Karantina serasında romantik bir yemek!

Koronavirüs salgınıyla birlikte alınan sıkı tedbirleri bizden önce gevşetmeye başlayan ülkelerden gelen haber, fotoğraf ve videolar, önümüzdeki günlerde bizi nasıl bir hayatın beklediğinin de göstergesi.

“Koronavirüsten sonra hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” diyenlere inanmayanlar buyursun dünyanın “yeni normal”ine baksın.

Düne kadar kadınların yan yana oturup sohbet etmekten keyif aldığı kuaför koltuklarına “sosyal mesafe” ayarı geldi.

Restoranlar masaların aralarını açmakla yetinmedi.

Her işletme kendi bütçesine göre özel bir çözüm üretti.

Müşterilerin yanlışlıkla da olsa birbirlerine temas etmemesi için masaların arasını şeffaf perdeyle bölen restoranlar da gördüm, masraftan kaçınmayıp bahçesinde karantina terası yapanlar da.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın her ay kademeli olarak devreye girecek “Türkiye’nin yeni normali”ne ilişkin açıklamalarını okuyunca anladım ki bazı ülkelerde başlayan yeni hayat pek yakında bizi de içine alacak.

Karantina serasında romantik bir yemek

 

İzzet Altınmeşe’den gençlere hayat dersi

Halk müziğinin efsane isimlerinden İzzet Altınmeşe, Twitter’da adeta “hayat dersi” veriyor gençlere...

Altınmeşe, Twitter’daki hesabını 2015 yılında açtı, ama 65 yaş ve üstüne getirilen sokağa çıkma yasağına kadar aktif değildi.

Altınmeşe, 4 Mayıs’ta “Ben de artık Twitter’dayım, takip ederseniz sevinirim gençler” diye yazınca olanlar oldu!

Bu tweet’ten sonra 151 olan takipçi sayısı beş günde 55 bini buldu.

Çünkü 75 yaşındaki sanatçının yazdığı tweet’lerdeki hedef kitlesi gençlerdi.

“Yıllar boyu üstümden neler neler dediniz, şimdi sıra bende gençler.”

“Bana diyorlar ki ‘Twitter’da gündem Survivor falan takip ediliyor. Sizin zamanınız geçti, ne işiniz var?’ Evden çıkmak bana yasak (75 yaş) bütün gün evde halay çekip, ağıt yakıp, türkü söylemiyoruz. Biz de ‘Survivor’ izliyoruz, pehhh.”

“Mesaj sayfama yorum geliyor; ‘Abi, amca, dede hesabını oğlun mu kullanıyor?’ diye. Gençler benim yaşımda hala sanat yapan, siyaset yapanlar var. Biz eski toprağız, daha ölmedik. Bu arada Ardahan (Survivor yarışmacısı) babuşun kalmasına sevindim.”

“Gençler beni çok seviyor, ben de onları. Bazıları bana yazmış, ‘İzzet dede, sizin yeriniz Facebook, yaşıtlarınız orada.’ Onlara gülümseyerek şunu söylemek istiyorum. Sizin yaşınızdayken Almanya’ya turneye gidiyordum tek başıma. Siz ekmek almaya gidemiyorsunuz.”

Gençlere hayat dersi verdiği, hayvan sevgisini dile getirdiği tweet’lerle gündem olan sanatçı, konser teklifleri aldığını, yakında sosyal medyadan canlı yayınlar bile yapacağını açıkladı.

Uçakta en kirli yer neresi çıktı?

“Kim Milyoner Olmak İster” yarışmasındayız ve ilk baraj sorumuz şu:

“Uçakta en kirli yer neresidir?”

Seçenekler de şöyle:

  1. Tuvalet
  2. Emniyet kemeri
  3. Yolcu masası
  4. Koltuk cebi

Sizi bilemem, ama İngiliz Daily Express’in yaptığı bu konudaki ilginç haberi okuyana kadar bu soruya vereceğim yanıt “Tuvalet” olurdu ve yarışmadan başı önünde ayrılanlar kervanına katılırdım.

Çünkü CBA News Marketplace’ın yaptığı araştırmaya katılan işin uzmanları ve hosteslere göre gerçek şu:

Koltuğa oturunca laptop, iPad, telefon, kitap ve gazete gibi eşyalarımızı koyduğumuz koltuk arkasındaki cepler, uçakların hiç dezenfekte edilmeyen yerlerinden biri.

Hosteslere göre, önceki yolcunun kirli mendil, hastane çantası, külot, çorap, sakız, elma parçalarını attığı ceplere sonraki yolcu elinde taşıdığı eşyasını koyuyor, bundan kesinlikle kaçınılmalı.

İşin uzmanlarına göre uçaklarda en kirli yerler emniyet kemerleri, yolcu masaları, tuvaletteki kollar, koltuk cepleri ve koltuk başlıkları. Bu nesnelerin yüzeyinde küf ve bakteri riski söz konusu.

GÜNÜN SÖZÜ

“Anlamak masraflı iştir. Emek ister, gayret ister, samimiyet ister. Oysa yanlış anlamak kolaydır; biraz kötü niyet, biraz cehalet kâfidir.” (Sezai Karakoç)