15 Temmuz ruhu

15 Temmuz 2016...

Hainlere karşı demokrasi destanı yazıldı.

15 Temmuz ruhu tarih kitaplarında büyük harflerle okutulacak.

Şehitlerimizi rahmetle anıyor, gazilerimize şükranlarımızı sunuyoruz.

Üzerinden 5 yıl geçti. 

O gece neler yaşandı?

Devlet üst yönetimden bir çok isimden yaşadıklarını dinledim.

Unutulmaması ve unutmamak için o geceden bazı notlar...

Genelkurmay’da ilk dakikalar

15 Temmuz’da Genelkurmay Başkanı olan Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar darbecilerin ilk odasına girişini ve gelişmeleri şöyle anlatıyor:

“Odama tam teçhizatlı, eğitim kıyafeti giymiş, silahlı personelin girmeye kalkıştığını görünce ayağa kalktım. Bu esnada emir subayım olan Levent Türkkan ‘komutanım otur, kalkma, sakin olun, zorluk çıkarmayın’ şeklinde bağırdı. Beni birisi iterek sandalyeye oturmamı sağladı ve o esnada arkadan bir başkası elinde el havlusu tarzında bir şeyle hem ağzımı hem burnumu kapatarak nefes almamı engelledi. Bu esnede kolumu boğazıma doladı, sıktı. Askeri kıyafete ait ip türü bir cisim boğazıma sürtünmesiyle, o anda nefes almakta güçlük çektiğim için debelenirken ve ellerimle burnumu açmaya çalışırken bir başkası plastik kelepçeyi bileklerime taktı. Benim bu şekilde direnmem üzerine burnumu açacak şekilde ağzımı kapattılar.” 

Akıncı Üssü’nde restleşme

Emir subayı Türkkan, Akar’ın bağırması üzerine tabancayı ona doğru doğrultarak “komutanım sakin olun, vururum, sıkarım” demesi üzerine Akar, “sık ulan şerefsiz” diyor.

Bu esnada Akar, Akıncı Üssü’ne götürülüyor. Akıncı Üssü’nde Ömer Amiral, Akar’a “Komutanım bizimle birlikte hareket edin, başımıza geçin, 2. bildiriyi hazırladık, birazdan canlı yayın aracı gelecek, bunu sizin okumanızı istiyoruz” mesajı veriyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın vatandaşa çağrısı ve vatandaşın direnişi karşısında Akar, “yeteri kadar battınız, hiç olmazsa burada bir erkeklik gösterip kesin, gidip teslim olun” diyor.

Gecedeki 2 kritik olay

15 Temmuz gecesindeki 2 kritik olayı da dönemin Başbakanlık Müsteşarı olan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay şöyle anlatıyor:

Gece 2 kritik olay yaşadık. Birincisi Cumhurbaşkanımız ve Başbakanımızın talimatıyla Genelkurmay Başkanı’nın görevden alınması. O işlemi yaptık ve o zamanki 1. Ordu Komutanı Ümit Paşayı vekaleten Genelkurmay Başkanı atadık. Sonrasında ‘Hulusi Paşa’yı helikopterle Çankaya’ya getireceğiz’ dediler. 2 helikopter pistimiz var. Biri Çankaya Köşkü’nde diğeri muhafız alayında. Muhafız alayının bu olayın merkezlerinden birisi olduğunu anlamıştık. ‘Muhafız alayına ineceğiz’ dediler. Buna izin vermedik. ‘Muhafız alayına inemezsiniz. Oraya inerseniz bu tarafa almayız sizi. İndiğiniz yerde kalırsınız’ dedik. Olurdu olmazdı derken ‘tamam’ dediler ‘Çankaya Köşkü’ne geliyoruz’. Oraya indiler. Ben gidip Hulusi Paşa’yı aldım.”

Çankaya Köşk’ündeki çatışmalar

Oktay, Çankaya Köşk’ündeki çatışmaları da şöyle anlatıyor:

Sabaha kadar savaştık biz. İlk anda MİT Müsteşarının alındığı söylendi bana. Genelkurmay Başkanı ve Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterini almışlar şimdi size geldiler dediler. Bizim kapıda çatışma sürüyor. 4-5 tank da buraya geldi dediler. ‘Uşaklar teslim olmak yok sonuna kadar çarpışacağız’ dedim. Öleceksek öleceğiz. Karartma uygulanıyor. Silah sesleri geliyor. Kapının önüne kadar geldiler. Ben o arada 1 cümle çocuklarıma mesaj atmışım. Bizim kapıdan içeri girmek isteyen tankların önüne yatmış vatandaşlarımız. Bırakmıyorlar. Ne aşağıdan ne yukarıdan Çankaya Köşkünün içerisine sokmuyorlar...”