Geri Dön
VitrinArtık enerjimizi uzun dönemli güvence altına almalıyız

Artık enerjimizi uzun dönemli güvence altına almalıyız

2021 yılı ortasından itibaren, artık konjonktür değişti, farklı bir enerji güvenliği konseptine doğru evrildi. Rusya-Ukrayna savaşı da bunu daha da perçinledi. Hem Ruslarla bitecek kontratlarımız hem de uzun dönemli Amerikan LNG’si kontratlarını yenileyerek, artık uzun dönemli enerjimizi güvence altına almak zorundayız.

Artık enerjimizi uzun dönemli güvence altına almalıyız

Gökhan Yardım,
BOTAŞ Eski Genel Müdürü, ADG Anadolu Doğalgaz Danışmanlık Genel Müdürü

Ukrayna krizinin enerji politikalarına etkisi kapsamında, en son Joseph Borrell açıklamasında bir yol bulunabileceğini söyledi. Önce petrole yaptırım koymak gerekir ama Rus gazını hemen kesemeyiz, hidrojen ve yenilenebilir bizim alternatifimiz dedi. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz?

Rusya-Ukrayna savaşı aslında karada askeri birlikler arasında yapılırken, bir de enformasyon savaşı halinde yürütülüyor. Bu çerçevede Avrupa Birliği’nde (AB) enerji bağımlılığını küçümseme davranışları oluyor. Bu kapsamda AB, Rusya’ya koyduğu yaptırımlarda, kömürden vaz geçiyoruz dedi, petrol almıyoruz dedi. Doğalgaza da yaptırım gelecekti Almanya frene bastı. Almanya biraz daha gerçekçi davrandı. AB’nin kısa vadede Rus gazından vaz geçmesi olası değil. Bu gerçeği birçok otorite kabul ediyor ama çeşitli fikirler de ortaya sürülüyor. Hatta yeni bir fikir var. Bu sefer arkadan dolaşılıyor ve deniliyor ki, Kuzey Akım 1 projesi çalışıyor, Ukrayna bypass edildiği için buradaki 55 milyar metreküplük gaz var. Madem Almanya almak mecburiyetinde bu gazı, o zaman bu gazın bir kısmı Ukrayna’ya geri dönsün fikri var. Bunu Rusya’nın kabul etmesi mümkün değil. Bunu söyleme nedenleri de Ukrayna üzerinden gelirse, Kiev’in bir gelir elde etmesi, savaş dolayısıyla paraya ihtiyaç var. Ruslar hem savaşsınlar hem de Ukrayna’ya para versinler deniliyor. Böylelikle Almanya üzerinde bir baskı oluşturmaya çalışıyorlar.

ABD LNG’si yetmez

Öte yandan LNG diğer bir opsiyon. ABD LNG’si gelsin, Biden’la AB arasında da bir anlaşma yapıldı ama bu anlaşma ilave 15 milyar metreküp üzerinden. Yani 150 milyar metreküplük bir Rus doğalgazı içinde 15 milyarın kime faydası dokunacak? Rus gazı Avrupa’ya gidiyordu, Avrupa’da fiyatlanıp Ukrayna’ya satılıyordu, kaldı ki bu 15 milyarın içerisinde Ukrayna’nın ihtiyacı olan miktar da var. Sonuç itibariyle doğalgaz konusunda AB’nin Rusya’dan vaz geçmesi kısa vadede mümkün değil. Onun için AB biraz daha gerçekçi, önce 2025, sonra 2030 hedefi koydu. Ama Avrupa’daki bazı uzmanlar, bunun da çok erken olduğunu, 2040’ların hedef olması gerektiğini ifade ediyorlar.

İtalya-İspanya arasında gaz rekabeti

Tabi AB kaynaklarını çeşitlendirmek için çalışmalar yapıyor. Geçenlerde Cezayir’den İtalya’ya denizden gelen boru hattındaki kapasitenin artışı ve İtalya’ya ilave gaz getirilmesiyle ilgili bir anlaşma yapıldı. İspanya da aynı şekilde bakıyor. Ama bu tür kapasite artış projelerinin kısa vadede hayata geçirilmesi mümkün değil, bu projeler zaman alır. Tabi Cezayir İtalya’ya fazla gaz verecek denince, bu sefer İspanya bizim gazımız ne oluyor dedi. Aynı zamanda Cezayir’den LNG alan ülkeler açısından durum ne olacak? Hepsi birbiriyle bağlantılı. Bu yüzden Rus gazından 3-5 senede vazgeçilmez, miktarı azaltılabilir.

Enerji Ajansı da rezervleri açtı

Petrole yaptırım zaten uygulanıyor şu anda ama bu yıl sonuna kadar yapılmış kontratlar devam ediyor. Ruslar da çok ucuz olarak petrollerini bazı ülkelere, özellikle Hindistan’a satıyor. Pakistan’a satıyordu, Pakistan’da hükümet devrildi o yüzden şu anda. Ne olacağını göreceğiz. Petrolde bir miktar daha kapasite düştü ama fiyatlar artınca bu sefer Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) stratejik petrol rezervlerini kullanıma açtı belli bir plan dahilinde, ama bununla ne kadar gidecek meçhul. 6 ay dendi, ama OPEC+’ya bakıyorsunuz onlardan da anlamlı bir petrol artışı görünmüyor. İkincisi ABD Venezüella’ya gitti, ama buradaki petrol de bugün yarın olmaz. İran’dan umut vardı ama henüz olmadı. Çünkü kuyuların kabiliyeti kayboluyor, kuyuları tekrar faaliyete geçirmek ve aynı verimli hale getirmek çok uzun zaman alıyor.

Artık enerjimizi uzun dönemli güvence altına almalıyız

Kontratlar son dakikaya kaldı

Türkiye’nin bazı gaz kontratları yenilendi, bazıları sırada. Diğer kontratlar için Ukrayna’daki savaş, Türkiye’nin elini güçlendirebilir mi?

Türkiye’nin 2021 yılı sonu itibariyle 58.7 milyar metreküplük bir kontratı vardı. 2022 başına geldiğimizde, bitenler bitti, yenilenenler yenilendi ve 2022 itibariyle 49. 75 milyar metreküplük bir kontratı var. Yani 8.95 milyar metreküplük kontratı bitti. İkincisi, yenilenen kontratlara yüzde 70 oranında spot LNG yani TTF fiyatları girdi. Bu da fiyatları yükseltti. Aslında Türkiye’nin 2018-2019’da uyguladığı strateji, esnek kontratlar, esnek fiyat, esnek alım yükümlülüğüydü, o tarihlerde doğru bir karardı bu. Ama 2020’den itibaren fiyatların artmaya başlayacağını göremedik, Türkiye olarak. Pandemiden hızlı çıkışı göremedik. Aslında Trump 2018’de, Brüksel’deki NATO toplantısında bunun işaretini verdi ve “siz dedi Rusya’dan gaz alıyorsunuz, Rusya’ya milyarlarca dolar veriyorsunuz, ama Rusya’ya karşı korunmak için de ABD’ye gel diyorsunuz” dedi. Ben para harcıyorum ama siz Rusya’ya para veriyorsunuz dedi. Yani bunları aslında o zamanlar belki de görmek lazımdı. Amerika’da başkan değişti ama devlet politikası değişmedi. ABD kendi LNG’sini de Avrupa’ya sokmak ve bir şekilde Rus gazından ve Rus hidrokarbonlarından Avrupa’yı soyutlamak veya kurtarmak istiyordu.

Şimdi TFF fiyatlarıyla alıyoruz

Şimdi biz kontratları son dakikaya bıraktık, yenilemedik Ruslarla olan kontratları. Azerbaycan’ın gazı yoktu, Şah Deniz 1’den bahsediyorum, bu biliniyordu. Nitekim 6.6 milyar metreküp bitti, şimdi spot olarak 2.2 milyar metreküp yaptık. Nijerya bitti, şimdi spot olarak hep TTF fiyatlarıyla alıyoruz. Özel sektörün Rusya ile Gazpromla devam eden 2018 yılından beri devam eden sorunları vardı. Biz bu sorunlara, önce bunlar devlet şirketinin değil, özel şirketlerin dedik ve elimizi sürmedik. 10 milyar metreküplük kontratın 5.75 milyar metreküpü TMSF’nindi. Dolayısıyla bunlar iptal oldular, Ruslar gaz vermedi. O sorunların detaylarına girmiyorum, ama sonuçta bu gaz Türkiye’ye geliyor, yarısı özel sektörün yarısı TMSF’nindi. Bu sorunlar Türkiye’nin sorunları ve kendi haline bıraktık. Sonuçta son 30 Aralıkta biten 4 milyar metreküplük kontratı 5.75 milyar metreküp olarak 4 yıllığına spot kontrata çevirdik. Çünkü şu anda BOTAŞ yeni kontrat imzalayamıyor, yeni kanun maddesi gereği. Kontrat kısa dönem olduğu için Ruslar da spot fiyat koyuyorlar ve formüllerin içine 4 yıllık TTF fiyatını koyduk. Bundan dolayı da fiyatlar çok arttı. Sonuçta Türkiye geçen sene en yüksek gaz tüketimini yaptı, kontratlar da bitti. Spot LNG’lere maalesef daha fazla sistem içerisinde yer vermek zorunda kaldık. Öyle olunca da bunlar karşımıza maliyet olarak geldi.

Amerika’yla uzun dönemli LNG kontratları

Biz enerji güvenliği, enerji kaynaklarını çeşitlendirelim diyoruz ama artık konjonktür değişti. Konjonktür 2021 yılı ortasından itibaren, yani savaş çıkmadan önce daha farklı bir enerji güvenliği konseptine doğru evrildi. Rusya-Ukrayna savaşı da bunu daha da perçinledi. Artık uzun dönemli enerjimizi güvence altına almak zorundayız. Bunun için de önümüzdeki birkaç sene içerisinde yeniden bitecek kontratlar var. Bu kontratları yenileme yoluna gitmemiz lazım bir. LNG’de Amerika’yı da bir tedarikçi olarak dikkate almamız lazım. Türkiye şu anda aktif tarafsızlık politikası güdüyor, doğru bir politika. O zaman hem Ruslarla bitecek kontratlarımızı hem de Amerika’dan LNG olarak daha uzun dönemli kontratlarımızı yenilememiz lazım diye düşünüyorum.

Sektörün serbestleşmesi, özel sektörün genişlemesi hedefini artık yok mu sayıyoruz?

2009’da yok oldu zaten bu. O dönemki kanun maddesi çok açıktı, özel sektörün payını yüzde 20’ye düşürecekti, BOTAŞ’ın payını, her bir tedarikçinin yüzde 20 payı olacaktı ama biz buna hiçbir zaman uymadık ki. Hep öteledik, artık bu saatten sonra özel sektöre açsanız olmaz ki. Çünkü doğalgazda sübvansiyon var. Fiyatlar arttı ama asıl sorun enerjide özellikle doğalgazda Türk halkının alım gücü düşünce, özel sektör ithal etse ne yapacak ki? Kime satacak bunu? Sübvansiyonla satılması lazım, özel sektör de sübvansiyon yapamaz, bu kamunun işi. Şu anda enerjide bir kriz olduğuna göre dünyada, onu (serbestleşmeyi) fazla dile getiremeyiz, bununla ilgili de hareket edemeyiz. Dünyadaki konjonktür düzelir o zaman miktar devri yapılır, ya da kontratlar gerçekten devredilir. Anlaşmalar uzatılırken, oraya madde konulur.

Türkiye’nin önceliği ne olmalı bu durumda?

Şu anda Türkiye’nin önceliği doğalgazda enerji güvenliğini sağlamak olmalı. Amerikan LNG’sini de belki bundan iki ya da üç sene sonra bulamayacağız. Bakın Japonya, Avrupa’daki LNG fiyatları çok yüksek olduğu için kargolarının bir kısmını Avrupa’ya yöneltiyor ve buradan para kazanıyor. BOTAŞ olarak biz niye yapmıyoruz bunu? Bizim de Amerika’yla uzun dönemli anlaşmamız olsaydı bu kargoları yönlendirebilme hakkı olsaydı, ki Amerika’da genelde böyle yapılıyor kontratlar, belli bir kısmını biz de satar para kazanırdık. Biz mesela Türkiye’nin çeşitli kıyılarına LNG ithal terminallerini gayet güzel şekilde yaptık. Ama onlara gaz getirecek anlaşmayı yapsaydık, örneğin bir Amerikan terminaliyle. Yapmadık hiç, spot aldık. O zaman fiyatlar ucuzdu, spot yaparız dedik ama fiyatlar arttı, başkalarının yüksek fiyatlarına kaldık.

Acil ihtiyaç Mısır’dan alınacak

Belli ki şu an herkes LNG peşinde. Öte yandan Yunanistan da EastMed boru hattı projesini hala dillendiriyor. Yeni konjonktürde EastMed gazının olasılığı var mı sizce?

Amerika Eastmed projesine desteğimizi çekiyoruz dedi. Ondan sonra başka bir Amerikalı bakan Yunanistan’ı ziyaret etti ve bu projelerin en az 10 yıl alacağını söyleyerek, 10 yıla kadar yeşil enerjiye geçileceğini, bu projelere para harcamaya değmeyeceğini vurguladı. Türkiye üzerinden gitmesi, Yunanistan üzerinden gitmesinden daha ekonomik. Alan Makovski de İsrail gazının zaten şu anda Mısır’a gittiğini, burada iki sıvılaştırma terminali var, oradan Avrupa pazarlarına verilmesinin çok daha gerçekçi olduğunu söyledi. Bu opsiyon daha öne çıkıyor. Ama bizim üzerimizden İsrail gazının gitmesi, sonuçta oradaki şirketlere bağlı. Şirketler de mümkün olduğunca az yatırım yapmak ve az riske girmek ister. Mevcut durumda LNG daha gerçekçi görünüyor ilk etapta, çünkü acil ihtiyaç var. Acil ihtiyaç da Mısır’dan alınacak. KKTC’den geçmesi konusunda belki İsrail hükümeti da şirketleri veya Amerikan şirketleri o boru hattının sahibi olur ve oradan geçirir. Kuzey Kıbrıs’ın münhasır ekonomik bölge hakları da korunmuş olur böylelikle. Ama şirketler bu yatırımı yapmaya hazırlar mı? Hazır değillerse biz Türkiye olarak o yatırıma ne kadar gireriz, o zaman Güney Kıbrıs’ı tanımış olmaz mıyız? Proje işin açıkçası bir o tarafa bir bu tarafa gidiyor. Amerikalı yetkililerin nerede demeç verdikleri de önem kazanıyor.

Irak gazında en büyük sorun tahkim

Irak opsiyonu gerçekçi mi?

Aslında en gerçekçi en kolay çözüm Irak. Ama orada da büyük sorun, Türkiye ile Irak arasında devam eden, belki de sonuçlanmış olan tahkim. O tahkimin bedeli ve Irak merkezi Hükümetinin Anayasa Mahkemesinin aldığı karar. Bu önem kazanıyor. Şu anda Kuzey Irak Bölgesel Kürt Yönetiminin yaptığı tüm anlaşmalarının geçersiz olduğunu ifade ediyor Anayasa Mahkemesi kararı ve Irak’taki SOMO yani Irak hidrokarbonlarından sorumlu Irak Merkezi Hükümetinin kuruluşu, Kuzey Irak’taki petrol ve gaz sahalarına el koymaya hazırlanıyor. Böylelikle Kuzey Irak gazı en ekonomik, en çabuk gerçekleştirilecek proje olmasına rağmen en zor proje gibi duruyor. Amerika Irak üzerindeki ağırlığını koyar mı koymaz mı, Rusya Suriye’de bir faktör, ne olur? Bunlar çözülmesinde etkili olur. Çünkü bütün bu projeler, Rusya’ya karşı yapılıyor, Rusya da boş durmayacaktır. Bu projelerin yapılmaması veya bu projelerden pay alması için bazı girişimleri tedbirleri olur diye düşünüyorum. Konjonktür pek iç açıcı gözükmüyor artık. Bence bir an önce biz kendi enerjimizi güvence altına alalım, vakit kaybetmeyelim. Bitecek olan doğalgaz anlaşmalarımızı yenileyelim, yenilerini de yapalım. Aksi taktirde ortada kalırız, buna karşı o cesareti göstermemiz lazım.