Geri Dön
Kültür SanatGündelik yaşamın 9 bin yıllık geçmişi

Gündelik yaşamın 9 bin yıllık geçmişi

Rezan Has Müzesi, “Gündelik Yaşamın Arkeolojisi” adlı sergiyle ziyaretçilerini gündelik yaşamın 9 bin yıllık geçmişine bir yolculuğa götürüyor. Zeynep Çulha, “Sergi, gündelik hayatımızı şekillendiren nesneler aracılığıyla tarih boyunca gelişen ve değişen Anadolu kültüründen izler barındırıyor” dedi

Gündelik yaşamın 9 bin yıllık geçmişi

Ekim ayının son haftasında Rezan Has Müzesi’nde açılan ve Rezan Has Müzesi Direktörü Ahu Has’ın düzenlemesini yaptığı “Gündelik Yaşamın Arkeolojisi” sergisi ziyaretçileri 9 bin yıl öncesine götürüyor. Ziyaretçileri gündelik yaşamın M.Ö. 6.500 ile M.S. 1.300 yıllarını kapsayan bir zaman yolculuğuna çıkarıyor. İzleyiciler, aralarında yemek pişirilen ve yeme içme kaplarının; mezarlara armağan olarak bırakılan eşyaların ve tanrılara sunulan adakların da yer aldığı 400 obje aracılığıyla Anadolu uygarlıklarının gündelik yaşamını geniş bir yelpazede inceleme imkanı buluyor.

Sergiyi birlikte gezdiğimiz Rezan Has Müzesi Koordinatörü Zeynep Çulha, “Sergimiz Rezan Has Müzesi’nin 3 bin parçalık arkeolojik eser koleksiyonun içinden bir seçkiyle hazırlandı. Aslında bu sergi, bundan bir önceki ‘Toprağın Mirası’ adlı sergimizin de devamı nitelğinde. Ayrıca pandemi sebebiyle açamadığımız ‘Kayıp Dillerin Fısıldadıkları’ sergisine göz kırparak o sergiyi de buna dahil etmek istedik. O sergide yer alan eserleri de burada görebileceksiniz” dedi. Sergi alanına girdiğimizde bizleri ilk olarak bir adak karşılıyor. Çulha’ya göre serginin girişine adak koymalarının sebebi sağlık ve iyi niyeti temsil etmesi. Sergi, Neolitik dönemden Selçuklu’ya kadar kronolojik bir şekilde ilerliyor. Neolotik dönemle birlikte insanlar, yerleşik hayat geçerek tarımla uğraşmaya başladı. Bununla beraber inanç ve din de insan hayatına girdi. Çulha, “Neolotik dönemde kesici aletler, sapanlar, taşlar, küçük kaseler, kapaklar ve yemek yediğimiz kaseler en temel malzemeler. Burada mutfak kültürünü görebiliyoruz. Sergiyi ana tanrıça figürleriyle başlattık. Bu iki önemli eser de mermer ve pişmiş topraktan yapılmış. Ayrıca ikisi de bereket ve bolluğu simgeliyor” diye konuştu.

Tunç Çağı’ndan objeler

Yazının Anadolu’ya girdiği Tunç Çağı’ndan objelerin yer aldığı bölümde ise Babilce yazılmış tabletler, tapınak modelleri, takılar, kemerler ve çömlekçi çarkını yer alıyor. Çulha, bu tabletlerden o dönemle ilgili çok önemli bilgiler ediniliğinin altını çizerek şöyle devam etti:

“Burada istatistik çizelgesi ve tarım işçileriyle ilgili tabletler var. Bu tabletler sadece tarımla ilgili değil, öğrencilerin derste yaptıkları sınavlardan evlililk sözleşmesine kadar pek çok konuda yazıya dökülmüş şeyler var.”

Serginin Antik Yunan bölümüne gelindiğinde ise mitolojik figürerin yer aldığı seramikler, Athena heykeli, bir tiyatro maskesi, kalıplı kandilller ve bir savaş sırasında darbe almış miğferle karşılaşıyoruz. Bizans döneminde ise nazara ve sağlığı korumaya yönelik tıslımlar ve muskalar görülebiliyor. Serginin son bölümünde ise Selçuklu dönemine ait tepsiler, parfüm şişeleri, kemer tokalar, matalar ve kandiller dikkati çekiyor.

Dil ve yazının gizemli yolculuğu

“Gündelik Yaşamın Arkeolojisi”, 31 Mayıs 2021 tarihine kadar ziyaret edilebilecek. Ayrıca bu sergiyle bağlantılı olan ve pandemi sebebiyle izleyiciyle buluşamayan “Kayıp Dillerin Fısıldadıkları” sergisini de görmek isteyen sanatseverler, Rezan Has Müzesi’nin internet sitesinden online olarak sergi turunu gerçekleştirebilirler. Sergi, insanlığın dünden bugüne geçtiği aşamaların turnusol kâğıdı, dil ve yazının gizemli yolculuğunu anlatıyor.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler