'Kudüs bizim gözbebeğimiz'

ABD’nin Kudüs’le ilgili kararına tepki gösteren Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, “Kudüs, mukaddes ve mübarek kılınmış bir şehirdir. Kudüs ve Mescid-i Aksa, bize Peygamber Efendimiz’in müjdesi ve emanetidir. Biz bu kararı asla kabul etmiyoruz ve etmeyeceğiz” dedi.

Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, ABD Başkanı Donald Trump’ın Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıma kararına ilişkin olarak, “Biz bu kararı asla kabul etmiyoruz ve etmeyeceğiz de. O coğrafya bizim gönül coğrafyamız. Asırlardır bunun için mücadele ettik. Kudüs mukaddes diyar, Müslümanların ilk kıblesi. Kudüs, bizim gözbebeğimizdir” dedi. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Lozan Antlaşması’nın yeniden değerlendirilmesi görüşüne de destek veren Eroğlu, “Siyaset hukukunda ‘antlaşmaların güncellenmesi’ diye bir usul vardır. Bunun dünyada pek çok misalleri vardır” diye konuştu.

Bakan Eroğlu gündeme ilişkin konular ve bakanlığının çalışmaları hakkında Milliyet’in sorularına şu yanıtları verdi:

- ABD Başkanı Trump’un Kudüs kararını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Biz bu kararı asla kabul etmiyoruz ve etmeyeceğiz de, o coğrafya bizim gönül coğrafyamız. Asırlardır bunun için mücadele ettik. Kudüs mukaddes diyar, Müslümanların ilk kıblesi. Peygamber Efendimiz’in Mescid-i Haram’dan, Mescid-i Aksa’ya ve oradan Mirac’a yükseldiği mübarek bir diyardır. Yüce Rabbimiz, İsra Suresi’nin 1. ayet-i kerimesinde bizlere; ‘Kendisine ayetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu bir gece Mescid-i Haram’dan çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa’ya götüren Allah’ın şanı yücedir. Hiç şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir’ diye buyurduğunu unutmadığımız gibi Peygamberimizin de; ‘Üç mescit için ibadet maksadıyla yolculuğa çıkılabilir: Mescid-i Haram, Benim şu mescidim ve Mescid-i Aksa’ diye buyurduğunu unutmadık. Kudüs, bizim gözbebeğimizdir. Kudüs, nice peygamberin tevhid mücadelesine sahne olmuş, ismiyle ve çevresiyle mukaddes ve mübarek kılınmış bir şehirdir. Binlerce yıldır birçok medeniyete beşiklik yapan Kudüs ve çevresinde Hz. Süleyman, Hz. İbrahim, Hz. Yakub, Hz. Musa, ve Hz. İsa gibi nice peygamberler yaşamıştır. Mirâc ile Kudüs’ün son kutlu misafiri Efendimiz Muhammed Mustafa (S.A.V.) olmuştur. Kudüs ve Mescid-i Aksa bize Peygamber Efendimiz’in müjdesi ve emanetidir. Kudüs, her müminin gönülden bağlandığı ve aziz bildiği bir şehirdir.

Kudüs bizim gözbebeğimiz

‘Lozan güncellenmelidir’

- Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Yunanistan gezisinde yaşanan Lozan tartışmalarıyla ilgili olarak neler söyleyeceksiniz?

- Sayın Cumhurbaşkanımızın Yunanistan’da ifade ettiği gibi; Lozan Antlaşması konusunda hâlâ anlaşılmayan bazı noktalar var. 94 yıl önce yapılmış bir antlaşma ve bu antlaşma sadece Türkiye ile Yunanistan arasında yapılmış bir antlaşma değildir. Bu antlaşmanın 11 taraf ülkesi vardır. Geçen 94 yıl içerisinde dünya adeta yeniden inşa edilip yeniden kuruldu, bu süre içinde Türkiye ile Yunanistan arasında da birçok şey değişti. Batı Trakya’daki soydaşlarımızın hakları ve hukukları dikkate alınmalıdır. Siyaset hukukunda ‘antlaşmaların güncellenmesi’ diye bir usul vardır. Bunun dünyada pek çok misalleri vardır. Lozan’ın da değişen içtimai ve siyasi bazı hadiseler dolayısıyla Sayın Cumhurbaşkanımızın da ifade ettiği üzere yeniden değerlendirilmesi gerekmektedir.

‘6.2 milyon fidan toprakla buluştu’

- Orman köylüsünün gelirini artırıcı yeni projeleriniz var mı?

- Biz orman köylülerine yönelik gelir getirici yeni projeler hayata geçiriyoruz. 2015 yılında ‘5000 köye 5000 gelir getirici orman projesi’ çerçevesinde atıl durumdaki bozuk ormanları orman köylüsünün gelir kapısı yaptık. Bu çerçevede bugüne kadar 2 bin 905 köyde yaklaşık 6.2 milyon gelir getirici fidan toprakla buluşturuldu. Yapılan çalışmalar ile 758 adet köyde 814 bin adet ceviz, 729 adet köyde 2.6 milyon adet badem, 173 adet köyde 60 bin adet zeytin, 49 adet köyde 66 bin adet antepfıstığı, 56 adet köyde 150 bin adet kestane, 197 adet köyde 603 bin adet dut, 943 adet köyde ise 1.9 milyon adet fıstıkçamı, ahlat, kuşburnu, alıç, ıhlamur, gibi gelir getirici türlere ait yaklaşık 6,2 milyon fidan dikildi. Ayrıca 950 bin adet yabani zeytin ve 86 bin adet menengiç aşılandı. Ayrıca ağaçlandırma, erozyon kontrolü ve bozuk ormanların iyileştirilmesine yönelik 4 milyon 885 bin hektar alanda yapmış olduğumuz çalışmalarda, 3 milyar 900 milyon fidanı toprakla buluşturduk. Biz her zaman orman köylümüzün yanında olduk. Ülke nüfusumuzun yaklaşık yüzde 10’u 22 bin civarındaki orman içi ya da orman bitişiği köylerde yaşıyor. Bu projeleri geliştirmekteki ve uygulamadaki gayemiz, atıl durumda olan bozuk ormanlarımızı verimli hale getirerek ekonomiye kazandırmak ve kırsaldaki vatandaşlarımızı yerinde kalkındırmaktır. Bozuk orman alanlarında tesis edilecek gelir getirici ormanların tamamen orman teşkilatı tarafından oluşturuluyor. Yani bu alanların etrafının çevrilmesi, fidanların temini ve dikilmesi, 3 yıl boyunca bakımı ve masrafları orman teşkilatımız tarafından yapılacak. Geliri ise tamamen orada yaşayan vatandaşlarımızın olacak.

‘Refah artıyor’

- Bunun köylüye dağıtımı nasıl oluyor?

- Tesis edilen ormanlar eşit ve adil bir biçimde orada yaşayan köylülere kurayla veriliyor. Oluşturulan ormanları orada yaşayan vatandaşlardan müracaat edenlerin sayısına bölüyor ve parselliyoruz. Daha sonra ise parsellenen bu alanların sertifikasını kura ile adil bir şekilde bu vatandaşlarımıza veriyoruz. Bu uygulamayı her gittiğim ilde bizzat ben gerçekleştirdiğimiz temel atma ve açılış merasimlerinde yapıyorum. Sadece bu yıl içerisinde 75 ayrı şehirde program yaptım ve bu programlarda tesis ettiğimiz gelir getirici ormanların parsel sertifikalarını oradaki yaşayan vatandaşlarımıza teslim ettim. Bu uygulama sayesinde vatandaşlar oradaki ağaçlara sahip çıkıyor ve çok daha iyi bakıyor. Bu alanlardan elde edilen gelirler ile orman köylümüzün refah düzeyi yükseliyor ve daha iyi şartlarda yaşayabiliyor. Böylece köyden kente göçün de önüne geçilerek, şehirlerdeki göçten kaynaklanan problemlerin azalmasına katkıda bulunuluyor.

15 yılda 156 milyarlık yatırım

- Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın toplam yatırım rakamı nedir?

- Bakanlık olarak 2002 yılından bugüne kadar toplam 156 milyar TL yatırım gerçekleştirerek ülkemizin dört bir yanına hizmet götürdük ve bu hizmet seferberliğini hızla devam ettiriyoruz. 15 yıllık sürede 508 adedi baraj olmak üzere 7 bin 200 adet yeni tesisi ülkemize kazandırdık. Orman varlığımızı 1.5 milyon hektar artırarak 3 milyar 850 milyon adet fidanı toprakla buluşturduk. Tabii hayatın devamına önem vererek korunan alanlarımızı arttırdık. Meteorolojide teknolojik bir dönüşüm gerçekleştirerek hava tahmin oranlarımızı yüzde 90’ın üzerine çıkardık. Bakanlık bünyesinde belirlediğimiz stratejiler ile yapılan yatırımlar daha etkin hale getirilmiş ve kısa sürede faydaya dönüşmüştür. Su, ormancılık, doğa koruma ve meteoroloji alanında büyük hamleler gerçekleştirdik. 2019 ve 2023 yılı hedeflerini tek tek belirleyerek çalışmalarımızı bu hedeflere göre yürütüyoruz. Bakanlık olarak ülke genelinde 10 adet bölgesel gelişim projesi hazırlayarak her bir ilde yapacağımız yatırım ve faaliyetleri tek tek belirledik. Kısa adı GEP olan bu bölgesel gelişim projeleri sayesinde Bakanlığımız, 31 Aralık 2019 tarihine kilitlenerek yapacağı yatırımları bu tarihe kadar tamamlamak için olağanüstü çaba sarf ediyor.

Susuzluğa son

- Son 44 yılın en kurak yılıydı bu sene. Susuzluk yaşanacak mı?

- En kurak su yılını geride bıraktık. Buna rağmen yaptığımız yatırımlar sayesinde vatandaşlarımız bu kuraklığın farkına bile varmadı. Dolayısıyla suyu akıllıca yönetiyoruz. Bu sene kuraklık olmasına rağmen su sıkıntısı yaşanmadı. Yaşanan bu olağanüstü kuraklıkta içme suyu hususunda sıkıntı yaşanmamasının sebebi son 15 yılda suya yapılan yatırımlardır. Bu süre zarfında 7 bin 200 tesisi aziz milletimizin hizmetine sunduk. Bu tesislerin 508 adedi baraj, 327 adedi ise gölet olarak inşa edildi. Ayrıca bu dönemde 193 adet içme suyu tesisi hizmete alındı. Türkiye su zengini bir ülke değildir, fakat su fakiri de değildir. Türkiye bulunduğu iklim kuşağı sebebiyle düzensiz bir yağış rejimine sahiptir. Düzensiz bir yağış rejimine sahip olunduğu için yağışlı mevsimlerde suyu biriktirmek ve yağışın az olduğu dönemlerde kullanmak zorundadır. Dolayısıyla Türkiye açısından suyu biriktirmek için baraj ve göletleri inşa etmek bir zarurettir. Yaptığımız yatırımlar sayesinde son 15 yılda 42 milyon vatandaşa ilave içme suyu temin ettik. İstanbul’daki içme suyu barajlarında 22 Kasım itibarıyla 482,4 milyon, Ankara’da 147 milyon, İzmir’de ise 127,8 milyon metreküp su bulunuyor. Hiçbir ilimizde içme suyu konusunda su sıkıntısı yaşanmıyor.