Oyuncuyla seyircinin ortak atan kalbi

Hiçbir oyunu görmekte geciktiğim için bu kadar üzülmemiştim. Hep iyi şeyler duydum, hep niyetlendim, en son pandemi engeline tosladım ve ancak 106. ve son oyununda yakalayabildim. Craft’ın “Kalp” oyunu. Zorlu’da yaptığı final, hayatımda gördüğüm en etkileyici “veda”lardan biri olabilir. Bütün salon ağlıyor, oyuncular ağlıyor, alkışlar kesilmiyor, çok cesaret verici bir “kalp bütünleşmesi” yaşadık gerçekten.

Neden cesaret verici; “Kalp” 1985 yılında yazılmış bir oyun. ‘80’lerin ilk yıllarında baş gösteren, bir türlü adı konulamayan, aslında konulmak da istenmeyen bir salgının ilk günlerini anlatıyor. Şimdi biliyoruz adını; AIDS. Bir virüs neden oluyor; HIV. Oyunun geçtiği zamanlarda hakkında bilinen tek şey insanları çoğunlukla iki yıla kalmadan öldürdüğü. Bir de sadece eşcinsellerde görüldüğüne dair bir hurafe var ve bu yüzden de devlet bir türlü bu virüsün araştırılması için gereken bütçeyi ayırmaya yanaşmıyor. Birçok kişi düşünüyor ki bu yılan onlara hiç bulaşmayacak, o nedenle telaşa sebep yok.

Larry Kramer’ın yazdığı, Hira Tekindor’un su gibi akan Türkçesiyle dilimize kazandırdığı, İbrahim Çiçek’in tempolu rejisiyle sahneye koyduğu “Kalp”, aslında tam da böyle bir atmosferde, hastalığın, ölümün, çaresizliğin, görmezden gelinmenin gölgesi altında sevmek üzerine bir oyun. Bir yazar olan Ned hem hayatının ilk ve tek aşkı Felix’le mutlu olmayı deniyor hem de kurucularından olduğu dernekle bu yetkililerce neredeyse yok sayılan belayla mücadele etmeyi. Kendi ailesine bile duyurmakta zorlandığı sesini gittikçe artan bir öfkeyle yükselttikçe kendi arkadaşlarıyla da ters düşüyor.

Dediğim gibi, asıl olarak bir aşk öyküsü anlatıyor, “Kalp”. Ama sürekli arkadaşlarının ölüm haberlerini aldığın, karantina hayatı sürmeye zorlandığın, durup durup “Sıra bana ne zaman gelecek acaba?” diye düşündüğün, birine dokunurken korktuğun, endişenin her şeye rağmen yaşama ve sevme güdünü yok etmemesi için insanüstü çaba harcadığın bir dönemde geçen bir aşk öyküsü bu. Bilmiyorum size tanıdık geldi mi ortam? Bir de buna karşına geçip “Vallahi ölüyorsanız sizin sorununuz, şimdi bu araştırmalara para verip, bu derneğe yardım yapıp eşcinsellere destek oluyor dedirtemem kendime” diyen “yetkilileri” ekleyin, tablo tamamlansın. 

Biz yıllar sonra, artık AIDS ölümcül bir hastalık olmaktan çoktan çıkmışken bir başka virüsün gölgesinde nefes almaya çalışan bir salon dolusu maskeli insan olarak izledik “Kalp”i. İnsanın bencilliği, anlayışsızlığı, “kendisinden” olmadığına inandığı kim varsa yalnızlaştırması, itelemesi üzerine çok kalp kırıcı bir öyküydü. Ama aynı oranda da iç ısıtıcıydı çünkü Ned ile Felix ölüme meydan okudular ve biz onların sevgisine çok inandık, onlar için hep beraber ağladık. Aras Aydın ile Cem Yiğit Üzümoğlu’nun inanılmaz performansına değinmek lazım burada ve ayrıca da bütün ekibin. Sinan Çatıkkaş, Kerem Arslanoğlu, Burak Sarıkahya, Nejdet Sert, Süleyman Kara, Soner Kurt, Nilperi Şahinkaya ekip oyunculuğu nasıl olur, dokuz oyuncu bir işe bu kadar inanırsa o oyun seyirciyle de nasıl bütünleşir, onda nasıl bir değişim yaratır, gösterdiler. “Kalp” her açıdan yüz akı bir oyun, bir şekilde devam etmesi mümkün olsa keşke diye umut etmeden duramıyor insan.

Oyuncuyla seyircinin ortak atan kalbi

***

KALP

Yazan: Larry Kramer / Çeviren: Hira Tekindor / Yöneten: İbrahim Çiçek / Dekor & Işık: Kerem Çetinel / Koreografi: Bahadır Efe / Hareket: Göksun Büyükkahraman

Kostüm: Nihal Kaplangı / Müzik: Ömer Sarıgedik / Afiş: Zerrin Tekindor 

Oynayanlar: Aras Aydın, Nilperi Şahinkaya, Cem Yiğit Üzümoğlu, Kerem Arslanoğlu, Burak Sarıkahya, Sinan Çatıkkaş, Nejdet Sert, Süleyman Kara, Soner Kurt