Eğitimde büyük hayal kırıklığı!..

Eğitimle uzaktan yakından ilgisi olup da mutlu olana rastlamak çok ender karşılaşılan durumlardan biri haline geldi.

Zaten sıkıntılı olan eğitim süreci, pandemiyle birlikte daha da kontrolden çıktı. Veli, öğretmen ve öğrencileri doğduklarına pişman etti.

Hele bir de yeni bir okul arayışı içindeyseniz ve sınav süreçlerini yaşıyorsanız, Allah size sabır versin...

MEB/ÖSYM, LGS/YKS

Liselere yerleştirme süreci devam ediyor.

İlk yerleştirmede aradığını bulamayan veli ve öğrenciler, açıkta kalmamak için tüm umutlarını nakillere bağladı.

Hormonlu notlar yerel kayıtları altüst etti. ÖSYM’nin YKS konusundaki suskunluğu ise devam ediyor.

Ankara’dan gelen bilgiler YKS sonuçlarının değerlendirilmesinin tamamlandığı ve ortalamaların geçen yıllara göre daha düşük olduğu yönünde.

ÖSYM, hata riskini sıfırlamak için genelde iki değerlendirme yapıyor.

İlk sonuçlardan sonra ikinci bir değerlendirme daha yaparak, sonuçların örtüşüp örtüşmediğine bakıyor.

Muhtemeldir ki o değerlendirme de bitti.

Peki, hafta içerisinde erken bir açıklama olur mu?

Bu konuda henüz en ufak bir işaret yok ama ÖSYM her an bir açıklama yapabilir…

Tercih süresinin kısalığı göz önünde bulundurulduğunda, erken bir açıklama herkesi olmasa da puanı iyi olanları sevindirir ve daha sağlıklı bir tercih için zaman kazanmış olurlar.

Baraj düşer mi?

Bu arada, barajı aşan aday sayısı kontenjanların altında kalırsa, düşme olur mu?

ÖSYM, bu soruya da mutlaka bir açıklık getirmeli.

Örneğin, EA puan türünde, ilk 125 bin içinde başka alanlarda tercihe yönelmeleri nedeniyle yeterince aday olmadığı için Hukuk kontenjanları dolmazsa, bu baraj 135 bine iner mi? Yoksa, o kontenjanlar boş mu kalır?

Önceki yıllarda böylesi durumların yaşandığını da özellikle hatırlatmak isteriz.

Peki, hangi alanlarda baraj var ve sıralamalar kaç? İşte cevabı:

Hukuk 125 bin, Mühendislik 300 bin, Mimarlık 250 bin, Tıp 50 bin, Öğretmenlik 300 bin, Eczacılık 100 bin, Diş Hekimliği 80 bin.

Kolej mi, devlet mi?

Sınavla öğrenci alan kolejlerde taşlar yerli yerine oturdu sayılır. Sınavsız alan özel okullar ise beklemede.

Velilerin öncelikli tercihi devletlerden yana. Eğer istedikleri bir okul bulurlarsa tercihleri devlet okulları yönünde oluyor.

Çocukları ortada kalır ya da çok uzaklardaki okullara mecbur kalırlarsa özellere bakma düşüncesindeler ama ücretler ve pandemi çok daha temkinli davranmalarına neden oluyor.

Devlet liselerinde aradığını bulamayan öğrenci sayısı çok fazla.

En çok ilgi gören liseler, üniversite başarısı daha yüksek olan fen ve sosyal bilimler liseleri ve köklü Anadolu liseleri.

Her iki imam hatip ortaokulu mezunundan birinin de bu liselere yönelmesi, üniversite başarısına yönelik arayışın bir sonucu.

Bazı devlet liseleri önünde yığılma yaşanırken, bazılarının boş kalması durumunda, MEB nasıl bir yol izleyecek, merakla bekleniyor!

Örneğin bu okullardan bazıları çok programlı lise haline ya da Anadolu lisesine dönüştürülebilir mi?..

Hormonlu notlar?

Hormonlu, şişirilmiş notların yarattığı haksızlığa da hâlâ bir çözüm bulunabilmiş değil. Bu da kaliteli eğitim ve zor not veren okul mezunlarını kahrediyor.

MEB ve ÖSYM okul başarı puanı ile sınav sonuçlarını karşılaştırıyor mu?

Sınavda dibe vuran öğrenciler nasıl 95/100’le mezun olabiliyor?

Sınav sistemi adil değildi, hormonlu notlarla iyice bozuldu.

Doğru not veren öğretmenler dışlandı, öğrenciler mağdur oldu! Bu durum hiç mi araştırılmayacak?

MEB, daha önce, bu yönde hareket eden okulların kapatılacağını açıklamıştı!

Bu gerekçeyle kapanan tek okul dahi olsa, oldu mu?..

MEB, YÖK ve ÖSYM, ebeveynlerin, öğretmenlerin ve özellikle de öğrencilerin sınavlar konusunda yaşadıkları sıkıntıyı bir türlü anlamıyor. Keşke daha objektif, şeffaf ve bilgilendirici olsalar.

Özetin özeti: MEB, YÖK ve ÖSYM eğitime şaşı bakmaktan ne zaman vazgeçecek? Geleceğe yön veren bu kurumların görme bozukluğu nasıl düzeltilecek?..