Geri Dön

“Asıl tehlike bilgisayar başında”

İnci Ertuğrul “Kaybolan Çiçekler” isimli programında kaybolan çocukları arıyor. İnternette çocukların kandırıldığını ifade eden Ertuğrul “İnternet mayın tarlası” diyor

“Asıl tehlike bilgisayar başında”

Deneyimli sunucu İnci Ertuğrul yıllar sonra yeniden bir kayıp arama programına başladı. Hafta içi her gün Fox’ta yayınlanan “Kaybolan Çiçekler” adlı programda Ertuğrul, bu defa sadece kayıp çocukları arıyor. Programın stüdyosunda buluştuğumuz deneyimli sunucu ekranda görülen ciddi mizacının aksine sıcakkanlı ve esprili biri. Üç saat süren canlı yayın sonrası hâlâ devam eden enerjisi ise görülmeye değer.

Yıllar önce “İnci Ertuğrul Sizin Sesiniz” adında bir program yapmıştınız. Bu defa “Kaybolan Çiçekler”le ekrandasınız. Nasıl gelişti bu proje?

Ben o programdan sonra başka işler de yaptım ama seyirciden hep kayıp arama programıyla ilgili dönüşler alıyordum. Seyircinin güvendiği bir program olmuştu. Sanırım o güven duygusu hep devam etti. İnsana dokunan bir iş yapmanın ayrı bir keyfi var. Vakalar sizi çok üzse de arka tarafta bir şey sonuçlandırmak çok güzel bir duygu. Bu proje teklif edildiğinde ve sadece çocuklar üzerinden olacağı söylendiğinde sanırım kabul etmemde bu duygunun etkisi çok büyük oldu.

“En büyük güç seyircinin”

Nasıl bir ekiple çalışıyorsunuz?

Editöründen muhabirine, yönetmeninden istihbarat şefine ve danışmanlarına kadar tüm ekip çok tecrübeli isimlerden oluşuyor. Daha önce bu tarz programlar yapmış kişiler. Polis ve adliye muhabirliği yapmış arkadaşlarımız var. Emniyetten emekli olan kişilerden de danışmanlık alıyoruz. Bu tür programlarda yine de en büyük güç seyircide. Seyirci sizinle bilgilerini paylaşmaya başladığında dosyalar çözülebiliyor.

Kayıp çocukları nasıl belirliyorsunuz?

İki türlü çalışıyoruz. Ya aileler direkt başvuruyor ya da gündemde haber olmuş kayıp çocukların dosyalarını ele alıyoruz.

Evet, yıllar sonra yeniden İzmir’in Kiraz ilçesinde kaçırılan ve para karşılığı satılıp gelin edilen kız çocuklarını gündeme getirdiniz. Konu Meclis’e de taşındı...

Çok geçmişe dayanan bir gelenek demek istemiyorum, kötü bir alışkanlık var Kiraz’da. Çocukları kaçırıp, bir süre saklayıp sonra para karşılığı satarak nikaha mecbur ediyorlar. Çocukların yaşına göre istedikleri rakamlar değişiyor. İlçede yaşayanlar bu duruma razı gelmiş durumda. Kaçırılan kızların anneleri de yıllar önce bu şekilde evlendirilmiş. Bu konunun tekrar gündeme gelmesinden, diğer gazete ve televizyon kanallarının bunu yeniden haberleştirip kamuoyu oluşturmasından çok mutluyuz. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı çalışmalar başlattı. İnşallah durum değişecek.

Ailelerin keşkeleri çok oluyor.

Aileler çocuklarına kendini korumayı öğretirlerse ve kaybolduklarını hissettikleri ilk an harekete geçerlerse pek çok vaka engellenecek. Bunu yapmadıkları için hep keşke diyorlar. Artık şartlar değişti. Kırsal kesimde bile çocuğunuzu tek başına bahçeye bırakmamalısınız. Bu büyük bir tehlike. Bir diğer tehlike de çocukları tek başlarına saatlerce bilgisayarın başında bırakmak. Bilgisayarın bir tuşuna dokunarak kapkaranlık bir alana girebiliyorlar. Çocuk aklı kandırmaya çok müsait. Orada bir oyun içinde bile çocuğa çok yanlış mesajlar gidebiliyor. Bilgisayar odası güvenli bir alan değil, tam bir mayın tarlası.

Siz de annesiniz. Tanık olduklarınız kendi çocuğunuzun üstünde baskı kurmanıza sebep oluyor mu?

Biraz daha evhamlı ve kontrolcü olduğum kesin. Kızımız 18 yaşında, yine de nereye gideceğini, orada kimlerin olacağını babasıyla birlikte biliriz. O da birey olduğu için alanına çok müdahale etmeden korumaya çalışıyoruz.

“Ekranda ağlamamak için kendimi zor tutuyorum”

Peki duygusal olarak yıprandığınızı hissediyor musunuz?

İtiraf edeyim, gece yattığımda tüm olaylar aklımdan geçiyor. Daha önce yaptığım programı bırakmamın sebebi duygusal yıpranmaydı. İnsanlara güven noktasında tedirginlikler yaşamaya başlamıştım. İnsanlara güvenimi yitirmeye başladığımda hayatta hiçbir şeyden keyif alamaz hale geliyorum. Bu programa başlarken de cümlelerin arasına doğru mesajlar yerleştirmek, aileleri uyarmak ve bir medya unsuru olarak elimizdeki tüm olanaklarla katkıda bulunmaya odaklandım. Bir tek annenin keşke demesini engellemek muhteşem olur. Gücüm buradan geliyor. Yoksa ekranda ağlamamak için kendimi zor tutuyorum, eve gidip patlıyorum.

“Ailelerin kavuşma anını anlatabilmek mümkün değil”

Aileler çocuklarıyla buluştukları anda nasıl tepkiler veriyorlar?

83 gün boyunca bulunamayan bir çocuk vardı. Jandarma onu bulduğunda annesinin ilk cümlesi “Ay kızımın üstündeki kıyafetler hâlâ aynı, ne kadar kirli ve zayıflamış” oldu. Çünkü kızı tarlaya giderken giydiği terliği ve şalvarıyla kaçırılmış. Bulunduğunda üzerinde aynı kıyafetler olması annede ilk olarak “Çocuğum ne kadar zor şartlarda, üzerine bir hırka bile verilmeden oradan oraya kaçırılmış” fikrini doğuruyor. Nitekim yedi-sekiz ayrı eve götürülmüş, ahırlara kapatılmış. Ailelerin buluşma anında yaşanan duygular çok başka. Anlatmak mümkün değil.

23 Şubat 2020 Magazin Haberleri Bülteni23 Şubat 2020 Magazin Haberleri Bülteni

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber