Geri Dön

Adriyatik'in kraliçesi Venedik

Başka hiçbir şehir Venedik'ten daha romantik ve hiçbir manzara sisli Molo, yani San Marco Meydanının lagünle buluştuğu kıyı üzerinde salınan gondollardan daha çok Venedik'e özgü değildir.

Adriyatik'in kraliçesi Venedik

Av. Suat Şimşek

 

Sabahın çok erken saatlerinde meydan sessizdir, aşınmış kaldırım taşları üzerinde kasılarak yürüyen bir avuç güvercini rahatsız eden işe gitmek için yola çıkmış insan dışında. Kısa bir süre sonra meydan hem turistler hem de kuşlarla dolacaktır, ama şimdilik neredeyse tamamen yalnız kalabilirsiniz. Venedik, kimileri için görülmesi gereken yerler listesindeki turistik şehirlerden biri, kimileri içinse dünyanın en güzel ve romantik şehridir.

Venedik, kuzeydoğu İtalya'da kıyı şeridi boyunca uzanan Venetian Lagoon bataklığında, Po ve Piave nehirlerinin deltaları arasına birbirinden kanallarla ayrılmış ve köprülerle bağlanan 118 adanın üzerine kuruludur.   Yer tariflerinin, sokaklardan çok kanallar üzerinden yapıldığı, insanı bambaşka ruh hallerine taşıyan, sanat ve estetiğin bütünleştiği müthiş kanallar kenti Venedik'e M.S 5 yüzyılda barbarlardan kaçan Avrupalı kavimler yerleşmişlerdir. Bugün bile yaşamanın zor olduğu bu şehirde o zamanlarda yaşamayı tercih etmelerinin tek nedeni elbette güvenlik idi. Adacıklarda yaşayarak ana karadaki tehlikelerden, saldırılardan uzak durmuşlardır. İşte bu Venedik'in ortaçağda dünyanın en güçlü devletlerinden biri olmasının en önemli nedeni olmuştur. Etrafındaki binalar daha eski olmasına rağmen San Marco Meydanı 16.yüzyılda ilk inşa edildiğinden bu yana şehrin merkezinde olmuştur. Meydanın bir ucunda inşası neredeyse 1000 yıl önce başlayan San Marco Bazilikası bulunuyor. Çökmüş ve garip biçimli bu bina baş döndürücü yükseklikteki çan kulesinden izlendiğinde kubbeli çatının mimarisi Hristiyan'dan çok İslam mimarisine benziyor. Günbatımının sıcak akşam ışığında mozaikler, hatta taşın kendisi, parlamaya başladığında bazilikanın ön cephesinin canlandığına şahit olacaksınız.  

Adriyatikin kraliçesi Venedik

Palazzo Ducale ya da Doğu Sarayının Gotik beyaz yapısı, San Marco'dan kıyıya kadar uzanıyor. Dogeler, M.Ö 697'den 1797'de Napolyon'un birlikleri sonuncularını tahttan indirinceye kadar şehre hükmetmişler. Rönesans Döneminde, birçok sanatsal harekete ev sahipliği yapan Venedik, tarihi boyunca senfonik müzik ve operanın gelişiminde önemli rol oynayan, Antonio Vivaldi'nin doğduğu şehirdir. San Marco Meydanı'nın önündeki küçük meydan Piazzetta'dan da görebileceğiniz Santa Maria della Salute Bazilikası da Venedik'te görülmesi gereken turistik noktalardan birisidir. 1630 yılında yaşanan veba salgını sonrası yapılan kilise ve ön cephesindeki heykeller Grande Canale'yi dolaşırken gezginler için nefis kareler barındırıyor. Büyük Kanal, kesin söylemek gerekirse, San Marco Meydanına doğrudan açılmasa da bir biçimde bağlıdır. Ters S harfi şeklindeki kanal, tıpkı meydan gibi şehri tanımlayan en önemli yerlerden biridir. Kanalın sonu, meydanla buluştuğu lagüne açılır. Bu noktada da her yerde bulunan gondollar kıyı boyunca dizilidir. Lagün İtalyanca "laguna" dan gelmektedir ve Venedik'teki bu baskın sulara atıf yapılarak etimolojik olarak sözlüklerde yerini almıştır. Nasıl fiyort denince akla Norveç'in batı kıyıları geliyorsa, lagün denince de akla Venedik gelir.   

Denizden kıyı kordonu ile ayrılan göllere lagün adı verilir ama bu kıyı kordonu, bir set veya dar bir kanal da olabilir. Lagünler, bir akarsuyun taşıyıp getirdiği kumları, kıyıya yığması ile olduğu gibi, denizin sürükleyip getirdiği çakıl, kum ve molozların bir koy veya körfez önüne yığılmasından da meydana gelebilir. Ekseri lagünler, dar bir kanalla denize irtibatlıdır. Kanalın dar olması; dalga, med ve cezir gibi olayları buralarda hissettirmeyeceğinden deniz tekneleri için barınacak yer olarak kullanılmasını sağlar. Yeri gelmişken ülkemizde de kıyı kordonları arasındaki lagünlerden bahsetmek isterim. Marmara Denizi çevresindeki birçok yerde lagünlere rastlanır. Bunların ekserisi çok küçüktür. Enez'deki Dalyan ve Bücürmene gölleri ile bunların doğusundaki Tuz Gölü, Tuzla Gölü, İğneada civarındaki Kocagöl, Homam Gölü, Güney Marmara kıyılarının küçük deltalarında rastlanan Hoyrat Gölü, Tahir Gölü, Dalyan Gölü böyledir. Lagünlerin en büyükleri, biri Karadeniz kıyısında, ikisi de Marmara kıyısında olmak üzere üç tanedir. Karadeniz kıyısındaki İstanbul'un su ihtiyacının bir kısmını karşılayan Terkos Gölüdür. Marmara kıyısındaki ise Büyük ve Küçük Çekmece gölleridir. Her neyse tekrar Venedik'e dönelim. Büyük Kanal, Venedik'in omurgasını oluşturmaktadır. Şehrin batısındaki şehre ulaşım noktalarından başlar ve doğusuna doğru kıvrım yaparak ilerler ve St. Marco Meydanı önlerinde sonlanır. Uzunluğu 3.800 m, genişliği 30 ile 70 m arası, derinliği ise 5 m civarındır. Kanalın her iki yakasın 12. yüzyıldan 18.yüzyıla kadar tarihe dayanan konutlar, antrepolar ve kamu binaları yer alır. Bu binaların çok büyük bölümü Venedik'in bir dünya ticareti başkenti olduğu dönemde burada oluşan yeni zengin aileler tarafından yaptırılmıştır. Binalar bugün de bu ailelerin isimleriyle anılırlar çoğu da bu binaların yüzyıllardır sahibidirler. Venedik'te bütün yollar San Marco Meydanına açılıyor gibi göründüğü için bütün kanallarda Grande Canale'ye açılıyor gibi görünüyor. Bugün artık gezginlerden ziyade turistlerin kullandıkları gondollar, kanal boyunca uzanan Palazzoların yanından kayıp geçerler.

Adriyatikin kraliçesi Venedik

Venedik kış aylarında soğuk ve nemli olabilir, ama bu mevsim ziyaret için mükemmel bir zamandır. Daha az ziyaretçi vardır otel fiyatları daha düşüktür ve şansınız varsa, yerlileri ve turistleri ayaklarının ıslanmaması için yükseltilmiş kaldırımlara çıkmaya zorlayan suyun San Marco Meydanını bastığını bile görebilirsiniz. Grande Canale üzerinde yer alan dört köprüden en ünlüsü ve en eskisi olan Ponte di Rialto,16. yüzyılın sonlarında Venedik'te düzenlenen bir yarışma sonucunda kanalda yer alan eskisinin yerini almak üzere inşa edilmiş şehrin en güzel köprüsüdür. Rialto köprüsünün üzerinde, başında ve sonunda Murano Adasında özel bir işçilik ile yapılan cam eşyaları, karnavallar kenti Venedik'in maskelerini, kuklalarını ve daha birçok aklınıza ne gelirse hediyelik anlamda bulabileceğiniz nesneler bulunur. Bütün bu alışveriş keyfinin ötesinde Rialto köprüsünün üzerinden Grande Canale manzarası anlatılmaz sadece yaşanır! Köprü altından geçen ve turistleri taşıyan gondollarda arya söyleyerek gür sesleri ile tüm Venedik'i neredeyse ayağa kaldıran gondolcuları dinlemek ise ayrı bir keyif verir.   Çok iyi bir vaporetto (Venediklilerin kanallarda seyreden ve üç tipi bulunan ulaşım aracı) ağına sahip olan Venedik'i bu yolla gezmek hem daha eğlenceli hem de görsel açıdan fotoğraf severlere iyi malzemeler çıkarmaktadır.

Adriyatikin kraliçesi Venedik

Venedik'in en eğlenceli kısmı ise illaki sokaklarında kaybolmaktır. Dar ve mistik sokaklarında Ortaçağ'da gezdiğinizi hayal etmemeniz için hiçbir neden yoktur. Şu bir kesinki haritanın işe yaramadığı belki de tek şehirdir Venedik! Tek sayıyla biten yıllarda, yaz aylarında bienali, Şubatta karnavalı Eylülde film festivali ile her mevsimi muhteşem olan, kalabalığın asla az olmadığı bu kent, kanımca yalnız başına en son gidilecek yer! Neden mi? Gidince anlarsınız! İtalya'nın hemen her köşesinin tarihle yoğrulduğu bir gerçektir ancak özellikle bu şehrinde ayrı bir büyü vardır. Kanalları köprüleri, palazzoları, seramik ve camları, gondolları, maskeleri, Murano'su Burano'su ile sanki bu yüzyılda yaşamayan bir şehirdir Venedik. Özellikle yazın gidenler için İtalyanlardan çok turist görmek mümkündür.   Marco Polo havaalanından sizi Molo'ya götürecek bir vaporetto(nehir otobüsü) ya da bir nehir taksisi kullanabilirsiniz. Konaklama pahalıdır ve kalabalık yaz aylarında bulunması da zor olabilir. Venedik'in lagününün hemen yakınında kurulu bulunan ve sanayi şehri olan Mestre, kısa bir tren yolculuğu mesafesindedir ve daha ucuz seçenekler sunan bir destinasyondur.

Napolyon'un dediği gibi Avrupa'nın misafir odası olan ve Denizin Gelini olarak nam salmış Venedik'te yaşamı durdurmak için acele edin.

Mobilya atölyesinde çıkan yangın evlere de sıçradıAdana'da 3 katlı binanın altında bulunan mobilya atölyesinde çıkan yangın korkuttu. Tüm atölyeyi saran alevler binanın iki katındaki evlere de sıçradı. Evlerde oturanlar tahliye edilirken, itfaiye ekipleri yangını söndürmek için çalışmalarını sürdürüyor.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler

Sıradaki Haber