O çırpınma niyeydi?

O çırpınma niyeydi?


Bayılıyorum bizim ekonomistlere. IMF’ten para gelmiyor, battık diye iki ay başımızın etini yediler.
Para geldi. "Şimdi düzlüğe çıktık. Dolar düşer, ekonomi toparlanır herhalde." deyince "Yok canım, bu para devede kulak. Borç ödemesine gidecek... Hele bir sonbaharı bekleyelim. Parasal göstergelerde beklenen olası iyileşmenin reel sektöre akseleratör etkisi" diye başlıyorlar masala.
Kadri Amcam’ın aklına bir fıkra gelmiş, sabah ilk iş beni aradı.
Uzaylılarla sonunda iletişim kurulmuş, karşılıklı tanışma, inceleme çalışmaları başlamış. Konu üremeye gelince, uzaylı doktorlar bir kadından kan alıp tüpe koymuşlar, bir solüsyonla karıştırmış, çalkalamışlar, bir iki dakika sonra bebek ortaya çıkmış.
Sıra gelmiş bizimkilere. İki gönüllü denek bulunmuş, laboratuvarın boş bir odasına kapatılmış, ve uzaylı doktorların şaşkın ama sabırlı bakışları altında, gerekli işlem tamamlanmış.
İki denek odadan çıkarken, uzaylı misyon şefi bizimkilere sormuş:
-Eee bebek nerede?
-Bizde öyle şıppadanak olmuyor bu iş... Dokuz ay kadar beklemek gerekiyor.
-Ohooo, demiş uzaylı doktor, madem bu kadar beklemek gerekiyordu, deneklerinizin o telaşı, o çırpınması niyeydi öyle?

Milliyet’te okudum. (Manken Ayşe Hatun Önal’la Nice’te bir hafta sonu geçiren) "Kocası Kaya Çilingiroğlu’nu affedince, rakibi Gülben Ergen karşısında sürekli ‘mevzi kaybeden’ Hülya Avşar’ın işleri açıldı. Turistik oteller zinciri Magic Life Avşar’la 6 haftalık bir anlaşma yaptı".
Gerçekten de aynı gün, Magic Life’ın sayfa sayfa ilanları çıkmaya başladı gazetelerde. Kaçamağı ortaya çıkaran bizim Magazin Müdürü Ali Eyüboğlu olmasaydı, "Sakın danışıklı dövüş olmasın; reklam için böyle bir senaryo yazmasın bunlar..." derdim. Ama mümkün değil. Ali’nin haberi her zamanki gibi doğrudur.
Geriye bir ihtimal kaldı: Magic Life Türk aile müessesesini ayakta tutmak, boşanmaları engellemek için Hülya’yla anlaştı. Konserler avans ödemesi sayılır.

Dış Politika Enstitüsü Müdürü Seyfi Taşhan ile eşi Aymelek Hanım’ın, Ankara’da, şehrin içinde kalmış, bağ evi gibi bir evleri vardır. Her yıl temmuzun ilk pazar günü bir davet verirler. Yabancı elçileri, diplomatları, hocaları bir araya getirirler. Ceketler, kravatlar atılır, samimî ve gayri resmî bir sohbet başlar...
Bu yılki davette de öyle oldu. Ama bu sefer, davetin yıldızı Dışişleri Müsteşarı Faruk Loloğlu’nun eşi Mevhibe Hanım’dı. Yakında Washington Büyükelçisi olarak göreve gidecek olan Loloğlu’nun eşinin ressam olduğunu dostları bir vesileyle öğrendiler. First Sefire Mevhibe Hanım bir sürpriz yaptı ve resimlerini dostlarına ilk kez açtı. Bir depo dolusu resim... Ve çok beğenildi.
Bu toplantının bir de hüzünlü yanı vardı. Taşhanlar’ın bu sevimli evi yakında yıkılacak, yerine bir apartman yapılacakmış... Bu, belki de sonuncu "temmuz toplantısı" idi!

Haslet Soyöz iki hafta yok. "Hem izin, hem çizim... iki hafta yokum" dedi. Önce "Hayatta olmaz, bırakmam..." diye itiraz ettim, sonra sordum "Ne tarafa?" diye. On beş gün Dalmaçya kıyılarını gezeceklermiş, tekneyle. Ekip de ekip hani: Tarık Minkari, Aydın Boysan, Ayduk Koray, Necdet Akar... Şamatayı düşünebiliyor musunuz! Vallahi kıyamadım Haslet’e... Bu gezi hakikaten kaçmazmış!