Asu Maro

Asu Maro

amaro@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

Her film festivalinin, ardında farklı heyecanlar ve yeni keşiflerin yanı sıra “Gene kadınlar ne kadar azdı perdede” hissi bıraktığı ülkemizde 25 yıl boyunca bir “kadın filmleri festivali” düzenlemek ne kadar önemli ve değerli bir şey, 25. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali’nde geçirdiğim dört günün sonunda ilk kurmam gereken cümle bu. Nil Kural’ın program direktörlüğünü üstlendiği, dünyanın dört bir yanından 60’tan fazla kadın sinemacının çektiği son derece sağlam filmlerden oluşan bir seçkiyle karşılaştığımız, her günü dört filmle doldursak aklımızın diğer salonda kaldığı bir festivalden söz ediyorum. Konu çeşitliliğinin, bakış ve sinema dili farklılığının yarattığı zenginliği anlatamam.

Haberin Devamı

“Kadınların mirasından güç alan” festivaldeki bölümleri biraz sıralarsak; “Her Biri Ayrı Renk” başlıklı yarışmada dokuz film FIPRESCI ödülü için yarışıyor. “Pembesiz Mavisiz” seçkisinde LGBTİ+ konusuna eğilen filmler var, “Olay Yeri: Aile”de aileyi merkeze alan filmler, tabii kadın sinemacıların gözüyle. “Kadın Yok Savaşın Yüzünde” seçkisinde barışı inşa eden kadınlara dair filmler bir araya gelirken, Türkçe ismini Marguerite Duras’ın “Yıkmak Diyor Kadın”ından alan bölümde geleneğe, kadını hapseden sisteme karşı çıkış yolu arayan filmler yer alıyor. “Küçük Kadınlar” Endonezya’dan Avusturya’ya kız çocuklarının büyüme öykülerini bir araya getirirken, “Ayak Basılmamış Yollar”da edebiyattan sinemaya kadınların yaratım sürecine odaklanan filmler, “Perdeyi Sahipleniyoruz” seçkisinde ise Tunus, Lübnan, Birleşik Krallık ve Türkiye’den kadın filmleri var.

Festivalin, Uçan Süpürge Vakfı’nın Onursal Başkanı Türkan Şoray’ın da bir konuşma yaptığı açılışı Karum Çim Alan’da gerçekleşti. Onur Ödülü’nü Şerif Sezer, Bilge Olgaç Başarı Ödülleri’ni Anna Maria Aslanoğlu, Ayşenil Şamlıoğlu ve Neşe Yulaş, Genç Cadı Ödülü’nü Nazlı Bulum aldı. Daha önce bir tören sonrası “Bizim sinemacılarımız neden ödül törenlerinde konuşma yapamıyor?” diye sormuştum, geri alıyorum, birbiri ardına son derece cesur ve net konuşmalar dinledik kadın sinemacılardan. Festival 5 Haziran’a kadar Kızılay Büyülü Fener Sineması ve Doğan Taşdelen Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde devam ediyor. Ankara’da olan ve “Başka bir dünyanın mümkün olduğuna” inanmak isteyen kaçırmamalı.

Haberin Devamı

Perdeyi sahiplenen kadınların filmleri

Öğrencilere her gün askıda bilet var

Uçan Süpürge Kadın Filmleri Festivali’nin en sadık izleyicileri gençler. Büyülü Fener Sinemaları karşı kaldırımdaki festival dostu kafeler Orta Dünya ve Ade Miel ile cıvıl cıvıl, genç bir üçgen vaha oluşturmuş durumda. Üstelik öğrenciler için filmleri izlemek çok daha kolay. Çünkü 36 bin filmlik arşivi olan sinefil, entelektüel, Galeri Siyah Beyaz’ın kurucusu Faruk Sade anısına kurulan Faruk Sade Sanat Fonu, festival boyunca her gün öğrencilere 50 bilet armağan ediyor. Bütün yapmaları gereken sabah 11.00’de Büyülü Fener Kızılay Sineması’ndaki Uçan Süpürge masasına gitmek.

Duras hakkında bilinenler - bilinmeyenler

Uçan Süpürge’de bu haftanın en ilginç filmlerinden biri, “Duras Hakkında Her Şey” (I Want to Talk About Duras). Claire Simon’un 2021 San Sebastian Film Festivali’nde yarışan filmi, adı hayatı boyunca ve öldükten sonra da Marguerite Duras ile anıldığında anlam kazanan genç bir adamın, Yann Andrea’nın 1982 yılında gazeteci Michele Manceaux’ya verdiği röportaj kayıtlarına dayanıyor. Andrea o sıralar 30’unda, felsefe öğrencisiyken hayran olup umutsuzca mektuplar yazdığı Duras ile iki yıldır birlikte yaşıyor, ondan 38 yaş küçük ve Duras’a aşık olsa da eşcinsel. Yaşadıkları tutkulu ve son derece sancılı ilişkiyi anlatmak istiyor. Yann’ı Swann Arlaud’nun, Manceaux’yu Emmanuelle Devos’nun canlandırdığı film, yarın 21.30, pazar 14.00’te Büyülü Fener’de.

Haberin Devamı

Perdeyi sahiplenen kadınların filmleri