Bütün bunlar bitince ne olacak?

Bana öyle geliyor ki bazı konulara yaklaşımımızın netleşmesi durup onun tek bir insanı, tek bir aileyi nasıl etkilediğini düşünmemize bakıyor. Kendimizi biraz oraya koyarak tabii. Diyelim ki bir aile babasısınız, bütün ömrünüzü verdiğiniz küçük bir kunduracı dükkânınız var, oradan kazandığınız parayla kıt kanaat geçindiriyorsunuz ailenizi. Savaş zamanı, yokluk zamanı başınızı sokacak bir eviniz olduğu için yine de şanslı hissediyorsunuz. Elbet geçecek bu kötü günler. Yeter ki bir arada olun, sağlıklı olun.

Derken “Olağanüstü savaş koşullarının yarattığı yüksek karlılığı vergilemek” diye gerekçelendirilen “Varlık Vergisi” geçiyor meclisten. Tespit komisyonunun yaptığı çalışma sonucunda yüzde 87’sini gayrimüslimlerin oluşturduğu bir liste asılıyor. 15 gün içinde ödedin ödedin, ödeyemedin, malların haczedilerek icra yoluyla satışa çıkarılacak, bu da yetmezse “bedeni kabiliyetlerine göre” çalışarak ödeyeceksin bitmeyen borcunu.

Demin sözünü ettiğim aile babası olarak sizden istenen rakam 10 bin. Sizin aylık kazancınız 45 lira. Süreniz 15 gün. Aksi halde ne ev kalacak ne bark ne dükkân ne aile. Hikâyemiz tam da bu noktada başlıyor. Bizim kendinizi bu sıkışmışlık içinde bir hal çaresi arayan kunduracı Baruh yerine koyduğumuz yerde. Baruh istiyor ki hayat boyu onunla birlikte oradan oraya savrulmuş, güçlüklere göğüs germiş karısı Ester ve hayalperest kızı İda’ya söyleyecek iyimser bir şey bulsun. Takvimler 31 Aralık 1942’yi göstermekte. Yeni yıldan yeni başlangıçlar ummaktan başka çare yok. Hatta yılana sarılmak; kapılarına kadar gelen haciz memurunu yemeğe davet ederek birlikte yılbaşını kutlamak da mubah.

Oyuncu ve senaryo yazarı Aksel Bonfil’in “yeni nesil kulak tiyatrosu” olarak kısa sürede adını duyuran Podacto yapımı oyunu “Varlık”, İstanbul Tiyatro Festivali kapsamında dinleyiciyle buluştu. Çevrimiçi etkinlik; bir radyo tiyatrosu olarak. Baruh’u Cengiz Bozkurt’un, Ester’i Esra Dermancıoğlu’nun, İda’yı Ahsen Eroğlu’nun ve haciz memurunu Salih Bademci’nin seslendirdiği oyun, Türkiye’nin gayrimüslim nüfusu üzerindeki etkileri kuşaklar boyu sürecek Varlık Vergisi’ni bir ailenin hissettiği çaresizlik, haksızlığa uğramışlık, hayal kırıklığı üzerinden bakıyor. Bu yüzden de o dönemi anlamak  anlatmak için kurulacak pek çok sözden daha etkili. Baruh’un umutsuzluk içinde sorduğu “Bütün bunlar bitince ne olacak? Birbirimizin yüzüne nasıl bakacağız?” da hayatın her döneminde sorulması gereken bir soru. 

Bütün bunlar bitince ne olacak

Eğlenceli bir arkadaşlık muhasebesi

Podacto’nun Tiyatro Festivali’ndeki bir diğer yapımı “Eften Püften Şeyler”, “yeni roman” akımının öncülerinden Nathalie Saurraute’un yazdığı, Kerem Ayan’ın çevirip yönettiği bir oyun. Aralarına bir sebepten soğukluk girmiş iki yakın arkadaş bir araya geliyor, biri diğerine “Hayırdır, ne var, eskisi gibi değilsin bana karşı?” diye soruyor. Öbürü önce söze dökülmesi neredeyse imkânsız bir nidaya, arkadaşının bir tonlamasındaki kendisini rahatsız eden ‘şeye’ yüklemeye çalışıyor suçu. Ama konuştukça anlıyorlar ki meğer dile dökülmeyen ne çok sorun varmış aralarında. Kırk dakikalık, bir solukta başlayıp biten eğlenceli bir arkadaşlık muhasebesi. Seslendirenler de Nejat İşler ve Özgür Emre Yıldırım.