Sizin elmanız hangisi?

Elma meyvelerin belki de ilki, kuşkusuz en sevilenlerinden biri, en çok çeşidi olanı. Âdem ile Havva’nın cennetten kovulmasına neden olan meyve elmaysa eğer, bütün meyvelerin atası da elma sayılabilir. Peki, hangi elma? Elmalarımızı yeterince tanıyor muyuz?

Elmanın kökeni Orta Asya, özellikle de Türk cumhuriyetlerinin bulunduğu coğrafya olarak kabul ediliyor. Kazakistan’ın başkenti Almatı, eski adıyla Alma Ata, adını elmadan alıyor. Elma Türklerle batıya doğru yayılmış, Macarlar bile Asya’ya uzanan köklerinden ötürü elmaya tıpkı bizim gibi alma diyorlar.

Sizin elmanız hangisi

Elma çeşitlerimiz çok, ancak piyasa sadece birkaç çeşit elmayla sınırlanıyor gibi. Yerli elmalar içinde en meşhur elma türümüz Amasya türü olsa gerek. Zaten ilk coğrafi işaret alan da bu tür olmuş. Kökü çok eskilere uzanıyor. Amasya’nın Yavru köyünde Roma dönemine tarihlenen elma ağacı figürlü bir mozaik bulunmuş. Osmanlı döneminde bile bölgenin elmalarının namı uzak diyarları tutmuş. Topkapı Sarayı alım defterlerinde kayıtlarda Amasya’dan özel olarak getirtilen elmanın adı “tüffâh-ı miskî” olarak geçmiş. Malum o zamanlar pek çok yiyecek, Arapça veya Farsça ismiyle anılırmış, o yüzden elma veya alma yerine Arapça tüffâh veya Farsça sib olarak geçmesi sık rastlanır bir durummuş. Misk ise hâlâ geçerli, çünkü mis gibi kokan Amasya elması halen mis kokulu anlamında “misket elması” olarak da anılıyor.

En çok Isparta’da

Türkiye’de en çok elma yetiştiren ilimiz Isparta. Bir zamanlar meyve suyu üretimi için elma bahçelerine ağırlık verilmiş olmasının bunda önemli bir payı var. Tıpkı şimdi Amasya elmasının Amasya’dan çok Tokat ilinde yetiştirilme sebebi de aynı. Elma çeşitlerimiz çok olsa da tescil alanlar o kadar da çok değil. İlginç bir şekilde Karadeniz Bölgesi’nde bir yoğunlaşma görülüyor. Giresun’da Piraziz elması yarısı açık yeşil, yarısı kırmızı bir elma; öyle ki insan yarı olgunlaşmış sanabilir, tadı da biraz mayhoş. Daha olgunlaşmasına zaman var, kasım ayında asıl tadını buluyor. Trabzon’da Yomra elması halk arasında “yomur elma” diye de anılıyor; rengi yeşil, şekli biraz yamuk, tadı epey mayhoş. Yeşil rengiyle uzaktan Ankara armudu bile sanabilirsiniz. Ardahan’da ise renk kırmızıya öyle bir dönüyor ki, insan hayret ediyor. Ardahan’ın Posof elması dışı koyu bordo rengi kırmızı; işin ilginci içi de kırmızı, tıpkı kan portakalı gibi, tadı da diğerlerine göre epeyce daha şekerli, âdeta kendi kendine doğal elma şekeri olmuş gibi. Bu elmaya Badele elması da deniliyor. Şekli de biraz basık, sanki üstten bastırılmış sanki. Doğuya ilerledikçe bu sefer tam tersi uzun boyuyla Kars’ın Kağızman elması ilgi çekiyor. Uzun boylu deyince bu elma âdeta dikine büyümüş gibi, endamlı bir duruşu var. Bu cinslerin dışında bir tek Çanakkale’nin Bayramiç sarı elması var tescil belgesi almış.

Çeşit çeşit elma

Hâlbuki çeşitlerimiz daha saymakla bitmez. Örneğin eylül ayının üçüncü haftası genellikle Arapkızı elmasının hasat zamanıdır. Bu elma ekşilikte sınır tanımaz, dışı sarı çilli koyu kırmızı olduğu için sanki tatlıymış gibi gelir, ama ilk ısırışta dişler kamaşır, insanın yüzü bir ekşir, ama sulu mayhoşluğuna dayanamaz yedikçe yersiniz. Daha da ekşisini ararsanız Anadolu ekşi elmada sınır tanımıyor. Benim yıllar önce gerçek Amasya elmasının izini sürerken tesadüfen keşfettiğim sapsarı bir elma var mesela. O zamanlar hakiki, eskisi gibi kokulu Amasya elmasını Çankırı’da üreten Hüseyin ve Keziban Genç çifti ile bir elma sohbetimiz olmuştu. “Üç Elma-Doğal Tarım” adıyla üretim yapan Genç çifti, aslında soyadlarını hak etmek istercesine emeklilik sonrası ikinci gençliklerini yaşıyor; tarımla uğraşarak buğdaydan elmaya, vişneye kadar Anadolu’nun kaybolmaya yüz tutmuş türlerini koruyorlar. İşte onlar beni Huriyemez elması ile tanıştırdılar. Adı üstünde Huriyemez, cennette bile yetişse hurilerin rağbet etmeyeceği ekşilikte bir elma. Hüryemez olarak da biliniyor. Aslında bana göre çok çok ekşi değil, ideal bir asit şeker dengesi var ama besbelli ki mis gibi halis Amasya elmaları yanında hurileri cezbetmeyeceği düşünülmüş. Sapsarı rengiyle son derece cazip ve pişirmeye çok uygun. Özellikle elmalı turta ve kek gibi tariflerde çok iyi sonuç veriyor.

Mis gibi bir elmadan alınan bir ısırık zamanında insanoğlunu cennetten kovdurmuş olabilir ama çeşit çeşit Anadolu elmaları insanı cennette geri götürüyor. Yeter ki kıymetlerini bilelim.