Geri Dön

‘Çocukluğumdan beri insanı ve davranışını düşünüyorum’

Pozitif psikolojinin Indiana Jones’u olarak tanınan Robert Biswas-Diener, “Hep olumsuza yönelmeye alıştık, korunmak için. Ama insanların ve kurumların yapması gereken tek şey varsa, o da güçlü yönlerini bulmak olmalı” diyor

‘Çocukluğumdan beri insanı ve davranışını düşünüyorum’

Robert Biswas-Diener, pozitif psikolojinin ve koçluğun ünlü isimlerinden biri. Geçtiğimiz hafta, DBE-Davranış Bilimleri Enstitüsü’nün konuğu olarak, enstitünün 25. kuruluş yıldönümü kutlamaları kapsamında İstanbul’da uygulamalı bir atölye çalışması gerçekleştirdi. Biswas-Diener, bireylerin ‘güçlü yönleri’ne odaklanmanın yaşam kalitesine ve performansa etkisini, kendine has üslubu ve renkli örnekleriyle anlattı. İzleyenlerin zihinlerinde yeni pencereler açtı, birçok katılımcının bakış açısını değiştirdi.

Neden psikolojinin Indiana Jones’u diyorlar size?

Çocukluktan beri farklı kültürlere, deneyimlere ilgi duyuyorum. İlkokulun ilk yıllarında ailemle yaz tatilimizi Amazon’da Yagua kabilesiyle geçirdik. Babam incelemeler yaparken ben de kabiledeki çocuklarla, kamış silahlarıyla oynuyordum. Yıllar içinde çalışmalarımı çeşitli coğrafyalarda gerçekleştirdim. Hindistan’dan Grönland’a, Kenya’dan Tayvan’a, Nikaragua’ya elliden fazla ülkede bulundum.

Herhalde sadece buralara gittiğiniz için verilmedi bu takma isim?

Hayır, biraz da maceraperest olduğum doğru... Bazen tehlikeli işlere kalkıştığım, olmayacak sahalarda araştırma yapmaya çalıştığım için... Farklı kültürlerden insanları neyin mutlu ettiğini ve onların güçlü yönlerini öğrenmek için örneğin, Kenya’da Masai kabilesiyle, Grönland’da avcılarla, Kalküta’da hayat kadınlarıyla, Amerika’da Amishlerle birebir görüşmelerle anketleri topladım.

Kim size Indiana Jones dedi?

Chris Peterson. Michigan Üniversitesi’ndendir, pozitif psikolojinin çok önemli isimlerinden.

AİLESİNDEKİ HERKES PSİKOLOG

Klinik psikologsunuz. Rehber veya yazar olsaydınız da gezebilirdiniz. Bu alanda çalışmayı nasıl seçtiniz?

Çocukluğumdan beri insan ve davranışı üzerine düşünüyorum. Annem, babam, ikiz ablalarım da psikolog. İlkokulda yaptığım ilk bilimsel proje bile bu konularla ilgiliydi. Hava durumunun, insanların duygu durumlarını nasıl etkilediğini araştırmıştım. Benim tutkum bu!

Babanız ‘mutluluk’ üzerine en büyük isim... Son kitabınızı onunla birlikte yazdınız. Zor oldu mu?

Babam Ed Diener’in takma ismi, ‘Mutluluk Araştırmalarının Jedi Ustası’ zaten. Yıldız Savaşları’ndaki gibi yani. Mutluluk Arayışı kitabının yazarı David Myers takmıştı bu ismi ona. Evet, son kitabımızı birlikte yazdık. ‘Mutluluk: Psikolojik Zenginliğimizin Sırları’ Amerika’da bu ay çıktı. Babamın laboratuvar çalışmalarını sahaya taşıdım, ikimiz de güçlü yönlerimizi kullandık. Onun bilgisini, benim yazma becerilerimi, saha deneyimimi birleştirdik.

Her zaman mutlu olabilmek mümkün müdür?

Hayır. Ama zaten mutluluk ulaşılması gereken sabit bir yer de değildir, bir sonuçla elde edilmez. Süreç bizi mutlu eder. Yani Everest’e tırmanma hayaliniz varsa, bunu gerçekleştirirken mutlusunuzdur zaten; sadece zirveye ulaştığınızda değil. Ayrıca üzülmek, sıkkın olmak da doğaldır. Önemli olan her şeyi kıvamında tutabilmek. Mona Lisa’nın ifadesini, beden dilini detaylıca inceleyen ve her ipucunu bilgisayar yardımıyla ölçen bazı araştırmacılar, yüzde 83 oranında olumluluk ve yüzde 17 oranında da olumsuzluk bulmuş. Belki de bu oran bize rehber olabilir.

Hep ‘güçlü yönlere odaklanmak’tan bahsediyorsunuz; koçluk yaparken bunu vurguluyorsunuz.

Evet. Bu çok önemli. İnsanları ve organizasyonları daha iyi yapmak için odaklanılacak tek konu varsa o da ‘güçlü yönleri öne çıkartmak’tır. Güçlü yönleri bilmek adaptasyonu kolaylaştırır, işten ve yaşamdan alınan zevki artırır, başarıya kesinlikle etkisi olur, depresyonu engeller.

‘Çocukluğumdan beri insanı ve davranışını düşünüyorum’
Bu kadar önemli ve yararlı olmasına rağmen neden olumsuz yönlerimiz daha öne çıkıyor? Neden hep “Bunu geliştirmeliyim, şu konuda kötüyüm” diyoruz?

Bir defa evrimsel sonuç bu. İki mağara adamının uzaktaki aynı obje hakkında fikir yürüttüğünü düşünün. Biri “Bu bir kaya” diyor, yanına gidiyor. Öbürü “Hayır, bir ayı” diyor. Gerçekte o obje bir ayıysa, kötümser tahmini yapan kazanıyor, hayatta kalıyor. Diğeriyse ölüyor. Şaka bir tarafa, in-sanoğlu kötüyü beklemenin kendisini koruduğuna inanmaya alıştı. Negatif kelimeler çoğunluğu elde etti.

Kendimizi ya da başka bir insanı tanımlarken kullandığımız sıfatları bir düşünün. Hepimizin ‘olumlu sıfat haznesi’ daha kısıtlı. Zaten, çevreden de iyi geribildirimler daha az gelir.
Ayrıca sorunlar, stres yaratır, daha çok dikkat çeker. Tüm bu nedenlerle, bizler odağımıza negatif duyguları, negatif deneyimleri, eksiklikleri almaya alışmışız.

Eksiklikleri yok saymak kendimizi kandırmak olmaz mı?

Yok saymıyoruz ki. Sadece fazla önemsemeyin, diyorum. 10’luk sistemde kendinizi değerlendiriyor olduğunuzu düşünün, zayıf yönlerinizi 4-5 puana çıkartacak kadar geliştirin, fazlası için yıpranmayın. Zayıf olduğunuz yerlerde bulunmayı seçmeyerek, bu eksikliğinizi önemsizleştirin.

Yetkinlikler ile güçlü yönler aynı mıdır?

Kime sorduğunuza göre cevap değişir. Yetkinliklerin tanımı içinde beceriler de var; bilgisayar kullanabilmek gibi, herkesin öğreneceği şeyler yani. Ama güçlü yönlerimize ‘doğal olarak’ sahibizdir. Onları kazanmak için uğraşmayız, keşfederiz.

Koçluk, danışmanlık yaparken kişide nelere odaklanıyorsunuz?

Koçluk yapılırken, geleneksel olarak genellikle sorunlara, stres faktörlerine odaklanılır öncelikle. Ben, pozitif koçluk yaparken kişinin kapasitesini değerlendirmesini istiyorum. Güçlü yönlerini, kaynaklarını bulmasına yardımcı oluyorum. İyilik halini birlikte değerlendiriyoruz; amaçlarını, gelişme imkânlarını, uzmanlıklarını da. Ayrıca gelecekle ilgili beklentilerini, umutlu olup olmadığını... Nelerin yaşamında iyi gittiğini, ona destek olduğunu konuşuyoruz. Ayrıca kendisini ve çevresini nasıl değerlendirdiğini anlamaya çalışıyorum.

Umutsuzlukla nasıl baş edebiliriz?

Bazen yaratıcı düşünemediğimiz için umutsuzluğa düşeriz. Engelleri nasıl aşacağımızı bilemeyebiliriz. Bu durumda olan danışanlarımda, yaratıcı düşünme tekniklerini geliştirmeye çalışıyorum. Bazen de engel olarak gördüğümüz ya da hedeflerimiz baştan yanlıştır. Hedef mantıksızsa tabii ki, yapamayız. Bu durumda da hedefleri gözden geçirmek gerekir.

Psikolojinin Indiana Jones’u

Uygulamalı Pozitif Psikoloji Merkezi’nde, tüm çalışanların güçlü yönlerini birbirlerine hatırlatmak üzere herkesin karikatürlerini yaptırmış, duvarlara asmışlar. Bu karikatürdeki Biswas-Diener’in olumlu özellikleri; bitmek bilmeyen enerjisi, maceracı ve cesur olması (Indiana Jones kostümü bunun için), spotların altında olmaktan çekinmemesi, yazma konusunda üretkenliği ve sürekli alternatif fikirlerle ekibin karşısına çıkması.

Masailer içinde bir cesur!

‘Çocukluğumdan beri insanı ve davranışını düşünüyorum’
“Beş sene önce araştırmam için Masailerle birebir görüşmeler yapmak üzere Kenya’ya gittim. Onların bana güvenmesi, onlar tarafından kabul görmem gerekiyordu, görüşmelerimi tamamlayabilmem için. Beyaz adamı içlerine almıyorlardı. Üç gün kimseyle kontak kuramadım, düşündüm:
Masai kültüründe, ‘cesur olmak’ önemli bir değer, benim de en güçlü yönlerimden biri bu. Hemen tercümanımdan yardım istedim; Masailere cesur olduğumu kanıtlayacaktım. Onların geleneklerinden biri vücutlarını kızgın demirle dağlatmaktı. “Bana yapın” dedim. Hiç kıpırdamadan, ses çıkartmadan kızgın demirin göğsüme saplanmasına dayandım. Çok çok acıdı gerçekten. Tam “Atlattım” diye düşünürken, tercümanım, “Harikasın Robert. İlkine iyi dayandın. Şimdi sekiz tane daha kaldı” dedi.
Göğsümde, üç yeri üçer kez dağladılar. Dayandım. Testi geçtim, herkesle görüşebildim. Bir bilimadamı için çok önemli bir sonuca ulaştım; anketime yüzde 100 geri dönüş oldu!”

KİMDİR?

Klinik Psikolog Robert Biswas-Diener, kurumlara ve bireylere koçluk hizmeti veriyor. International Society for Quality of Life Studies tarafından 2003’te en iyi sosyal gösterge araştırması ödülüne layık görüldü. Portland State Üniversitesi’nde öğretim görevlisi olarak çalışan Biswas-Diener, yakında DBE’yle ortak projeler yapacak Uygulamalı Pozitif Psikoloji Merkezi’nin eğitim direktörü aynı zamanda. Yayımlanmış yirmiden fazla araştırması ve iki kitabı var.

NOTLAR

  • Çizgi roman koleksiyonu yapıyor.
  •  En sevdiği yer Hindistan
  •  En sevdiği film: Onlarca kez seyrettiği Kutsal Hazine Avcıları.
  • Kolunda kocaman bir dövme var: Harmonik ortalamanın formülü.  Farklılıkların kapanmasını, uzakların birbirine yaklaşmasını istiyor.
Corona virüse yakalanan Esra Balamir'den haber varEsra Balamir, geçtiğimiz günlerde test yaptırmış ve covid-19 olduğunu açıklamıştı. Evinde tedaviye alınan Esra Balamir, takipçilerine 'iyiyim' mesajı verdi.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber