Muharrem ayı ve aşure kültürü

Müslüman âleminde muharrem ayının 10. günü birçok olaya atıfla özel bir gün kabul edilir ve aşure adlı özel bir yemek yapılarak anılır

Merhaba; hicri ay takvimine göre ilk ay olan muharrem ayı içerisindeyiz. Hicri takvim, Hz. Muhammed’in Mekke’den Medine’ye miladi 622’de göç etmesinden 17 yıl sonra Hz. Ömer’in hilafet döneminde Hz. Ali’nin önerisi üzerine yeni bir takvim için başlangıç olarak kabul edilip düzenlenmiştir.

Hicri takvim ayın döngüsüne göre hesaplandığı için güneş döngüsüne bağlı miladi takvime göre yaklaşık 10 gün daha kısadır. 12 ay üzerinden hesaplanan hicri takvimde birbirini takip eden muharrem, zilhicce, zilkadde ve yedinci ay olan recep ayı haram “hürmet” ayları olarak kabul edilmiştir ve Tevbe suresinin 36. ayetine bağlı olarak “Allah katında ayların sayısı, gökleri ve yeri yarattığı gün Allah’ın yazdığı şekilde 12’dir. Bunlardan dördü haram aylarıdır, dosdoğru hesap budur işte” diye belirlenmiştir.

Tarihi bir günMuharrem ayı ve aşure kültürü

Medine’ye göç ettikten kısa bir süre sonra burada bulunan Yahudilerin muharrem ayının 10. günü oruç tuttuklarını öğrenen Hz. Muhammed’e, bunun Hz. Musa’nın ve kavminin firavunun zulmünden kurtuluşunun anısı üzerine yapıldığı söylendiğinde Hz. Muhammed “Hz. Musa Allah’ın resullerinden biridir. Ben de Allah’ın son resulü olarak ona sizden daha yakınım” der ve oruç tutar, tutulmasını beyan eder. Böylece Hz. Muhammed muharrem ayının 10. günü oruç tutar. Yaklaşık bir yıl sonra ramazan orucu yüce Yaradan tarafından farz kılınınca Hz. Muhammed muharremin 10. günü orucunu ümmetinin isteğine bağlı olarak tutup tutmamakta serbest bırakmıştır.

Akabinde Müslüman âlemi muharrem ayının 10. gününü tarihsel takvimle belirlenme imkanı olmamasına rağmen bu güne kimi olayları indirgemiştir. Gerek yazılı tarih kaynakları gerekse de kutsal kitaplarda hiçbir gün işaret edilmemesine rağmen muharrem ayının 10. günü Hz. Nuh’un gemisinin Cudi Dağı’nda karaya oturduğu gün, Hz. Adem’in tövbesinin kabul edildiği gün, Hz. Yunus’un balığın ağzından kurtulduğu gün ve Hz. Eyüp’ün hastalığından şifa bulduğu gün olarak kabul edilir ve bu gün yukarıda sıraladığımız olaylara atıfla “aşure” adlı özel bir yemek yapılarak anılır, kutlanılır.

Değerli dostlar; muharrem ayının 10. gününde hazreti peygamberlerin başlarından geçen önemli olayların gerçekleştiğine dair hiçbir iz ve işaret yoktur. Ancak hicri 61 yılında, muharrem ayının 10. gününde Hz. Muhammed’in “göz bebeklerim, cennetin beyefendileri” diye sevdiği torunlarından Hz. Hüseyin, İslam âlemine saltanat nifakını sokan Muaviye’nin oğlu Yezit tarafından verilen emirle katil Şümür tarafından Kerbela’da Hz. Muhammed ailesinden ve yakınlarından olan diğer 71 kişiyle birlikte şehit edilmiştir. Bu anlam ve bağlamda muharrem ayının 10. günü “yas” günü olarak hatırlanmalıdır. Bu günde İslam kültüründe yas tadımlığı olan helva pişirilerek kokusu dağıtılmalıdır. Aşure muharrem ayı içerisinde herhangi bir gün üzerine yüklenen anlamlar gereği yapılmalıdır.

10 günlük oruç

Kerbela’da ailesiyle birlikte günlerce aç ve susuz bırakılarak işkence edilen, akabinde de mübarek ve güzelim başları kesilerek şehit edilen Hz. Hüseyin ile tarihsel olarak bütünleşen muharrem ayı içerisinde Caferiler ve Aleviler 10 günlük oruç tutarlar. Kadınlar yas elbiseleri alır, ay boyunca hiç çıkarmadan giyer ve yas bitiminde fakir birine verirler. Oruç süresince et yenmez (kan akıtmamak için), su içilmez (Hz. Hüseyin susuz bırakıldığı için), düğün ve eğlence yapılmaz.

Muharrem aylarının 10. günlerinde gözyaşları döken Hattat Kazasker Mustafa İzzet Efendi; Ayasofya levhalarını yazarken imzasını gözyaşı şeklinde Hz. Hüseyin levhasının altına koymuştur. Muharremin 10. “yas günü”nde helva kavuralım, Ayasofya’ya gidip Hüseyin’in levhasına bakarak aşıkların gözyaşlarından gözyaşlarına karışalım.