Ali Nail Kubalı

Ali Nail Kubalı

ankubali@gmail.com

Tüm Yazıları
Haberin Devamı

DEĞERLİ okurlarım, ÖSYM Başkanı Ali Demir hala o makamda nasıl kalabilir ?
YGS’deki olay üzerinde yazılmadık kalmadı. Bir milyon 700 bin gencin geleceğiyle oynanabilmesine olanak verecek bir “şifre” nin varlığı artık inkar edilemez bir biçimde ortaya çıktı. Sınav cevaplarında bir “şifre” olduğunu günlerce inkardan sonra kendisi de kabul etti.
Ama basında çıkan haberlerden öğreniyoruz ki bu, Ali Demir’in ilk olayı değil. Ortaya konulan ilk olay Almanya’da yayınladığı bir makalede intihal olduğu iddiası. Haberlerden anlaşılıyor ki Ali Demir 1990 yılında İngiltere’de iken yayınladığı birkaç bülümlük bir yazı dizisi, ilk sayıda söylediği gibi bir başka bilim adamının makalesinden yararlanılarak hazırlanmış özgün bir çalışma değil, o makalenin bire bir tercümesi. Ne tekim sonradan Ali Demir bunu kabul ediyor ve özür de diliyor.
Ali Demir’in 2010 yılında, ÖSYM Başkanı olmadan önce YGS’dekine benzer bir olay yaratmış olduğu da Milliyet’te Abbas Güçlü’nün sütununda yazıldı. O yazıdan aynen alıyorum:
“Yıl 2010. Yani geçen yıl. Prof. Demir, ÖSYM Başkanı olmadan önce İTÜ Fen Bilimleri Enstitüsü Müdürü olarak görev yapıyordu. İşte o dönemde üniversitede araştırma görevlisi olarak görevlendirilmek amacıyla doktora öğrencisi seçmek için başvurular alındı, sınav yapıldı. Peki ne oldu? ALES ve diploma notu en yüksek puanlı öğrenciler, yazılı sınavda çok düşük puan aldıkları gerekçesiyle elendi, en düşük puanlı öğrenciler ise sınavda çok yüksek puan alarak İTÜ’ye girmeye hak kazandı. Sınava itiraz edildi, İTÜ rektörlüğü komisyon kurdu, sınav sonuçları yeniden değerlendirildi ve sınav iptal edildi. Yeni sınav yapıldı. Sonuçta ne mi oldu? Daha önce kazananların hiçbiri kazanamadı!.. “
* * *
Değerli okurlarım, doğru olmamasını içtenlikle arzu ettiğim bu bilgiler eğer doğru ise, bu olay bir Ali Demir olayı olmanın üzerine çıkmıştır. O zaman sormak zorundayız:
1) İTÜ’deki skandalda diploma notları düşük olmasına karşın sınavı kazanmış gibi gösterilen öğrenciler gerçekten de ikinci sınavda başarısız olmuşlar mıdır?
2) Eğer ikinci sınavda başarısız oldularsa, bu haksız bir biçimde öne geçirilmeye çalışılan öğrenciler kimlerdir? Bu öğrenciler belirli bir etnik grubun, okulun, derneğin, tarikatın, camaatin üyeleri midirler? Bunu çözmek mümkündür, çünkü burada YGS’ye oranla küçük bir grup söz konusudur.
3) Eğer böyle çıkarsa o zaman mutlaka YGS sonuçları da çok dikkatle, bilgisayar yardımı ile ve “şifre” uzmanları tarafından incelenmelidir. Acaba bu sınavda da benzer bir amaç güdülmüş müdür?
4) Eğer bu da tesbit edilirse o zaman bir “toplum mühendisliği” projesi ile karşı karşıya kalındığı ortaya çıkmış olacaktır! Yani belirli bir grubun uzun vadede toplumda öne geçmesinin amaçlanmiş olduğu anlaşılacaktır.
5) Eğer öyle bir şüphe de doğarsa konunun Ali Demir’i aşıp aşmadığı, onun kimler tarafından bu görevlere getirildiği, birilerinin Türkiye’yi kendi planlarına uygun bir yöne itmeye çalışıp çalışmadığı sorularının araştırılması önem kazanacaktır.
Ben böyle olmuştur demek istemiyorum değerli okurlarım. Hatta böyle olmamış olmasını da diliyorum. Ama Ali Demir’in kamu oyunun önüne çıkarak bütün bu soruların cevaplarını vermesi gerektiğini söylüyorum. Ayrıca ortada böyle tereddütler varken, en azından tahkikatın selameti bakımından yapılan incelemeler sonuçlanıncaya kadar da ÖSYM Başkanlığını bırakması gerektiğini söylüyorum.