Acıları mı yarıştırıyoruz?

Nasıl ki bir taziye evini arayıp ”Akşam parti veriyoruz, bekliyoruz!” denmezse, 24 Nisan’da Ermenistan’a mektup yazıp “Buyrun Çanakkale’ye” de denmez. Bu, sadece kötü bir şaka olabilir.
Ancak cuma günkü Milliyet gazetesinde Serpil Çevikcan’ın haberinden anladığım kadarıyla, Türkiye tam da bunu yapmış! Ankara, her yıl 18 Mart’ta anılan Çanakkale Zaferi’ni bu yıl 24 Nisan’a çekerek, Ermenistan Cumhurbaşkanı Serj Sarkisyan dahil 102 dünya liderini Çanakkale’ye davet etmiş.
Aynı gün Erivan’da Ermenistan’da soykırımının 100. yılı için yapılacak anmaya, Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande, ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden, Papa Francesco ve birçok dünya liderinin katılması bekleniyor. Hal böyleyken, Türkiye neden son dakikada lüzumsuz bir diplomasi atağına geçti?
Şimdi...bazı konular vardır ki pr hesaplarının ötesinde daha derin bir empati ve feraset gerektirir. Şaka kaldırmaz. 1915 yılında Anadolu’da yaşayan Ermenilerin başına gelen büyük felaket, bunlardan biridir.
Adına ne derseniz deyin, nihayetinde şu ya da bu biçimde, binlerce yıldır bu topraklarda yaşayan Ermeniler, sistematik bir devlet organizasyonuyla sürülmüş, öldürülmüş, kadim kültürlerinin izleri yok edilmiştir.
Kaldı ki dünyanın büyük ölçüde ”soykırım” olarak tanımladığı bu lanet olayın sorumluları, burada dahi (yarım yamalak da olsa) yargılanmıştır. Ermeniler için tarihin bu kara sayfasının başlangıcı, 24 Nisan 1915’teki tehcir kararı ve İstanbul’daki Ermeni aydınlarının sürgünüdür.
İşte tam da bu yüzden Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın geçen yıl 24 Nisan için kaleme aldığı ve Ankara’nın geleneksel ”inkârcı” üslubundan uzaklaşan ”taziye mektubu” bütün dünya tarafından alkışlanmıştır. (Ben de geçen yıl bu sütundan Erdoğan’ın mektubunu övmüş, bu üslubun zaman içinde Türkiye ve Ermenistan arasında bir diyalog kapısını aralamasını dilemiştim.)
Ancak Çanakkale daveti, o mektubun ruhunu yansıtmamaktadır. Tam tersine, mektubun ”yapmayalım” dediği ”Acıları yarıştırmak” zihniyetinin bir ürünüdür.
Gerçi, Çevikcan’ın görüştüğü bir hükümet yetkilisi, ”Çanakkale’de Mehmetçik saflarında savaşan ve şehit düşen askerlerin içinde çok sayıda etnik kökenden gençler bulunduğunu, bunların aralarında Ermenilerin de olduğunu” belirterek Sarkisyan’ın bu yüzden davet edildiğini söylemiş.
İyi de o zaman bu daveti 18 Mart’a denk getireydiniz... Daha anlamlı ve sempatik olurdu. 24 Nisan talihsiz olmuş...
Neyse, söylenecek çok şey var ama sanırım en iyisi burada durmak.
Çünkü biz sözümüzü, pazartesi günü 13.30’da Hrant Dink anısına Taksim’den Agos’a yürüyerek söyleyeceğiz. Bekleriz, siz de gelin.