Geri Dön
Kültür SanatSinema olmasaydı mizah eksik kalırdı

Sinema olmasaydı mizah eksik kalırdı

2021’i 2022’ye bağlayan gecenin eğlencesi Cem Yılmaz, Yılmaz Erdoğan, Ata Demirer ve Doğu Demirkol’un gösterileriydi. Esprilerinin merkezinde komedyenlerin yaşadığı sinema deneyimi vardı. Ve Nuri Bilge Ceylan ile Russell Crowe’un olduğu anılar...

Sinema olmasaydı mizah eksik kalırdı

Müjde Işıl - Devir değişti, tabii yılbaşı eğlencelerimiz de… Bir zamanların televizyonda dansöz çıkacak mı, Zeki Müren hangi şarkı ve temenniyle yeni yıla “merhaba” diyecek gibi “ciddi” soruları gündemimizden çıkalı çok oldu. Ekran ile bağımız ise eskisi kadar kuvvetli sayılabilir. Özellikle eve daha çok kapandığımız pandemi sürecinde televizyon kanallarının ve dijital platformların etkinliği epeyce arttı. 2021’den 2022’ye geçtiğimiz gecenin eğlencesi ise komedyenlerimizin yakın dönemdeki stand up’larının dijital platformlardaki gösterimleri oldu. Cem Yılmaz “Diamond Elite Platinum Plus” ile Netflix’te, Yılmaz Erdoğan “Münaşaka” ile BluTv’de, Ata Demirer “Ata Demirer Gazinosu” ile hem Fox Tv’de hem BluTv’de ve Doğu Demirkol da yılbaşı özel gösterisiyle Gain’de karşımıza çıktı.

En gencinden en deneyimlisine, komedyenlerimizin mizahlarındaki ortak noktalar dikkat çekiciydi. Mesela Tarkan. Megastarın yıllar önce çektiği o kliplerin, yaptığı dansların hâlâ mizaha kaynak olması ve seyirciden bol kahkahalı dönüş alabilmesi inanılmaz. Cem Yılmaz ve Ata Demirer’in sıklıkla kullandığı Tarkan esprilerinin modası uzun süre geçmeyecek belli ki. Demirer hariç diğer komedyenlerin tek koltuklu ve sehpalı dekorları da (Cem Yılmaz ek olarak asa ve sanat eseri de kullanmış) benzeşiyor birbirleriyle, siyah renkli kıyafetleri de... Doğu Demirkol’un siyaset göndermeli esprileri ve Ata Demirer'in gazino teması ise dördünün arasındaki bariz farklılık olarak dikkat çekti.

Rekortmen Kalyon

Dördünü buluşturan bir tema özellikle dikkat çekici; sinema. Ata Demirer’in filmlerinde Yeşilçam’ı baz alarak modernleştirdiği malumumuz. Müzikal yeteneğini sergilediği gazino gösterisinde de hem eski gazino günlerinin hem de Yeşilçam’ın şarkılı, gazinolu filmlerinin izini bulmak mümkün oldu. Yılmaz Erdoğan ve Demirkol ise esprilerinin en can alıcı noktalarını sinema deneyimlerine ayırdı. O kadar ki, eğer o filmler çekilmeseydi onların da stand up malzemeleri eksik olurmuş, o şovların en güzel esprilerinin yeri boş kalırmış hissiyatı hâkim oldu seyircide.

Cem Yılmaz’ın gösterisinde Russell Crowe’un yönettiği “The Water Diviner” ve Yavuz Turgul imzalı “Av Mevsimi”nden bahsederek "Hem Russell Crowe ile hem Şener Şen ile filmi olan dünyada tek kişiyim” demesi; Keanu Reeves ve Al Pacino üzerinden verdiği örnek, sinemaseverleri hayli güldürdü. Tabii sonraki günlerde hem Russell Crowe hem de Şener Şen ile filmi olan tek kişinin kendisi olmadığı, Salih Kalyon’un da “The Water Diviner”da Russell Crowe, “Çıplak Vatandaş”ta Şener Şen ile birlikte rol aldığı konuşuldu. Aslında Kalyon, Yılmaz’ın bahsettiğinden daha ilginç bir rekorun sahibi. Çünkü hem Cem Yılmaz hem Yılmaz Erdoğan hem de Ata Demirer ile birlikte aynı filmlerde oynadığı efsanevi bir filmografisi var Kalyon’un.

Yılmaz Erdoğan’ın “Münaşaka” adlı gösterisi ise bir film senaryosu akıcılığına sahip ve çoğu sinema deneyimi üzerine kurulu. Nuri Bilge Ceylan'ın "Bir Zamanlar Anadolu'da"sında, Russell Crowe ile “The Water Diviner”da ve Bahman Ghobadi'nin "Gergedan Mevsimi"nde Monica Bellucci ile rol almak, Erdoğan’ın gösterisini epeyce beslemiş. Bu açılardan diğer gösteriler arasında gösterişe kaçmadan sakince güldürebilmesi ile öne çıktı. Doğu Demirkol da yaklaşık 30 dakikalık gösterisinin en can alıcı esprilerini Nuri Bilge Ceylan ile yaşadıkları üzerine kurmuş. Yılmaz Erdoğan kadar yoğun olmasa da Cannes sürecinden o da bahsetti. “Ahlat Ağacı” filminin çekimlerinde yönetmenin onu kilometrelerce (!) yürütmesini anlattıkça kahkahalar çoğaldı. Bunu hemen hemen her gösterisinde anlatıyor ve en çok alkışı da bu deneyimlerinden alıyor.

Kendi filmlerini yönetmek bir yana, dünyaca tanınan sinemacıların filmlerinde rol almak ve o yapımın bir parçası olmak, komedyenlerimizin sadece sanat kariyerlerini değil mizahlarını da biçimlendiriyor. Toplumun sinemaya ve ünlülere bakışını iyi gözlemliyorlar. İmrenen ile imrenilen arasındaki tezatlıkları, kendilerini de seyircinin yerine ko-yarak anlatıyorlar. Ceylan yahut Crowe konulu esprilerde seyirciden olumlu dönüş almaları da komedyenlerimizin bu risksiz ve konforlu alanda izledikleri yolun yanlış olmadığını gösteriyor.