darbede bir imza hikâyesi” başlığı altında, dönemin Başbakanı Necmettin Erbakan’ın 28 Şubat 1997’de yapılan Milli Güvenlik Kurulu’nda alınan kararları 5 günlük bir direnişin ardından imzalaması anlatıldı. Yazının çıktığı gün eski Başbakan Tansu Çiller aradı. “Sadece tarihe not düşmek istiyorum” diyen Çiller, MGK toplantısının ardından Erbakan ile bazı müzakerelerde bulunduklarını anlattı. Çiller’in aktardığına göre; o dönemde hükümetin iki ortağı partinin liderleri olan Erbakan ile Çiller arasında özetle şu diyalog geçti:

Çiller: Ben hemen Genelkurmay Başkanı ve bütün kuvvet komutanlarının istifasını isterdim.

Erbakan: Bu tansiyonu daha fazla yükseltir.

Çiller: O zaman istifa edelim.

Erbakan: Parlamentonun bu aritmetiği içinden seçim kararı çıkmaz.

Çiller: MGK, tavsiye kararı alıyor. Biz imzalarız, ama bu kararların icraatı hükümete ait. Kararların uygulanmasına biz karar veririz.

Tarihçi ve yazar Niyazi Birinci vefat ettiYavuz Bahadıroğlu mahlasıyla bilinen tarihçi ve yazar Niyazi Birinci vefat etti.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber

Türkiye’nin haber yaşam platformu Milliyet Dijital yenilendi!

Uygulama ile devam et, gündemi kaçırma!

Şimdi DeğilHemen Keşfet