Psikolojik soru bankası

28 Nisan 2018

Psikoloji, içinde kesin formüller barındıran, mutlak bir bilim değildir.

Konusu insan olduğu için, insanla birlikte değişime açıktır. Bu sebeple, ben insana dair formüller veren yöntemlere inanmıyorum. Bunu da sıklıkla yazılarımda dile getiriyorum.

Üç günde özgüven, beş adımda aşk gibi formülleri gerçekçi bulmuyorum. Her insan kendine özeldir. Bir kişiye iyi gelen bir yöntem, bir başkasına iyi gelmeyebilir.

Genelgeçer ve herkese iyi geleceği iddia edilen bu formüller kısa ömürlü oluyor. Kişiye göre uyarlanmadığı zaman kalıcı bir etki bırakamıyor.

Psikolojide sayısal denklemler yok, ama ilişkilerle ilgili durumları kurgusal olarak bir matematik programına dönüştürürsek karşımıza neler çıkar?

Bugün içine biraz da mizah katarak böyle sorular hazırladım. Hiçbirinin tek ve kesin cevabı yok. Siz kendinize göre cevaplayın, isterseniz tanıdıklarınıza sorun, cevaplarınızı karşılaştırın. Bakalım nasıl cevaplar bulacaksınız!

a ve b arkadaştır. a, c’yi sevmez, tavırlarından rahatsız olur. a ve b ise iyi arkadaştırlar. a, c’yi sevmediğini b’ye söylemiştir.

Bir gün a ve b birlikteyken, c’ye rastlarlar. a, c’ye gayet samimi davranır, hatta buluşmak üzere plan yaparlar. b, bundan çok rahatsız olur. a

Yazının Devamı

Hayat, kaç kilo çeker

21 Nisan 2018

Ruhumuzu tartıya koysak, kaç kilo sorun ve sıkıntıyı çeker? Kaç gram haksızlığa dayanabiliriz? Kaç ton mutluluk taşıyabiliriz? Ve kaç gram verirsek ya da alırsak, ideal ruh ağırlığımıza ulaşırız?

İnsanın bedeninin bir kütlesi olduğu gibi ruhunun da vardır. Kimi zaman iç dünyamızı çok ağır hissederiz. Duygularımızı, düşüncelerimizi taşımakta zorlanırız.

Bazen de kuş gibi hafif oluruz. Kafamız rahattır, hayat istediğimiz gibi akmaktadır ve bize bir coşku eşlik eder.

Modern insanın en büyük hatası, kendi içine değil, dış dünyaya odaklı olmasıdır.

Dış dünyadaki uyaranlara kapılıp gidince içimize attıklarımızın ne kadar biriktiğini pek de farkına varmıyoruz.

Bir gün bakıyoruz ki iç dünyamızda bir ağırlık var ve zihnimizi taşıyamaz hale gelmişiz.

İçimizden bir şey yapmak gelmiyor veya yaptığımız işten zevk almıyoruz.

Sonra da mutluluğun peşinden koşmaya başlıyoruz.

Yazının Devamı

En son ne zaman çocukluğuma gittim?

14 Nisan 2018

Herkesin içinde bir çocuk yaşar. Kimi zaman zaman bu çocuğun sesine uyar, kimi ise onu susturmayı yeğler. Bazıları ise onun, orada olduğunu bile unutmuştur.
Yaşamın her evresinin kendine özgü özellikleri vardır.
Çocukluk dönemi içinde hep daha çok umut barındırdığından içimizdeki çocukla bağı koparmamamız önemlidir.
İçimizde yaşayan çocuk ve yetişkin arasında bir etkileşim hep olmalıdır.
Hayatın yoğun temposu, gündelik stresler çocuksu yanımızı gittikçe köreltti.
Teknoloji çağında olmamız, her şeyin ileri derecede teknolojik devrimlerle yapıldığı dünyada sokakta oynayan çocuklar azaldı.
Öyle ki çocuklar bile çocukluğunu tam yaşamıyorken yetişkinlerin içindeki çocukla bağ kurması daha da zorlaştı.

Yazının Devamı

Öğrenmeyi hiç bırakmamak

7 Nisan 2018

Hayat, sürekli öğreten, öğrenilecek konusu hiç bitmeyen; kimi zaman acı, kimi zaman tatlı anları menüsüne koyan bir yolculuk değil mi? Kim, “Ben artık oldum, piştim, her şeyi öğrendim” diyecek kadar cesur olabilir ki?

İnsanı hayatın içinde en canlı tutan, insan olduğunu hatırlatan şeylerden biri de öğrenme hevesidir. Daha doğduğumuz andan itibaren çevremizi merak ederiz. Bebekken kurcalar, konuşmaya başladığımızda “Bu ne?” diye sorar dururuz.

Çok soran, keşif yapmaya meraklı ve kurcalayan çocuklar, bazen sorularıyla anne-babalarını yorsalar da, uzmanlar bunun yaratıcılık için önemli bir unsur olduğunu düşünüyor.

İnsan kaç yaşına gelirse gelsin kendini geliştirmekten ve kişisel gelişimine yatırım yapmaktan vazgeçmemelidir. Zihni aktif tutmak, zihin egzersizleri yapmak ise insanın psikolojik sağlığı için son derece faydalı!

Beyin yeni bilgilerle karşılaşmayı sever ve yeni şeyler öğrenmeye çalıştıkça daha üretken hale gelir. Eğer beynimizi sadece alışkanlıklara teslim edersek, değişiklik ve rahatımızı bozma korkusundan öğrenmekten kaçarsak, beynimiz tembelleşir.

Beden için fiziksel egzersizler yaparız ve bedenimizin dinç kalmasını sağlamaya çalışırız. Beynimiz ve ruh sağlığımız için de

Yazının Devamı

Korkutarak öğretmek

24 Mart 2018

Her ne kadar eskiden korkutarak öğretmek çok kullanılan bir yöntem (yemeğini yemezsen seni öcüler gelir, giyinmezsen iğneciyi çağırırım) olmuş olsa da günümüzde bunun psikolojik olarak olumsuz bir davranış şekli olduğu anlaşılmıştır.

Öncelikle korkarak öğrendiğimiz hiçbir şeyi içselleştirmiyoruz yani sadece korktuğumuz için yapıyoruz.

Bana kızmasınlar, yemeğimi yiyeyim; annem kızar kardeşime vurmayayım diyorsa annem arkasını döndüğü anda vururum!

Yani korktuğum kişi yanımdaysa bu davranışı yapmıyorum ama onun kontrolünde değilsem yine bildiğimi yapıyorum.

Üzülerek söylüyorum ki ilişkide olduğunuz kişi ister çocuğunuz, ister eşiniz, kim olursa olsun eğer “korkutmaktan başka çarem yok, yoksa hiçbir şeyde anlaşamıyoruz” diyorsanız ilişkinizin temelinde sorun vardır.

Başlarda korksanız bile zamanla korktuğunuz kişilere karşı öfke duymaya başlarsınız.

Ve bir gün artık korkmadığınızda o kişiye hesap sormayı istersiniz.

***

Yazının Devamı

Başlamak mı zor devam etmek mi?

17 Mart 2018

Bir işe, göreve, ödeve veya illa ki zorunlu bir iş olmasın istediğiniz bir iş bile olsa başlarken zorlanır mısınız?

En zor kısmı başlamak, bir başlasam gerisi çorap söküğü gibi gelir, ben başla düğmesine basamıyorum diyenlerden misiniz?

Veya başlamakta sorun yok, hemen başlarım da devamını getiremiyorum, başladıktan bir müddet sonra dikkatim dağılıyor, canım sıkılıyor, başka uyaranlara takılıp işimi devam ettiremiyorum diyenlerden misiniz?

Yoksa en zor seçeneği seçip, ikisi birden mi dediniz?

Hem başlayamıyorum ama olur da başlasam bile devam ettiremiyorum, bu sebeple tüm işlerim yarım, tüm heveslerim raflarda bekliyor ve biraz da mutsuzum diyen insanlara bu aralar çok rastlıyorum.

Zaman zaman ben de aynı sıkıntıları yaşıyorum.

İlginç olan, yapmayı çok istediğim bir şeye karşı da, yapmayı hiç istemediğim bir göreve karşı da eşit derecede başlama sıkıntısı yaşayabilmem!

Örneğin, bir film izlemeyi çok istiyorum ve filmi cumartesi günü izlemeye karar veriyorum.

Yazının Devamı

Kızgınlık tablosu

10 Mart 2018

Bugün kızmak, öfkelenmek, sinirlenmek, tepesi atmak, sinirden çatlamak, öfkeden deliye dönmek, sinir olmak veya siz nasıl tarif ederseniz edin öfke duygusuna dahil her şeyden arınma günü olsun diye düşündüm.

Sabah evden çıktığımda kendi kendime bir karar aldım, bugün öfke diyeti yapıp ne olursa olsun hiçbir şeye kızmayacağıma hatta sinir bile olmayacağıma dair kendime söz verdim.

Yalnızca öfkelenip, öfkeli davranmaktan bahsetmiyorum daha iddialı bir karar alarak sinir bile olmamaya karar verdim.

Öfke duyguma dedim ki “bugün izinlisin, ne olursa olsun çalışmayacaksın, senin çalıştığın bölüm kapalı ve çıkıp gelmeye kalkarsan da seni evine geri yollayacağım haberin olsun!”

Bu benim tasarladığım küçük bir deneydi.

Duygular bize gelir, gider, sürekli olarak bir duygu yelpazesinde yaşarız. Önemli olan herhangi bir duyguya takılıp kalmamaktır. Bu durumda öfke, kızgınlık gibi duygular bana bugün içinde uğrarsa onlara aldırış etmemeye karar verdim.

Evden çıktım, işe gitmek üzere yola koyuldum. İlk olarak önüme sol şeritte giden ve elinde cep telefonuyla konuşan, hem telefonu hem arabayı aynı anda kullanamayan bir kadının arkasına düştüm.

Hem kendi canını hem de başkalarınınkini tehlikeye atan bu

Yazının Devamı

Şimdi ve burada!

3 Mart 2018

İsteklerimiz, yapacaklarımız, kafamızda olanlar belli bir zamana yayılır. Geçmişten kalan tortularımız ve geleceğe yönelik soru(n)larımız vardır.

Peki ama siz şimdi ve burada ne istiyorsunuz?

Cevabı çok basit gibi olan bu soruyu kendinize kafanızın karışık olduğu durumlarda sorun!

Göreceksiniz ki cevap soru kadar basit değil! Çünkü çoğu zaman ya ne istediğimizi bilmiyoruz ya da istediğimizi bilmezden geliyoruz!

Geçen gün bir arkadaşımla sohbet ediyorduk. Sürekli olarak takılı kaldığı bir konuyu anlatıyordu. Eğer öyle olursa, böyle olmazdı, onu derse karşısındaki bunu kabul etmezdi. Nereye çeksen uzayan bir konuydu.

O anda fark ettim ki aslında arkadaşım kendisi ne istediğini bilmiyordu. “Bir dakika dursana” dedim. Kafasını kaldırdı ve bana baktı, “Sen şimdi ve burada bu odadasın ve şu anda ne istiyorsun” diye sordum.

İstemediklerini çok güzel anlatmıştı, bıraksam daha da konuşurdu. Ancak olayları zamana yayıp durmaktaydı ve şimdi ne istediğine karar vermek zorundaydı.

Yüzüme baktı ve bakmaya devam etti, sonunda

Yazının Devamı