Geri Dön
Gündem‘Yaz şarkıları 2000’li yılların tedrisatıdır’

‘Yaz şarkıları 2000’li yılların tedrisatıdır’

Yaz gelince piyasaya sürülen, sahillerde, “beach”lerde çalınan şarkılar var... “Yaz şarkıları” kavramı zorlama mı yoksa mevsimle bütünleşen bir konsept mi? Ünlü müzik yazarı Naim Dilmener sorularımızı yanıtladı.

‘Yaz şarkıları 2000’li yılların tedrisatıdır’

Ayşe Özdemir - Sayın Naim Dilmener, Türkiye’de dünden bugüne yaz mevsimlerine damgasını vuran Türkçe şarkılar hangileri?

“Yaz şarkıları”, 2000’li yıllar ve sonrasının epeyce zorlama bir isimlendirmesi ya da kategorisi. Aslında 90’lı yıllarda dolaşıma sokulmaya çalışıldı ama pek fazla peşinden giden olmadı. Ama 2000’li yıllar ve sonrasında, hemen hemen herkes peşine düştü. Sebebi şudur ya da şunlardır diye düşünüyorum. DJ’lerin yükselişi başladı ve bu yükseliş ‘beach’ takıntısıyla birleşince olanlar oldu. Denize girmekten çok, kararmak için güneşlenme ve fırsat bulunduğunda da birbirini kesme mekânlarıydı ‘beach’ dediklerimiz. Hâlen de öyledir… Bunlar yapılırken de mekânda çalınanlara kulak verme, dans etme, hatta şarkılara katılma hali yaşanmaya başlandı… Ve bir de aynı günün akşamı ve gecesinde, bar ve diskolar dolaşıldığında da aynı şeyler yaşanmaya başlandı… Şarkılar, ‘arzuların’ dışavurumu için bir sebep ya da araçtı artık. Belki her zaman öyleydiler ama hiçbir zaman bu çapta ya da miktarda değil. İşte bu telaş ve koşturma sırasında, bazı şarkı ve şarkıcılar daha kolay öne çıkar oldu… Genellikle de hafızaları zorlamayacak ölçüde basit ve kolay sözlü olanları… Daha çok da Serdar Ortaç ve Demet Akalın’ın şarkıları… Hiç kimse ezberlemek için zaman kaybetmek istemiyordu; şarkılar kendiliğinden gelsin ve hafızalara yapışsın isteniyordu, bunu da en iyi Ortaç ve benzerleri yapıyordu. Ortaç’ın, o poşet mi, çöp torbası mı ne, o ve ona benzer her şarkısı yaz mevsimlerinde çok ses getirmiştir. Şarkının o yaz çıkıp çıkmaması da önemli değildi; kışın çıkmışsa bile, yazın da önlere çekildi. 90’larda derli toplu şarkılar yaz şarkılarımız oldu: ‘Hadi Bakalım’ (Sezen Aksu), ‘Alladı Pulladı’ (Seyyal Taner), ‘Yaz Yaz Yaz’ (Ajda Pekkan), ‘Şov Yapma’ (Nilüfer), ‘Abone’ (Yonca Evcimik), ‘Her Gece’ (Mirkelam)… Tarkan ve Aşkın Nur Yengi’nin çoğu şarkısı da bar/bar, kulüp/kulüp, beach/beach gezmekteydi. Ama sonraki yıllar çıta yerlerdeydi. Düşmüştü ve kaldırabilmek mümkün olmadı. Gelsin ‘Nankör’ (Serdar Ortaç), gitsin ‘İntikam’ (Emrah Karadumanlı - Demet Akalın)…

‘Dünya Dönüyor’

60’lı, 70’li ve 80’li yıllarda “yaz şarkıları” yok muydu?

60, 70 ve 80’li yıllarda hiç kimse “Yaz şarkısı yapalım” diye düşünmedi. Çünkü hiç kimsenin aklına böyle ‘cin’ bir fikir gelmemişti. Şarkılar yazılır ve hayatın içine bırakılırdı. Yazın fazladan sevileni çıkardı elbette ama bu tamamıyla tesadüfiydi. Yaz şarkılarının ders kitabı henüz yazılmamıştı. 2000’lerin tedrisatıdır bu. Tesadüfen de demişken: En çok Ajda Pekkan çalardı Florya, Menekşe ve Suadiye plajlarında: ‘Hoşgör Sen’, ‘Seveceğim Gezeceğim’, ‘Bambaşka Biri’ gibi. Tabii ki Nilüfer (‘Başıma Gelenler’ ve ‘Dünya Dönüyor’), Sezen Aksu (‘Kusura Bakma’ ve ‘Kaybolan Yıllar’) , Nükhet Duru (‘Beni Benimle Bırak’ ve ‘Gerisi Vız Gelir Bana’) , Zerrin Özer (daima ‘Gönül’, hep ‘Gönül’) de… Bir parça da Nil Burak (‘Tatlı Tatlı’), Yeliz (‘Bu Ne Dünya’), Seyyal Taner (‘Son Verdim Kalbimin İşine’), Cici Kızlar (‘Delisin’)…

Bir şarkının sevilmesinde piyasaya çıktığı mevsimin önemi var mıdır?

Hayır… Her şarkı dinleyicisini bulmak için verilir piyasaya… Yaz ya da kış, kar ya da güneş hiç fark etmez; ihtiyacı olan, ihtiyaç duyduğu her şarkıyı her şart altında arar ve bulur…

İnsanlar yazın güneşin, denizin, tatilin etkisiyle müzik dinlemeye daha mı açık oluyorlar?

Eskiden belki böyleydi. Ama şimdi kulaklıklar 7/24 kulaklarda… Ne dinlediklerini bilmiyorum ama hep dinliyorlar.

‘Mardin’in kavurucu sıcağında ağlardım’

Sizin en sevdiğiniz yaz şarkıları hangileri, nedenleri neler?

‘O Yaz Gecesi’ (Gönül Turgut): Mardin’in o kavurucu sıcaklarında bu şarkıyı dinleyerek İstanbul’u düşünür, orada olmak ister ve ağlar zırlardım.
‘Moda Yolunda’ (Ajda Pekkan): Aynı sebeple. Mardin yerine, İstanbul’un Moda’sında olma düşleri kurardım. ‘Get Out Of The Kitchen’ (Peter Gordeno): Tom Jones kadar iyi bir sesken, neden dünya çapında ünlenmediğini düşünür de düşünür ve dinlerdim. ‘Apple Pie’ (Linda Keel): Hem melodisi çok güzeldi hem de ritmi…

Kolayca saydım ama bunları dinlemek öyle kolay değildi. Ya plağını alacaktınız ya da radyoların çalmasını bekleyecektiniz. Şimdi herkes, her istediği şarkıyı anında dinliyor ama hep böyleydi sanmayın. Şarkılara -dinlemek için bile olsa- kolay ulaşılamazdı. Hatta ne kolayı, çok zordu.