Geri Dön
ArkeolojiHitit kabartmalı vazo sanatından günümüze yansımalar

Hitit kabartmalı vazo sanatından günümüze yansımalar

Hitit kabartmalı vazo sanatı, Hititlerin kutlamalarına ve günlük yaşamlarına ait bazı kesitleri gösterirken bugün Anadolu’da var olan geleneklerin, kıyafetlerin, törenlerin binlerce yıl önceki yansımalarını da ortaya çıkarır.

Hitit kabartmalı vazo sanatından günümüze yansımalar

Prof. Dr. İbrahim Tunç Sipahi | tuncsipahi@gmail.com
Ankara Üniversitesi Protohistorya ve Önasya Arkeolojisi Anabilim Dalı

Günümüzden yaklaşık 3670 yıl önce (M.Ö. 1650-1180) Anadolu uygarlık zincirinin bir halkasını oluşturan Hititler, merkezi bir devlet yönetimi kurarak, Anadolu’daki iç bölgeleri konfederatif bir yapı içinde birleştirmiş; zamanı için hakkaniyetli bir yönetim, yasa sistemi ve ortak dil Hititçe ile ülkeyi yönetmişlerdir. Gerektiğinde kontrolü sağlamak için askeri güç kullanmış, siyasi anlaşmalar yapmışlardır. Çevrelerindeki güçlü devletlerle siyasi, kültürel ve ekonomik ilişkiler tesis edebilme başarısını göstererek askeri ilişkilerini Kadeş gibi anlaşmalarla sonuçlandırmışlardır. Hititler, bu tür etkili yönetsel özelliklerinin yanında güçlü bir sanat anlayışına da sahipti. Hititlerin sahip çıktığı kültürün kökenleri M.Ö. 3000-2000 yılları arasında Orta Anadolu’da yaşayan Hattilere kadar uzanır.

Karum Çağı’nın zenginliği

M.Ö. 1950-1730 yıllarında bugünkü Kayseri sınırları içinde kalan Kaniş (Kültepe) Krallığı ile Asur Kent Devleti arasında uluslararası bir ticari iş birliği tesis edilmiştir. Asur Ticaret Kolonileri Çağı olarak tanımlanan bu dönemde, Anadolu’nun birçok kentinde “karum” adı verilen ticaret merkezleri kurulmuştur. Karum Çağı olarak da adlandırılan bu dönemin Anadolu’sunda kurulan ticari sistem, siyasi yapı, kentler arasındaki geniş yol ağı, kontrol mekanizmaları, saraylardaki yönetsel şema (özellikle Kültepe/Kaniş sarayında), çeşitli ekonomik ve sosyal sınıfların yanı sıra birçok oluşum, sonraki Hitit merkezi devlet yapısının temelini oluşturmuştur. Hatti’nin zengin sanat anlayışı Karum Çağı’na intikal etmiş; Karum Çağı’nın kültürel zenginliği ve ulaşılan refah seviyesi de Anadolu Hitit sanatının alt yapısının kurulmasına vesile olmuştur. M.Ö. 1650 itibariyle Hitit sarayı, bu kültürel yapıya sahip çıkarak devraldığı sanatı resmileştirmiş ve daha işlevsel hale getirmiştir.

Hitit kabartmalı vazo sanatından günümüze yansımalar

Üç vazo

Hitit Krallığının ilk safhası olan Eski Hitit’in erken evresinde kabartmalı vazo sanatı ortaya çıkmıştır. Karum Çağı’nın tüm öncül öğelerinin kavramsal olarak görüldüğü, sağlam durumdaki üç vazodan İnandık vazosu, Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde; Hüseyindede A ve Hüseyindede B vazoları ise Çorum Müzesi’nde sergilenmektedir. İnandık vazosu, Prof. Dr. Tahsin Özgüç tarafından, diğer ikisi Hüseyindede kazısını gerçekleştiren Prof. Dr. İbrahim Tunç Sipahi ile Prof. Dr. Tayfun Yıldırım tarafından bilim dünyasına sunulmuştur. Ayrıca Hitit yerleşimlerindeki kazılarda ve sürdürülen araştırmalarda, Hitit kabartmalı kült vazolarına ait çok sayıda irili ufaklı parça bulunmuştur. Bunların çoğunluğunda aynı temel konunun işlendiği anlaşılmaktadır.

Hitit kabartmalı vazo sanatından günümüze yansımalar

Bu tür vazoların ağız kenarlarında vazonun içine bakar durumda dört boğa başı yer alır. Ağız kenarının içine gömülü boru, bu boğa başlarına bağlıdır. Gizli borunun bağlı olduğu ağzın kenarındaki küçük tekneye bir sıvı döküldüğü zaman, sıvı borudan dolaşarak boğaların ağızlarından veya burun deliklerinden vazonun içine akar. Anadolu Hitit ikonografisinde boğa gökyüzünü temsil etmektedir; aslında boğanın ağzından akan su göğün bereketi olan yağmurdur.

Hitit kabartmalı vazo sanatından günümüze yansımalar

Tasvir edilen sahneler

Vazoların gövdelerinde yer alan tasvir bantlarında/frizlerinde dönemin birçok özelliği yansıtılmıştır. Frizlerde özellikle Hitit erkek ve kadın fizyonomisi, giyim tarzları, kullanılan çanak çömlekler, dönemin dini bir binasının tasviri, masa, tabure ve sandalye gibi mobilyalar, lir, çalpara (zil), saz gibi müzik aletleri ve Hitit ikonografisinin başlıca hayvan tipleri betimlenmiştir. Ayrıca kutsal bir düğün töreni kapsamında müzik ve dans, ziyafet, yemek hazırlığı, kağnı benzeri araba ile eşya (belki çeyiz) taşınması, gelinin süslenmesi, oynaması, erkeğin güç gösterisi ve kurban sahnesi canlandırılmıştır. Özellikle el ele halay benzeri bir dans icra eden, bazen parmaklarını havada şıklatarak oynayan kadın tipleri günümüzdekilerden farksızdır.

Hitit kabartmalı vazo sanatından günümüze yansımalar

Tüm süreçler bir arada

Anadolu Hitit sanatının en önemli özelliklerinden biri, dini ve sosyal yaşamdan bir konunun farklı ortamlar ve farklı süreçlerdeki tüm aşamalarının bir arada, bir devinim içinde sergilenmesi ve öyküleştirilerek anlatılmasıdır. Özellikle İnandık vazosunu bu doğrultuda değerlendirirsek; en alttaki tasvir frizinden başlayan bir konunun akıcı bir şekilde devam ederek dördüncü veya en üst frizde sonladığını görürüz. Hititlerin tasvir sanatına yansıttığı hedef konu, geleneksel bir kutsal evlilik törenidir. Mezopotamya’da M.Ö. III. bin yıldan itibaren yazılı belgelerde ve tasvir sanatında kutsal evlilik konusu önem kazanmıştır. Hitit ikonografisindeki kült anlayışı ve kült ögeleri, yazılı belgelerden ve diğer tasvirli eserlerden bilinmektedir. Hitit mitolojisinde gökyüzü erkek, toprak ise kadındır. Gökyüzü, boğa ile temsil edilen Tanrı Teşup; toprak ve yer ile temsil edilen ise Tanrıça Hepat’tır. Hıdırellez, Nevruz, Bahar Bayramı ve yeni yıl kutlaması gibi kavramların geçmişteki karşılığı, yerin ve göğün birleşmesi yani yeniden canlanan doğanın kutsanmasıdır. Yeni tarım yılı başındaki bu birleşme, yaşamın önemini ve devamlılığını sembolize eder. Günümüzde de olduğu gibi göğün ve yerin bereketinin devamlılığı geçmişte de insan yaşamı için çok önemlidir. Kurak geçen günlerin sona ermesi veya tekrarlanmaması için Hititlerde su ve yağmurla ilişkili törenlerin düzenli olarak yapıldığını çivi yazılı metinlerden öğreniyoruz. Vazolar da bu tür törenlerle ilişkilidir. Söz konusu üç Hitit kabartmalı kült vazosunun törenlerde bir arada yer aldıklarını, vazolardaki konuların birbirinin devamı olduğunu ve bu devamlılığın son vazodaki nihai hedef konu ile sonlandığını düşünüyoruz: İlk olarak, Hüseyindede A vazosunun en üst frizi müzik eşliğinde parmaklarını şıklatarak dans eden bir kadınla sona erer. İkinci olarak, Hüseyindede B vazosunun mevcut tek frizindeki ana konu, bir boğanın sırtında akrobatik bir hareketle göğe bakar pozisyonda duran bir Hitit erkek tasviridir. Bu sahne, halay çeken, saz ve zil çalan kadınlar ile desteklenir. Son olarak İnandık vazosunun en üst frizinde tören şeması devam eder ve konu, dans ve müzik eşliğindeki kutsal birleşme sahnesi ile tamamlanır.

Hitit kabartmalı vazo sanatından günümüze yansımalar

Hitit bayramları

Hitit dünyasında (kabartmalı vazolarda ancak bir kısmını görebildiğimiz), yıl boyunca kutlanan çok sayıda bayram vardır. Hititlerde bayram kavramının tam karşılığı ziyafet veya şenlik olarak tanımlanabilir. Her yıl aynı dönemlerde bu bayramlar kutlanmıştır. Bayramlar kapsamında, kral ve kraliçe eşliğinde Hitit kentleri, kutsal yapılar ve kutsal alanlar ziyaret edilmiş; kurbanlar kesilmiş, kutsal ziyafetler verilmiş, dans ve müzik eşliğinde çeşitli etkinlikler gerçekleştirilmiştir.

Geçmişten bugüne

Günümüzden 3670 yıl önce Anadolu Hitit insanı, yaşamı için doğanın önemini ve işleyişini o günkü dünya bakışına göre sembolik olarak açıklayabilmiştir. Bu vazolar, Hitit Çağı’na ait kutlamaları ve günlük yaşamlarına ait bazı kesitleri de öğrenmemizi sağlamaktadır. Bugün de Anadolu’dan bildiğimiz kağnının, sazın, bazı yerel kıyafetlerin, düğün dernekli törenlerin o zamanlarda da var olduğunu göstermektedir. Anadolu’muzun coğrafyası, iklimi, kültürel zenginliği ve muhteşem doğası, her dönemde böylesine birbirine benzeyen adetleri ortaya çıkarmakta ve yaşatmaktadır. Kabartmalı vazolar, Anadolu’nun Hitit Çağı’nda da bir halkasını gördüğümüz, geçmişten süregelen uygarlık zincirimizin günümüze yansıyan sadece bir öyküsüdür.