Geri Dön
Kültür Sanat"Beni bugünkü İzzet yapan şey bu 22 yıllık süreçte yaşadıklarımdı"

"Beni bugünkü İzzet yapan şey bu 22 yıllık süreçte yaşadıklarımdı"

Türk dizilerini dünyanın farklı ülkeleriyle buluşturan İzzet Pinto bu kez kitabıyla gündemde. Destek Yayınları etiketiyle çıkan "Babam İçin" isimli kitap İzzet Pinto'nun 22 yıllık anılarının bir bütünü olma özelliği de taşıyor. Stella M. Trevez ile birlikte kalem aldıkları kitabıyla İzzet Pinto okuru biyografik bir yolculuğa çıkarıyor. Biz de bu yolculuğun ayrıntılarını öğrenmek üzere İzzet Pinto'ya sorularımızı yönelttik.

"Beni bugünkü İzzet yapan şey bu 22 yıllık süreçte yaşadıklarımdı"

Tüm dünyanın zor günler yaşadığı şu süreçte nasılsınız diye sorarak başlamak istiyorum aslında. Pandemi günleriniz nasıl geçiyor? Size neler kattı, neler eksiltti?

Çok teşekkür ederim iyiyim. Geçirdiğimiz zorlu günlere rağmen sağlıklıyız diye şükrediyorum. Pandeminin ilk döneminde bizi nelerin beklediğine dair bilinmezlik hissi çok endişe vericiydi. Tüm dünyada eş zamanlı çok acı ve kaygı dolu günler yaşandı. Karantina günleri bence çoğu insana içsel bir yolculuk için uzun bir zaman tanıdı. İş yaşamımda ekibimle birlikte uzaktan çalışma düzenine uyum sağlamaya çalıştık, bu süreçte de çok heyecan verici ve başarılı işlere imza attık. Beni tanıyanlar bilir; heyecanım en büyük motivasyon kaynağım. Kitabım da bu dönem çıktı ve beni inanılmaz heyecanlandıran bir serüven başlamış oldu. Pandeminin en büyük etkilerinden biri de insanlarda oluşan yalnızlık hissiydi sanıyorum. Ben kitabımı ve hayat hikayemi binlerce insanla paylaşarak bu hissiyatı hiç yaşamadım diyebilirim. Hiç tanımadığım insanlardan dahi olağanüstü güzel mesajlar ve yorumlar alıyorum.

 

22 yıllık bir hayal olarak tanımladığınız kitabınız "Babam İçin" kuzeniniz Stella ile birlikte okurla buluşturduğunuz bir kitap. 22 sene öncesinde bu hayalin ortaya çıkışına gidip hikâyenin nasıl başladığını sormak isterim

22 yaşımda Bangkok’ta yaşarken, o güne kadarki hayatımın en zor gününde dükkanda ayakkabı satarken ‘Bu yaşadıklarım bir gün kitabımda yer alacak” demiştim. Yaşadığım zorlukları aşıp bunu herkesle paylaşmayı ilk kez orada dilemiştim içimden. Aradan yıllar geçti ve Destek Yayınları’nın sahibi sevgili Yelda Cumalıoğlu, TEDx konuşmamı dinleyip, bana ‘Hikayen mutlaka kitap olmalı’ dedi. O güne kadar aklımın bir köşesinde özellikle gençleri motive edecek bir girişimcilik kitabı yazmak varken, Yelda Cumalıoğlu kitabımın bir baba-oğul hikayesi olabileceğini söyleyince bu beni çok heyecanlandırdı. İyi ki bu fikir ortaya çıkmış ve desteklenmiş diyorum, çok gururlandığım bir eser çıktı ortaya.

 

İşin içinde gerçeklik olduğu için bunların hatırlanma süreci de var. Bu noktada size yardımcı olan geçmişte aldığınız notlar vs var mıydı? Bu süreç nasıl ilerledi?

Uzun zamandır aklımda kitap yazma fikri olduğu için aldığım notlar vardı elbette. Pek çok ses kaydı da almıştım. Kitabın hazırlık sürecinde bu notlardan da faydalanarak çalıştık. Hatta bazı önemli anlara ait fotoğrafları da ekleyerek okurların o hikayeleri gözlerinde daha rahat canlandırmasını sağlamaya çalıştık.

 

Henüz kitabı eline almış okurlar adına soruyorum; okuduğumuz satırlar bugünkü İzzet Pinto'nun bakış açısıyla mı kaleme alındı yoksa bu geçen 22 yıllık zaman içerisinde olaylar kadar hisler de hatırlandı mı?

Okuduğunuz satırlara, olayların yaşandığı döneme ait olan hislerimi yansıtmaya çalıştık. Bir anıya dair sözleri, cümleleri tam olarak hatırlamayabilirsiniz ama ne hissettiğinizi unutamazsınız bence. Bazı anılar çok net ve güçlü bir şekilde belleğinizde yer edinir, bunun en büyük sebebi de tabii ki psikolojiniz ve hayatınız üzerindeki etkisi oluyor. Beni bugünkü İzzet yapan şey bu 22 yıllık süreçte yaşadıklarımdı. Kitabımda da bunu açıkça belirtiyorum. Çok fazla başarısızlığa uğradım, belki hata yaptım ama hiç vazgeçmedim. Sevgili Stella Trevez ile hikayelerimi kitap haline getirirken ikimiz de çok duygulandık çok da eğlendik. Ben ayrıca her bir hikâyeyi adeta yeniden yaşadım diyebilirim.

 

Bizim bildiğimiz, daha doğrusu okuduğumuz baba-oğul ilişkileri genelde sorunlu olur. Dostoyevski'den bu yana böyle sürüp geldi. Ancak sizin baba-oğul hikâyeniz bunun çok dışında. Okurken "gerçek bir rol model var karşımızda" diye düşündüm. Babanızın sizdeki karşılığı tam olarak nedir?

Aynen dediğiniz gibi aslında babam benim rol modelimdi. Kitabın en başında dediğim gibi, herkesin babası kendisi için en özel, benim babam da benim için öyle. Bu hayattaki en büyük yol göstericim oldu hep. Ona olan minnet ve şükran duygumu kelimelere dökmem çok zor. Elbette her baba çok değerli. Babamla ilişkimin bazı dönemlerde sıkıntılı geçtiğini söyleyebilirim. Çoğu zaman belki hayal kırıklığına uğrattım onu ama başarmak için en büyük motivasyon kaynağım da hep kendisi oldu. Bir antrenör gibi hayatta olduğu sürece hep yanımdaydı. Babam ile bağımın hiç kopmadığını gösteren bir beyaz kelebek hikayem var kitapta çok ilginç ve gizemli, herkesin ilgisini çekeceğine eminim. En çok babama teşekkür etmek için bu kitabı yazdım ve bu kitap sayesinde binlerce insanın İsak Pinto’yu tanıması beni çok gururlandırıyor.

 

Aslında kitaba dair ayrıntılara çok girmek istemiyorum, henüz okumamış okurları kitaptan itmeme adına. Ancak henüz lise öğrencisiyken bir Amerika maceranız ve babanızın buradaki yüreklendirici tavrı dikkatimi çekti. Hayatın sonraki aşamalarında da bu yüreklendirmeyi hissetmiş olduğunuzu düşünüyorum. Kişisel kariyerinizde bu psikolojik durumun ne gibi artıları oldu size?

Babamın bana olan desteğini hissetmek çok önemliydi, bu aynı zamanda çok da büyük bir sorumluluk yüklüyordu ve başarma isteğim sürekli artıyordu.

Babam maalesef ilerleyen yaşında bir hastalığa yakalandı ve benim için zaman daralıyordu, zamanla yarışmak ayrıca bir stres yaratıyordu. Okuyucular bu kitapta babamın başarımı görüp göremediğini bulacaklar. Etrafımızdaki birçok kişi babamın yetiştirme tarzına karşı çıktılar, biz farklı bir yoldan gittik ve bu yolun her zaman doğru olduğunu düşündük. Bunu da ispatlamak benim için çok önemli bir hal almıştı.

 

Son soru, siz bir baba olarak; biraz dışardan bir göz olarak bakmaya çalıştığınızda kendinizi nasıl buluyorsunuz?

Baba olduktan sonra da beni yetiştirdiği gibi oğlumu yetiştirmek, oğluma babamın yaptığı gibi her zaman onun yanında olacağımı bileceği bir yol arkadaşı olmaya çalışıyorum. İyi, adil, dürüst ve başarılı olması için öğütler veriyorum. Hayatta da onun için en çok istediğim şey mutlu olması ve çok severek yapacağı işi keşfedip yolunda keyifle ilerlemesi. Çocuklarımızın sahibi değiliz onlara yol arkadaşlığı yapmakla yükümlüyüz ve tabii ki onlara karşı sorumluluklarımız var. İyi bir eğitim almasını çok isterim. Doğruyu ve yanlışı görmesi açısından yönlendirmelerim de olacaktır elbette ama en büyük desteğim, her kararında her zaman onun yanında durmak olacak.

Babam bana iyi bir soyadı devretti. Benim de en büyük hayalim bu soyadını oğluma devretmek ve bu soy ağacının temiz bir şekilde ilerlemesini sağlamak. Çocuklara sadece para bırakmaktansa onları dayanıklı ve özgür bireyler olarak yetiştirmek cok daha önemli.

bu haberleri kaçırma

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler