Belma Akçura

Belma Akçura

bakcura@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

Son dönemlerde çocuklara yönelik cinsel istismardaki artışa rağmen, suçların önlenmesinde yasaların yetersiz olması, şikâyete bağlı olması, daha da önemlisi çocuk istismarına evlilik ekseninde çözüm arayışları, bu durumdan rahatsız olan baroları da harekete geçirdi.

İstanbul Barosu Çocuk Hakları Merkezi Genel Sekreteri Avukat Selmin Cansu Demir, TBMM Çocuk İstismarını Önleme Komisyonu’na iki saatlık bir sunum yaparak, TCK’nın “Reşit olmayanla cinsel ilişkiyi” düzenleyen 104. maddesinin revize edilmesi gerektiğini, bu durumun dini nikâh veya çocuk yaşta evlilikleri tetiklememesi gerektiğinin altını çizdi…

Haberin Devamı

Milliyet haberi “15 yaş üstündeki çocuklar için cinsel af teklifi” başlığıyla yayımladı. Önder Yılmaz imzalı haberin içeriği ise tamamen farklı.

***

Haberde TCK’nın “Reşit olmayanla cinsel ilişkiyi” düzenleyen 104. maddesinin revize edilmesi gerektiğini belirten Demir Türk Ceza Kanunu (TCK), Ceza Muhakemeleri Kanunu’ndaki (CMK) eksiklikleri anlatırken, failin cezalandırılması veya cezaları daha çok attırılmasının çocukların gerçek problemini çözmekten uzak olduğunu kaydederek yargılama sürecinde yaşanan mağduriyetleri şu ifadelerle dile getiriyor:

“Çalışmalarımızda mağdurların ve ailelerin yargı sürecindeki yargılayıcı sorular yani kendilerinin aslında yargılanması, örseleyici birtakım tutumlardan, yargılamanın uzun sürmesinden, yargılama sürecinde bilgilendiril-memelerinden, kendilerini ifade edememelerinden ve sanıktan ya da sanığın ailesinden baskı görmelerinden oldukça etkilendiklerini, incindiklerini ve failin cezalandırılmasının kimi zaman bu hassasiyetlerin arka planında kalabildiğini
fark ediyoruz.”

***

Avukat Selmin Cansu haberin başlığına yönelik itirazı şöyle:

“İstanbul Barosu Çocuk Hakları Merkezi ve şahsım ile ilgili, 31 Mayıs 2016 tarihinde gazetenizde yayınlanan haber, içeriği ile hiç ilgisi olmayan bir şekilde“15 Yaş Üstündeki Çocuklar İçin Cinsel Af Teklifi” başlığını taşımaktadır. TBMM’de 2 saate yakın süren sunumumda, hiç bir şekilde kullanmadığım, haberin içeriğinde de yer almayan bir cümle başlık olarak seçilmiştir. Önemle belirtmek isterim ki; İstanbul Barosu tarafından verilen her hangi bir yasa teklifi olmadığı gibi, cinsel suçlar için af talebi de hiç bir zaman hiç bir mercide dile getirilmemiştir. İstanbul Barosu gibi büyük bir meslek örgütü adına yaptığım konuşmanın, bu şekilde lanse edilmesi kamuoyunda tartışma yaratacak ve yanlış anlaşılmalara mahal verecek niteliktedir.

Haberin Devamı

Haberin içeriğinden kısmen anlaşıldığı gibi, çocuk istismarına evlilik ekseninde bir çözüm aranması, çocukları istismar eden yetişkinlerin çocuklara daha çok zarar vermelerine yol açacaktır. Bu nedenle, sunumda, 15 - 18 yaş grubundaki çocukların arasında gerçekleşen rızaya dayalı cinsel birlikteliklerde, çocuk fail bakımından yetişkin failden farklı bir değerlendirme yapılmasının, çocukları korumaya evlilikten daha çok hizmet edeceği vurgulanmıştır. Anlaşılacağı üzere, af talebinin beyan ettiğim görüş ile hiç bir ilgisi yoktur. Haberin bu başlıkla verilmesi İstanbul Barosu’na, şahsıma ve en çok da çocuklara yapılmış bir haksızlıktır.

Haberin Devamı

Bu beyanımın dikkate alınarak gerekli işlemlerin yapılmasını ve mevcut haberin internet sitesinden kaldırılmasını rica ediyorum. Hukuki bir yola gerek kalmadan bu yanlışlığı düzelteceğinizi umuyorum.”

***

Ombudsman görüşü;
önce bir durum saptaması yapalım. Evet haberin başlığıyla içerik uyuşmuyor. Başlık haberin tamamen yanlış yorumlanmasıyla ilgili bir duruma işaret etmekte…

Ancak şu da bir gerçek… Editörler zamanla yarışıyor, bir editör dört beş sayfayı bir arada yapmak zorunda bırakılıyor. Haberlerin uzunluğu, fotoğraf arayışı, sayfada yer sorunu, kısaltırken dikkatten kaçan unsurlar gibi konularla da ayrıca boğuşuyorlar.

Bu sorunun çözümü editörler ve alanında uzmanlaşmış muhabirler arasında iletişim eksikliğini ortadan kaldırmak… Editörlerin üzerindeki yükü hafifletmek… Gündeme ilişkin toplantılara bütün sayfa editörlerinin katılımını sağlamak…

Açıklamayı yapan kim?

Bu soruna çözüm üretilmemesi benzer çok sayıda başka sorunlara da yol açıyor. Örneğin Mahmut Esen adlı okurumuzun gönderdiği e-mail de şöyle: “Milliyet gazetesinde ‘Miting değil karşılama’ başlığı ile, deneyimli gazeteci olduğu bildiğim Namık Durukan imzası ile verilmiş haber metni içeriğinde, HDP adına açıklama yaptığı ifade edilen ve sadece soyadı belirtildiği görülen Bilgen’in, adı ve konumunun (görevi/unvanı) yazılması unutulmuş. Acaba gözünden mi kaçtı ? Yapılan editoryal hatadan dolayı HDP Parti Sözcüsü Ayhan Bilgen’den ve okurlarımızdan özür dileriz.