#ALAÇATI75DESİBEL

'60 desibelde sohbet eder,

50 desibelde yağmuru izler,

30 desibelde sırlarımızı paylaşır,

00 desibelde iç sesimizi dinleriz.’

diye başlıyor Alaçatı Turizm Derneği’nin öncülüğündeki #Alaçatı75desibel sivil toplum hareketi.

Amaç, toplum dayanışması sağlayarak gürültü kontrolü konusunda farkındalık yaratmak.

“Bugün Alaçatı’nın bu kadar sevilmesini sağlayan insanı ve kültürüyle birlikte korunması, sürdürülebilir turizmin de vazgeçilmez parçasıdır.

Bunun yanında, komşuluk, saygı, hoşgörü gibi toplumsal değerlerimizi kaybetmemek için hassasiyet göstermek, hepimizin görevidir.

#ALAÇATI75DESİBEL

Alaçatı’daki eğlenceye karşı değiliz, ama çevreyi rahatsız edecek seviyede müzik yayınına karşıyız.

İç mekân gürültüsünün sokakta, 75 desibelden fazla duyulmasını istemiyoruz.

Ayrıca gece 01.00’den sonra müziğin komple kapanması taraftarıyız.

Alaçatı’nın yaşanabilir bir yer olmaya devam etmesini, insanların huzur hakkına sahip çıkılmasını istiyoruz” diyorlar.

Haksızlar mı?

#ALAÇATI75DESİBEL

Türkbükü gibi olmasın!

Nişantaşı Atiye Sokak’tan barlar sokağına dönüşmesi sonucu taşınmak zorunda kalmış biri olarak Alaçatılılara hak vermemek mümkün değil.

Elbette, restoran, kulüp-bar her yerde olsun, bu mekânlar müzik de yapsın ama çevremize, yan komşuya zarar vermeden.

Malum, küçücük bir Ege köyü Alaçatı.

Bir barlar sokağına dönmesini istemiyoruz, lokalin doğalın korunduğu bir yer olmaya devam edebilmesi arzumuz.

Elbette Alaçatı hepimizin, keyif alalım, eğlenelim, ancak eğlenirken çevreyi rahatsız etmeyelim.

Alaçatı’yı Alaçatı yapan değerleri ve sakin Ege yaşantısını hep birlikte koruyalım.

Alancha, Agrilia, Köşe Kahve, yerel ve harika yemekleriyle Alaçatı’nın en iyi mekânlarından.

Üstelik çevrelerine ve Alaçatı’nın dokusuna son derece saygılılar, daima koruyorlar, geliştiriyorlar.

Çünkü biliyorlar ki kendi mekânlarının da Alaçatı’nın da uzun soluklu olabilmesi için gerekli olan bu dokuya sahip çıkmak.

Türkbükü de Alaçatı gibi küçük bir köydü, Alaçatılıların yaptığını Türkbükülüler yapamadı.

Sonucu hep birlikte izledik.

İşte biraz da bu yüzden #Alaçatı75desibel sonsuz desteği hak ediyor.

Değişim nasıl başladı?

Eskiden İzmirlilerin sayfiyesiydi Çeşme.

Bir de rüzgârı sayesinde sörfçüler biliyordu değerini.

Babylon Alaçatı’nın açılışıyla İstanbullular da Çeşme’yi keşfetti.

Babylon, Alaçatı’dan Aya Yorgi’ye taşındı ama İstanbullular Alaçatı’dan vazgeçmedi.

Emre Ergani’den Metin Fadıllıoğlu’na İstanbul’un tanınmış işletmecileri de Çeşme’de mekân açtı. Güler Sabancı’dan Erol Tabanca’ya iş dünyasından birçok isim de Çeşme’ye otel yatırımı yaptı.

Yine de turizmciler
hep dertliydi, “Çeşme zor bir bölge, çünkü yabancı turist
gelmiyor” diye.

Gerçekten de öyleydi, Bodrum’a, Antalya’ya, Fethiye’ye yabancı turistler akın ederken Çeşme’de sadece yerli turistler vardı. İşte bu yüzden Çeşme’nin New York Times’ın 2016’da gezilecek görülecek 52 yer listesine girmesi çok önemliydi.

Zeytin, sakız, enginar gibi yerel lezzetlerin ve şarap bağlarının, Noma’dan ilham alan Alancha’dan ve İstanbul
ve İzmir’den transfer olan restoranların etkisinden bahsetmişti New York Times.

“Gastrono-minin öne çıktığı bir Ege kıyısı” diye özetlemişti Çeşme’yi.

Hafta sonu programı

Bu hafta sonu Alaçatı’da iki önemli etkinlik var.

11-13 Mayıs’ta Tasting Alaçatı ve Peak Talks.

Dünyadan yıldız şefleri ağırlayacak Peak Talks’un küratörü şef Kemal Demirasal.

Heyecanla bekliyoruz.