Geri Dön
VitrinABD’li nükleer şirketlerinin, Türkiye’ye büyük ilgisi var

ABD’li nükleer şirketlerinin, Türkiye’ye büyük ilgisi var

ABD, temiz enerji teknolojilerinin bölgede yer edinmesi açısından Türkiye’yi ortak olarak görmekte olup, bu sen derece kritik öneme sahip sektörde ticari işbirliği alanındaki güçlü geçmişi bazında ilerleme kat etmeyi istemektedir.

ABD’li nükleer şirketlerinin, Türkiye’ye büyük ilgisi var

Heather Byrnes, ABD Büyükelçiliği Ticaret Müsteşarı

Nükleer enerji, ABD’nin enerji güvenliği stratejileri içinde nasıl bir yere sahip?

Nükleer enerji santrallerinden üretilen elektrik, Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) her yıl üretilen toplam elektriğin yaklaşık yüzde 20’sini oluşturmakta, ABD, güvenilir, düşük karbonlu enerji üretmek amacıyla 60 yılı aşkın süredir nükleer enerjiden yararlanmaktadır. Karbon salınımlarını azaltmaya ve küresel iklim tehdidinin üstesinden gelmeye gayret ettiği dikkate alınacak olursa nükleer enerji, ülkenin toplam enerji portföyünde önemli bir yer tutmayı sürdürmektedir. Bugün, 28 eyalette en az bir ticari nükleer reaktör bulunmaktadır. 55 nükleer enerji santralinde çalışan toplam 93 reaktör yer almaktadır.

ABD’nin en büyük karbonsuz enerji kaynağı

Birçok ülke, iddialı iklim hedeflerine ulaşmak bakımından nükleer enerjiyi yeşil enerjilerinin ana bileşeni olarak görmektedir. Nükleer enerji, uzun yıllar güvenilir, dayanıklı ve karbon salınımsız bir enerji kaynağı olmuştur ve 2021’deki tüm karbon salınımsız elektrik üretiminin yaklaşık yarısını sağlaması bakımından ABD’deki en büyük karbon salınımsız enerji kaynağı konumundadır. Nükleer enerji, hidroenerjiden sonra yaklaşık yüzde 30’luk bir oranla küresel ölçekte ikinci en büyük karbon salınımsız elektrik üretim kaynağıdır. Küçük modüler reaktörler de eşit düzeyde karbon salınımsız olup çok sayıda avantaj sağlamaktadır.

Küçük Modüler Reaktörler, özellikle nükleerden çıkmayı planlayan Avrupa ülkeleri için nükleer enerjiyi daha tercih edilebilir hale getirir mi?

Küçük Modüler Reaktör (KMR) KamuÖzel Programı (SMR PPP), ABD ve Avrupa ülkelerinin hükümetlerini ve şirketlerini, KMR’lerden ekonomi ve iklim konusunda faydalar elde edecek ve bu inovatif teknolojileri devreye sokmaları için atılan temel teknik, düzenleyici ve finansal adımları destekleyecek şekilde konumlandırmayı amaçlayan ABD Ticaret Bakanlığı tarafından yürütülen kurumlararası bir girişimdir. Avrupa’da, KMR’lerin devreye sokulması karşısında üç önemli güçlük bulunmaktadır: farklılık gösteren ve birbiriyle uyumsuz kodlar, standartlar ve düzenleyici çerçeveler; proje finansmanı eksikliği ve yeni nükleer teknolojilerin kamuda yeterince anlaşılmaması, müşteri ve düzenleyici deneyiminin olmaması. 29 Mart 2021 tarihinde AB’nin Ortak Araştırma Merkezi, kapsamlı incelemesinin sonuçlarını açıklamış ve nükleer enerjinin, insan sağlığına ve çevreye sürdürülebilir enerji üreten diğer teknolojilerden daha fazla zarar vermediği sonucuna ulaşmıştır.

ABD, nükleerin AB taksonomisinde olmasını destekliyor

Nükleer enerji, gelecekte net sıfır salınıma ulaşmanın kilit bir unsurudur. ABD Hükümeti de, nükleer enerjinin, mevcut, yeni kurulmuş ve ileri reaktör tasarımları da dahil olmak üzere AB’nin sürdürülebilir finans taksonomisine ilişkin uygulama yönetmeliğine dahil edilmesinden yanadır. Amerikan teknolojileri ise, en yüksek güvenlik, emniyet ve nükleer yayılmanın önlenmesi standartları kapsamında tasarlanmakta, geliştirilmekte, kurulmakta ve kullanılmaktadır. Bu standartlar, güvenlik ya da nükleer yayılmayla ilgili riskleri artırmadan uluslararası işbirliğini mümkün kılmaktadır.

Fosil yakıtlı santrallere bağımlılığı azaltır

Ukrayna’daki savaşın da artırdığı enerji arz güvenliği konusunda, KMR’lerden nasıl fayda sağlanabilir?

Küçük Modüler Reaktörler, 300 MW(e)’ye eşdeğer elektrik enerjisi üreten ileri düzey nükleer reaktörlerdir. Bu reaktörler fabrikada monte edilebilmekte, gemi ya da trenle taşınabilmekte, santral sahasında kurulabilmekte ve yatırımın mali yükünü ciddi ölçüde azaltacak şekilde kısa süre içinde elektrik şebekesine bağlanabilmektedir. KMR’ler, fosil yakıtlı santrallere olan bağlılığı azaltabilmektedir. Net sıfır sera salınımını gerçekleştirmeye kararlı ülkelerde fosil yakıtlı santraller devreden çıkarıldıktan sonra KMR’ler baz yük yaratacaktır. Küçük modüler reaktörler, düşük oranlı başlangıç sermayesi yatırımı, daha büyük ölçeklenebilirlik ve daha geleneksel ve büyük reaktörleri içinde barındıramayan konumlar için saha esnekliği gibi önemli avantajlar sunmaktadır. KMR’ler, santral sahasında sınırlı bir hazırlık gerektirmekte ve büyük ünitelerde tipik olarak gördüğümüz uzun inşaat sürelerini ciddi oranda azaltmaktadır. Büyük nükleer santrallerle karşılaştırıldığında tasarımda basitlik, ileri düzey güvenlik özellikleri, fabrika üretimiyle sağlanan ekonomi ve kalite ile (finansman, konumlandırma, boyutlandırma ve nihai kullanım uygulamaları bakımından) daha fazla esneklik sağlamaktadır. Enerjiye olan talep arttıkça aşama aşama ek modüller ilave edilebilmektedir.

İLK ONAY ALINDI

KMR’lerin henüz lisanslanmadığını biliyoruz. ABD’de ve dünyada lisanslama süreci nasıl ilerleyecek?

Nükleer Düzenleme Komisyonu (NRC), Mart 2017’de NuScale’in SMR tasarım sertifikasyonu alma başvurusunu kabul etmiştir. 12 bin sayfalık başvurunun değerlendirilmesi 42 aydan fazla bir süre almıştır ve başvuru kapsamında düzenleme amacıyla yapılan kontroller doğrultusunda 2 milyondan fazla sayfa yer almıştır. NRC’nin yayımladığı nihai güvenlik değerlendirme raporu bir KMR için türünün ilk örneği olup teknik değerlendirmeyi ve NRC personelinin NuScale KMR tasarımını onayladığını göstermektedir. NuScale Enerji Modülü, 60 megavat elektrik üretebilen ileri düzey hafif su reaktörüdür. Her santral, fabrika yapımı ve büyük ölçekli bir reaktör büyüklüğünün üçte biri civarında olacak 12 modüle kadar barındırabilmektedir. Kendine özgü tasarımı, ilave su, enerji ve hatta operatör faaliyeti olmaksızın reaktörün kendisini pasif şekilde soğutmasına imkân vermektedir. NRC, NuScale KMR tasarımını tasdik etmek için bir düzenleme hazırlığı içindedir. Bu tasarımın tasdik edilmesiyle birlikte KMR, NRC’nin onayından geçen diğer altı hafif su reaktör tasarımları arasındaki yerini alacaktır. Düzenleyici, GE-Hitachi’nin geliştirdiği ülkenin ilk kaynar su SMR tasarımını da değerlendirmektedir.

Ticari olarak 2026’da hizmete sunulacak

Birçok ülke ve şirket KMR geliştirmekte olup ilk KMR’ler ticari olarak 2026’da hizmete sunulacaktır (bazı mikroreaktörler ise daha erken bir tarihte hizmete hazır olabilir). Tüm ABD’li KMR tasarımcıları arasından NuScale, NRC tasarım sertifikasyonu alan tek ABD’li KMR satıcısıdır ve ilk ünitesini (İdaho’da ya da Romanya’da) 2027/2028’de devreye sokmayı planladığını ifade etmektedir. (GEHitachi ve Holtec gibi) Diğer birçok ABD’li KMR satıcısı ise ABD NRC’si nezdinde ön sertifikasyon için başvuruda bulunmuştur. ABD’li ve Kanadalı bir dizi satıcı daha erken bir tarihte sertifikasyon alması beklenen KMR’lerin lisanslama işlemleri için Kanada Nükleer Güvenlik Komisyonu’na başvurmuşlardır.

KMR’ler konusunda Türk ve Amerikan şirketleri arasında kurulacak muhtemel bir işbirliğinde herhangi bir gelişme oldu mu?

ABD Ankara Büyükelçiliği bünyesindeki ABD Ticaret Müsteşarlığı’nın düzenlediği Avrasya Küçük Modüler Reaktör Forumu aracılığıyla KMR teknolojisi geliştiricileri, Türkiye’deki büyük enerji piyasasına büyük ilgi göstermiştir. Bunların birçoğu Türkiye’yi ziyaret etmekte, bazıları da potansiyel Türk ortaklarla toplantılar yapmaktadır. KMR’ler, parçacık ve gaz salınımlarıyla çevreye ciddi ölçüde zarar veren eski kömür santrallerinin yerini almak açısından iyi bir çözüm yolu olacaktır. ABD, temiz enerji teknolojilerinin bölgede yer edinmesi açısından Türkiye’yi ortak olarak görmekte olup, bu sen derece kritik öneme sahip sektörde ticari işbirliği alanındaki güçlü geçmişi bazında ilerleme kat etmeyi istemektedir.